Menu

Cart

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Seneler evvel beni Sana getiren şey müzikti ve bhacan söyleme fırsatının olabileceğiydi. Bu günlerde Sai Merkeziyle artık bir bağlantım olmadığından bhacan söyleme fırsatım olmuyor. 

 

Swami: Bhacanlar’ı kimin için söylüyorsun?

Salik: Senin için Swami ve tüm dünya için…

Swami: Hayır, hayır, bhacanlar’ı kendi iyiliğin için söylüyorsun. Bu süreçte diğerleri de fayda görüyor. Nehir aktığında başkaları için akmaz, nehir sadece okyanusla buluşmak istediği için akar. Bu süreçte insanlar nehirden su içerek faydalanırlar. Nehir, suyundan kimin içtiği ile, kimin onu övdüğü ile, kimin ondan şikayetçi olduğu ile ilgilenmez; o her daim mutlu bir haldedir ve sadece akar. Nehir akar, çünkü sevgili hedefi olan okyanusa ulaşmak ister.

Öncelikle bu hakikati öğrenmelisin: Bunu kendi iyiliğin için yapıyorsun. Bhacanlar’ın seni daha iyi bir insan haline getirip getirmediği ile ilgilenmelisin. Bu süreçte dinleme vasıtasıyla on kişi daha ilahi hisler geliştiriyorsa ne ala. Önceliğin senin kendi dönüşümün olmalıdır.

Miktarın Benim için pek bir önemi yoktur. Tek bir ilahi ismi kendi kalbini eritecek, sürur dolu göz yaşları dökecek ve daha önceden deneyimlememiş olduğun bir neşe hissedecek ölçüde Tanrı bağlılığı ile söylersen eğer, bhacan’ın amacına işte o zaman ulaşmış olursun.

Önceliğin bu olsun. Bu süreçte başkaları da dinleyip fayda sağlarsa ve sen başkalarına bhacan söylemeyi öğretirsen, çok mutlu olabilirsin. Birisinin hoşuna gitmese bile sen yine mutlu olabilirsin, zira başkalarının mutluluğu için değil, kendi mutluluğun için bhacan söylüyorsun. Başkalarını söylediklerini ve fikirlerini dinleyip değişmeye devam edersen, asla bir şey yapamazsın.

 

24 Ekim 2016 – San Felipe Neri’de Sabah Satsang’ı – Barselona, İspanya

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S  Soru: Sevgili Swami, sadhana’mızı geliştirmemiz konusunda çok önemli olan shraddha – kararlılık – hakkında konuştun. Bu kararlılığı ilk etapta nasıl geliştirebiliriz?

 

SwamiBir şeyin değerini biliyorsanız, onu edinmek için kararlılığı geliştirirsiniz. Değerini bilmiyorsanız umurunuzda olmaz o. Pırlanta bulup da bunun süslü püslü bir taş olduğunu zanneden çoban çocuğun hikâyesine benzer bu. Çocuk bu pırlantayı keçisinin boynuna takmış ve çok mutlu hissetmiş. Ancak, bir pırlanta taciri pırlantayı gördüğünde bu taş için muazzam bir fiyat teklif etmiş. Pırlanta taciri pırlantanın değerini biliyorken köylü çocuk bunun alt tarafı başka parlak bir taş olduğunu sanıyordu.

Ermeye çalıştığınız şeyin değerini bilmiyorsanız, ona ermek için samimiyetiniz olmaz. Diyelim ki açsınız ve evde yemek yok. Eşiniz veya anneniz o gün hiç yemek pişirmedi. Sadece sessiz kalıp, bir köşede oturarak, “Hadi açlıktan içim kıyılsın,” der misiniz? Hayır! Komşunuza gider yemek rica edersiniz veya cebinizde para varsa bir restorana gider ve bir yemek satın alırsınız. Hiçbir şeyiniz yoksa eğer, yemek için dilenirsiniz bile, fakat kendinizin açlıktan ölmesine izin vermezsiniz. Yapmanız gereken şeyin değerini bir kez bildikten sonra samimiyeti ve kararlılığı geliştirirsiniz.

