Menu

Cart

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S  Soru: (Bir oğlan çocuğu soruyor) Swami, Doğayı kim yaptı?

 

Swami: Seni kim yaptı? Seni annen yaptı. Benzer şekilde, Doğa için de Tanrı annedir. Tanrı Doğayı yarattı, Doğa insanı yarattı ve insanın gerisin geriye Tanrı’ya gitmesi gerekir. İşte o zaman döngü tamamlanır.

 

Encinitas, Kaliforniya, ABD, 20 Temmuz 2015

 

 

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Swami, son birkaç gün boyunca, birkaç kez bize, Seni içimizde aramamız gerektiğini ve Senin de tüm soruları yanıtlamaya hazır olduğunu söyledin. Kardeşimiz Issac Tigrett de bize, yıllardan beri, içsel olarak Seni görebildiğini ve Seninle konuşabildiğini söylemekte. Bu bana gerçekten de erişilmesi zor bir hedef gibi geldi. Seninle bu içteki iletişimi başarmanın önündeki en büyük engelin ne olduğunu ve o engeli aşmak için ne yapmamız gerektiğini sormak istiyorum? Teşekkürler!

 

Swami: Tanrı, Ben gelmeden de önce orada, senin içindeydi. Swami fiziki formdayken de Tanrı oradaydı ve