Yaşamda herkes mutluluğu ister ve mutluluk uğruna tüm eylemlerde bulunur. Ne var ki, edindikleri bu mutlulukların hiçbiri uzun süre dayanmaz. Keyif almayı mutlulukla karıştırıyor onlar. Er ya da geç keyif yok olur ve onlar tekrardan mutluluk arayışı içerisinde farklı eylemlerde bulunmaya başlarlar. Kalıcı mutluluğu size ancak spiritüel yolda gitmek verebilir. Bir kez tohumu ekip beslediniz mi ağaç büyür ve size sonsuza dek meyve verir. Arka bahçenizde bir tohum ekip, ağaç yetiştirip, ağacın meyvelerini sonsuza dek edinebilecek iken niye oradan buradan meyve dilenesiniz ki?

Spiritüel sadhana için yapılan bu gayret size kalıcı mutluluğu bahşedecektir. Kalıcı mutluluğa ermek için hatırı sayılır bir şekilde gayret göstermelisiniz. Hedefin ebedi değerini bilerek gösterdiğiniz gayretlerin sadece üç kuruşluk bir değeri vardır.

 

8 Ağustos 2016 – Asya Pasifik Gençlik Kampı – Bali, Endonezya

 

 

 

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S  Soru: Diyelim ki, birisi kötü bir şey yaptı ve ceza puanı aldı. Sonra bunu iyi işler yaparak kapatırız. İyi ve kötü işler birbirinin etkisini nötrleştirir mi?

 

SwamiKişinin her ikisini de deneyimlemesi gerekir. Birbirinin etkisini nötrleştirmek diye bir şey olmaz! Eğer kötü bir şey yaptıysanız, bunun sonucunda belirli ölçüde üzüntü deneyimlemek zorunda kalırsınız – ve iyi şeyler yaptığınız takdirde bundan dolayı belirli ölçüde sevinç deneyimlersiniz. Her ikisini de deneyimlemeniz gerekir – işin hakikati budur.

Daşaratha, Şravana Kumara’yı kazara öldürmüştü – ve çok sayıda iyi şey yapmış olmasına rağmen yine de lanetlendi. Büyük bir kral olarak ülkesini adaletle yönetti ve başkalarının hayrına çok sayıda iyilik yaptı. Yaptığı iyilikler, onun Rab Rama'nın babası olmasına sebep oldu. Ne var ki, yaptığı tek bir kötü eyleme bir bakın. İşte o eylem, onun trajik sonunu deneyimlemesine yol açtı. Rama'ya babalık yaptığı ve Onun büyüyüşünü görmek suretiyle Rama'nın yakınlığını kendi Oğlu olarak sevinçle deneyimlediği için, iyi olanı da deneyimledi. Fakat en sonunda, işte o tek kötü eylemden ötürü söz konusu yakınlığı yitirmek zorunda kaldı.

Bu bakımdan, iyi olan, ödül olarak iyiyi verir, fakat kötü olan da kötü sonuçlar verir. Bunların birbirinin etkisini nötrleştireceğini ve bu sayede, daha fazla kötü işi daha fazla iyi iş yapmak suretiyle örtbas edeceğinizi sanmayın. Bunun işleyişi o şekilde olmaz. Her birinin kendi yolu yordamı ve ödülleri vardır.

Ne der Şankaraçarya? “Bhaca Govindam, Bhaca Govindam – sürekli olarak Tanrı'yı getir aklına.” Yapmanız gereken ilk iş, satsang’a dahil olmanızdır; çok ama çok önemlidir bu. Düşünceleriniz ancak bu sayede iyi olabilir.

tyaca durcana samsargam bhaca sadhu samagamam
kuru punyam aho ratram smara nityam anityatam

(Kötü birliktelikten kaç; daima iyi birlikteliği ara ve orada kal;
gece gündüz iyi ve asil işler yap;
her daim, kalıcı olan ile geçici olan arasında ayrım yap.)

Kötüyü terk etmek, doğru şekilde düşünmeyen veya negatif düşünceli olan kimseleri terk etmek anlamındadır. Aynı zamanda da iyi işler yapan, iyi şeyler düşünen ve iyi şeyler söyleyen kimselerle birlikte olun. Gece gündüz sırf iyiyi yapmayı sürdürün ve neyin gerçek olup, neyin gerçek dışı olduğunu, neyin peşinden koşmaya değdiğini, neyin bir kenara bırakılmaya layık olduğunu daima hatırlatın kendinize. Bu ayrım yapma işlemini sürekli olarak uygulayın.

 

Singapur, 27 Ağustos 2019 –Akşam Satsang'ı

 

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Gençler Swami için ne yapmalıdır?

 

Swami: Genç de olsanız, yaşlı da olsanız, Benim için aynı şeyi yapmak zorundasınız: Dönüşüme uğramalısınız. Başkalarına örnek olmalısınız. Swami’nin öğretmekte olduğu şeyi uygulayıp başkalarına örnek olursanız, yapabileceğiniz en yüce seva’dır bu.

Güneş her gün doğar ve sırf gökyüzünde yükselmek suretiyle tüm dünyayı gözetip kollamış olur. Ağaçlar büyür, kuşlar uçar, mahsuller boy atar – her şey Güneş doğduğu için gerçekleşir. Şayet sizin içinizdeki ilahilik de Güneş gibi doğacak olursa, herkese yardımcı olacaktır. Güneşi yakından gözlemleyecek olursanız, o kadar canlıya ışık ve hayat verebilmek uğruna kendi kendini yakıp tüketmekte olduğunu öğrenirsiniz.

Kiliseye gidip mum yakıyorsunuz. Mumun anlamı nedir? Tanrı’nın ışığa ihtiyacı var mıdır? Işığa ihtiyacı olan sizsiniz. Mum size, kendi diliyle, ışıldayıp karanlığı yok edebilmesinin tek yolunun eriyip tükenmek olduğunu söyler. Sevginin ışığı yayılabilsin diye, mumun egosu eriyip gider.

Bu nedenle, genç de olsanız yaşlı da olsanız, her şeyden önce kendinizi dönüşüme uğratın. Başkalarının uğruna fedakârlıklar yapmaya istekli olun. Gençler çok benciller. Önce kendilerini düşünüyorlar; hiçbir şekilde önce başkalarını düşünmüyorlar. İlk olarak, bencillikten uzak bir şekilde vermeyi öğrenin. Bana güvenin – bir şeye inanılmaz derecede ihtiyacınız olsa dahi, o anda aynı şeye bir başkasının ihtiyacı varsa ve bunu sizden isterse, sizin de eğer bu şeyi vermek için cesaretiniz olup severek verirseniz, Swami sizi gözetip kollayacaktır. Swami sizin tüm ihtiyaçlarınızla ilgilenecektir.

Gençler vermeyi ve affetmeyi öğrenmeliler. Affetmek çok önemli bir erdemdir. Gençlerin birçoğunda yanlış anlamalar var. Onların yaşındayken normaldir bu, fakat insanları affedebilmek ve daha da önemlisi kendinizi affedip hayatınıza devam etmek son derece önemlidir. Hatalar olur. Ne var ki, geçmiş hatalarınıza takılıp kalırsanız, asla ileriye doğru gidemezsiniz. Hatayı tekrar etmezseniz, hata olmaktan çıkar o. Kendinizi suçlayarak, değersiz ve zayıf olduğunuzu sanmayın. Unutmayın ki, siz, bu forma bürünmüş haldeki Tanrı’nın Kendisisiniz. Tüm güce, kuvvete ve saflığa sahipsiniz. Buna ikna olmuş bir şekilde cesurca yaşayın – verebilmenizi ve affedebilmenizi sağlayacak kalbi size verecek olan şey budur işte. Bu sizi korkusuz kılacaktır, zira Tanrı’nın her daim sizi koruyup kolladığını biliyorsunuz. Her neye ihtiyacınız varsa, her nerede ihtiyaç duyarsanız, her ne zaman ihtiyacınız olursa, Tanrı ihtiyacınızı karşılayacaktır. Siz başkaları için yaşayın ki, Ben de sizi gözetip kollayayım. Başkalarının sizi örnek alabilmesi için bu şekilde örnek olun.

 

Zagreb, Hırvatistan – 22 Nisan 2015 – Akşam Oturumu

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Sarsılmaz inanç hakkında bir sorum var. Swami, “Sarsılmaz inancınız ya vardır ya da yoktur; %50 sarsılmaz inanç olmaz,” diyor. İnsanların sarsılmaz inancı geliştirmelerine bir şekilde yardımcı olabilir misin acaba?

 

Swami: İnsanlarda sarsılmaz inanç vardır. İnsanlarda sarsılmaz inancın olması için ne yapabilirim ki Ben? Sarsılmaz inanç, şekerler gibi dağıtılabilecek olan sıradan bir şey değildir. Sarsılmaz inanç kalpten doğar, kafadan değil. Kafa analiz yapar, hesap kitap yapar ve yargılar; dolayısıyla da kafa asla hiçbir şeye güvenemez. Kafa, dışa yönelik yoldur, yani dışarıya doğru bakar, fakat sarsılmaz inanç içeriye doğru bakar. Dolayısıyla da kişide sarsılmaz inancın olup olmaması, kafa ile kalp yüzündendir. Görüş gücünüzü ne kadar dışarıdan içeriye yöneltirseniz, sarsılmaz inancınız da o kadar artar. Dışarıya ne kadar bakarsanız, sarsılmaz inancı o kadar yitirirsiniz. Zihni içeriye doğru çevirip sarsılmaz inancın tadını çıkarmak, insanın kendi iyiliğinedir. Ben sizi ancak, sağa ya da sola sapabilesiniz diye, üzerinde yürümeniz gereken yola yönlendirebilirim; Ben size ancak rehberlik edebilirim. Ne var ki, o yolda yürümek sizin kendi ayrıcalığınız olup, bu tavsiyeye uyar da doğru yolda yürürseniz, sarsılmaz inancı geliştirirsiniz. Sarsılmaz inanç bireyseldir ve sarsılmaz inancı geliştirip korumak da kişinin kendisine kalmıştır.

 

12-13 Ekim 2017 –Bogota İlahi Ziyareti, Kolombiya

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Budizm hakkında bazı kitaplar okudum ve birçok kişinin sormak istediği bir soruyu soruyorum. Kötü insanların sonu kötü olduğunda kabullenebiliyoruz, ama iyi insanların sonu kötü olduğunda gerçekleşen şey nedir acaba? Karma yasası nedeniyle mi oluyor bu? Yani önceki yaşamlarında yaptıkları şeylerden ötürü mü oluyor?

 

Swami: Ne ekersen onu biçersin. Bazen bugün yaptığın bir şeyin sonucu hemen gelir ve bazen de sonuçları görmek vakit alır. Masaya vurursan, masa da gerisin geriye sana vurur. Bugün bir tohum ekersen, meyve vermesi yıllar alır. Şimdi yemek yersen, hazmetmek iki saat alır. Benzer şekilde, her eylemin bir yanıt verme süresi ya da bir tepki verme süresi vardır. Dolayısıyla, siz iyi biri de olsanız kötü biri de olsanız, geçmişte her ne yaptıysanız, size geri döner. Sırf iyilerin kötü kaderlerinin olması söz konusu değildir. Aslında, siz hakikaten iyi biriyseniz, zevk ile acı arasında ayrım yapmazsınız. Her şeyi sırf iyi bir şey olarak görürsünüz. Her şey sizin iyiliğiniz içindir.

Eskiden insanlar ormanda ava çıkarlardı. Bir zamanlar Akbar (Ekber Şah) adında yüce bir kral vardı. Ava gitmek istedi. Birbal adında bilge bir veziri vardı. Birbal, Akbar’a, “Olup biten her şey, bizim kendi iyiliğimiz içindir,” demişti. Kral, elma keserken, parmağını kesmiş, çok acı çekiyordu. Birbal, ona, bunun da kendi iyiliği için olduğunu söyledi. Kral küplere bindi ve Birbal’ı zindana attırdı.

Kralın ava çıkacağı gün geldi çattı. Avlanmak için ormana gitti ve bu veziri zindanda bıraktı. Nasıl olduysa oldu, kral yolunu kaybetti ve kendisine eşlik edenlerden ayrı düştü. Kabile halinde yaşayan bir grup insan kralı yakaladı ve şeflerine götürdü. Bu kabilenin halkı için o gün özel bir gündü. Bir bayram günüydü ve bir insan kurban edip, onu tanrılarına sunmak istiyorlardı. Kralı bulmuş olmaktan ötürü mutluydular. Onu bağlayarak, tanrılarına sunacak şekilde kusursuz olup olmadığını kontrol ettiler. Parmağının kesilmiş olduğunu görünce, onun kusursuz olmadığına ve sunulamayacağına hükmettiler. Serbest bırakılan kral, krallığına geri döndü. Birbal’ı derhal serbest bırakan kral, ona, “Parmağımın kesilmesinin benim iyiliğim için olduğunu söylemiştin. Gerçekten de iyi oldu. Kabile halinde yaşayan insanlardan kurtuldum. Peki, bütün bu süre zarfında senin zindanda oturmanın sana ne yararı oldu?” diye sordu. Bunu üzerine, bilge vezir de eğer zindanda olmasaydı kendisinin de kral ile birlikte balta girmemiş ormana gitmiş olacağını belirterek, “Senin yerine beni kurban etmiş olacaklardı. Dolayısıyla, hem senin hem de benim hayrıma oldu bu,” dedi. Vezir, niçin zindanda kaldı, acaba yanlış bir şey mi yaptı diye ağlayıp sızlanabilirdi. Ne var ki, Tanrı, vezirin dışarıda olması halinde başının derde gireceğini biliyordu. Tanrı onu işte bundan dolayı zindana attırmıştı.

Bazen bir zorluk ya da kötü talih diye gördüğümüz ya da anladığımız şey, bizim için iyi bir şey olabilir. En azından, başka bir işe yaramasa dahi, Tanrı'ya dua etmemizi sağlar. Zor zamanlarda daha yoğun ve daha içtenlikle dua ederiz. Bu çocukları görüyorsunuz – sınavları olmasaydı, ders çalışmazlardı. Onları ne kadar çağırırsanız çağırın, oyun oynamaya devam edeceklerdir. Fakat sınavlar gelip çattığında, hepsi ders çalışır – bu sayede hem bilgi edinirler hem de not alırlar. Aynı şekilde, kötü günler de sizin için sınavlar gibidir. Böyle zamanlarda tüm cesaretinizi ve gücünüzü toplamalı, sıkıntılarınıza cesaretle göğüs germeli, bu zor sınavlardan geçmeli ve kendiniz için iyi notlar almalı ve itibar edinmelisiniz. İşte bu nedenle, Tanrı'nın vermiş olduğu, iyi ya da kötü her şeyi hoş karşılayın; her şey sizin kendi iyiliğiniz içindir.

 

3 Ekim 2015 –Makao'daki Satsang

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Dünyada senin tasvir ettiklerini yapmakta olan birçok kişi var gibi geliyor bana: İnsanları eğitiyorlar, hayırsever vakıfları çalıştırıyorlar ve birçok sektörde insanların üzerinde iyi bir etki bırakıyorlar. Onların yapmakta oldukları şey ile Senin misyonun arasındaki fark nedir?

 

Swami: Evet, iyi işler yapan insanların olduğu kesindir. Ne var ki, söylediğim gibi, iyi şeyler yapmak, Tanrı’ya adamak hissiyle birlikte olmalıdır. Birçok kişi iyi işler yapmakta olsa da, iyiliklerinde Tanrı’ya adanmışlık yok ise, problemler çıkar. Alçakgönüllülük olmadığında, iyilik zarar verebilir. Ego şişer. İyilik yapmaktan kaynaklanan ego, kötülük yapmaktan kaynaklanan egodan daha yapışkan ve hileci bir egodur. ‘Ben, diğerlerinden daha iyi bir kişiyim. Bakın, fedakârlık yapıyorum. Hizmet ediyorum.’ Ben, ben, ben, ben – işte o zaman daha da kötü hale gelir.

Salik: Fakat olumlu bir şey yaptığında yine de mutlu olabilirsin.

Swami: Evet, ama, olumlu eylemi ancak alçakgönüllülükle yaptığın takdirde mutlu olabilirsin. Şayet ego ile yaptıysan, kendini mutlu hissetmezsin. Vücut ısın yükselir; aniden gururla dolduğunu hissedersin. Alçakgönüllülükle yapar da bu fırsatı sana Tanrı’nın verdiğini hatırlarsan, o vakit mutlu olursun. Yapmakta olduğun şeyde alçakgönüllülük yoksa şayet, yapıp etmiş olmanın verdiği kişisel bir zevk gibi olur bu, mutluluk gibi olmaz. ‘Ben bir şey yaptım,’ hissi size zevk verir. Hakiki anlamda iyilik yapmak değildir bu. Sizi daha da bağlayabilir bu. İyiliği alçakgönüllülükle yapmak ve Tanrı’yı hatırlamak son derece önemlidir.

 

12-15 Haziran 2019 – Kanada, Ottawa’ya yapılan İlahi Ziyaret

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Engelli olan çocuklara ve gençlere, spiritüelliklerini daha da geliştirmeleri adına nasıl yardımcı olabiliriz?

 

Swami: Onları saf bir şekilde sevin. Onları saf bir halde sevin, beklentileriniz olmasın. Spiritüelliği geliştirmeyi öğretir onlara bu; zira spiritüellik sevgiden farklı değildir. Onları, beklentileriniz olmadan, sizin kendi anlayışlarınız ve bağımlılıklarınız ile onlara sıkıntı vermeden severseniz – onları kendi iyilikleri adına sevmeniz halinde – sizin onlara bir şey söylemenize gerek kalmadan, bu tür spiritüel sevgiyi geliştirirler.

 

15-17 Ekim 2017 – Meksika’ya yapılan İlahi Ziyaret

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Niçin bize, Swami bazen bir şey söyleyip, yine de başka zamanlar sanki başka bir şey söylüyor gibi geliyor? Swami’nin söylediklerini değiştirebileceği anlamına mı geliyor bu?

 

Swami: Tanrı daima şeffaftır ve daima aynıdır. Tanrı asla değişmez. Tanrı'yı nasıl gördüğünüz, bütünüyle, bizzat kendi benliğinizin bir yansımasıdır. Tanrı, O'nu nasıl hissederseniz, o hale gelir. Bugün bir şeyden bir şekilde söz ederse şayet, bunun sebebi, sizin kendinizi ve çevrenizdeki her şeyi o şekilde düşünüyor ve görüyor olmanızdır. Oysa, Tanrı yarın farklı bir şekilde başka bir şeyden bahsederse, içinizin derinlerindeki hislerin bir yansımasıdır o. Gördüğünüz değişiklik, kendi varlığınızın Tanrı'daki bir yansımasıdır, yoksa Tanrı bir şeyleri değiştiriyor olmaz.

Her Üstat farklı dönemlerde takipçilerini nasıl ele aldı ise, Ben de sizin ne kadar gelişmiş olduğunuzu kontrol ederim – tıpkı bir çömlekçinin çömleği yapması, fırınlaması, kurutması ve sonra çatlayıp çatlamayacağını veya su sızdırmayacak kadar sağlam olup olmadığını görmek üzere çömleğe bir iki sert darbe indirmesi gibi. Şuraya buraya birkaç set darbe indirmek, ne kadar güçlendiğinizi kontrol etme sürecinin bir parçasıdır. Çatlaklar olabilir, dolayısıyla da çömlekçinin çömleği yeniden yapması için sabırla bekleyin.

Çoğu kimse Swami’ye hep – boş bir şekilde gelmek yerine – sorgulayan, kuşku duyan ve beklenti içinde olan bir zihinle gelir. Belirli bir şeyle gelmişseniz zaten, taşacağınız için, Ben daha fazla bir şey koyamam. Ancak boş bir şekilde geldiğiniz takdirde, Ben de bir şeyler koyabilirim. Ne var ki, çok ama çok sayıdaki yaşamlardan gelen geçmiş karma nedeniyle, belirli bir zamanda bunun özlemini çekmiş olanlara fırsatlar tanırım. Onları yakınıma çağırıp Kendime çekerim ve bir fırsat sağlamaya çalışırım. Şu günde, şu zamanda, şu yaşamda bu fırsata ayak uydurmak, size kalmış bir şeydir. Doğru türden çabayı gösterin; aksi halde – hiç kuşkunuz olmasın – bu fırsatı kaçırırsınız.

Bana, Benim uğruma gelin. İşte o zaman hiçbir şekilde hiçbir kafa karışıklığı olmaz. Şayet zihninizden geçen bir şeyler şimdiden var ise, bu durumda onun bir yansımasını Bende bulacağınız kesindir.

Ben bunu sizden çok daha fazla deneyimledim. Siz bunu tek bir Tanrı ile deneyimlediniz, ama Ben binlerce salik ile deneyimledim! (Gülüşmeler) Tanrı’ya boş gelin ki, kafanız karışmasın. Kendi anlayışlarınızla gelirseniz, kafa karışıklığı yaratır bu. Bu nedenle, Tanrı’ya boş ellerle gitmeniz gerekir.

Bunu kendi kendinize bir düşünün: Her ne zaman tamamen boş olup da Swami’ye kendinize ait bir şey olmadan gelmişseniz, her şey yolunda gitmiştir. İşlerin belirli bir şekilde olması gerektiğine yahut olmaması gerektiğine dair beklentileriniz olduğunda –sizde halihazırda anlayışlar, algılamalar ya da beklentiler var iken, buna rağmen nasıl olması gerektiğini Swami’ye sorduğunuzda – ise, onların yanı sıra kafanız da karışmıştır. Her halükârda, Swami, ‘Yol yordam bu değildir,’ diye size hatırlatmak için gayret eder. Bu nedenle, boş gelin – Baba’ya gelmenin en iyi tarzı budur işte.

 

Şubat 2018 – Singapur ve Laos’a yapılan İlahi Ziyaret

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S  Soru: Prema Sai olarak fiziki formda gelmeden önce Baba bu süptil formda ne kadar süreyle kalacak acaba?

 

Swami(Şakayla) Eğer söylersem, gidip başkalarına söyleme. Kendine sakla!

Salik: Herkes bilmek ister.

Swami: Prema Sai 19 yaşında misyonu devralana kadar bu şekilde devam edeceğim. Şimdi kaç yaşında? Sadece yedi buçuk yaşında. Biraz daha vakit var. Şimdiki form ise, Prema Sai gelip de misyonu devralana kadar 10 ile 12 yıllık bir süre boyunca daha devam edecektir.

Günümüzde Ben, Shirdi Sai olarak aynı zamanda Shirdi'deyim, ayrıca Sathya Sai olarak da oradayım. Gelecekte, Prema Sai olarak olacağım orada. Prema Sai geldi diye, Shirdi Sai ile Sathya Sai artık olmayacak demek değildir. Kalplerinde Bana o formda ibadet eden saliklerin adına Ben de o formda devam edeceğim.

Misyonun uğruna, evet, Prema Sai 19 yaşına geldiğinde, her şeyin başına o geçecek. Mauritus'a da gelecek. O zamana kadar Mauritus'ta devasa bir mandir olacak – bir Prema Sai Mabedi olacak. Tüm salikler o mandir'e gelecekler ve O da oraya gelecek. Onun esas işi, sırf Hindistan'ın değil de dünyanın her yanını dolaşmak olacaktır; çünkü O tüm dünyaya aittir ve dünyadaki tüm insanlarla buluşacaktır. O zamana kadar da dünyada bir sürü değişiklik meydana gelmiş olacaktır. İnsanlar, dışa ait şeylerin hepsinde mutluluğu bulmaya çalışıp da bulamadıkları için materyalizmden bıkacaklar. O noktada, insanlar içe dönmeye başlayacak. Böylece, dünyanın her yanına gidip en yüce hakikat öğreten bir spiritüel Üstat olacaktır O. Gerçekleşecektir bu. O zamana kadar da gidişat bu şekilde olacaktır.

 

11-14 Aralık 2018 – İlahi Satsang, Mauritus

 

Yeni Resmi Websitelerinin Linkleri

OTURUM Aç YA DA KAYIT OL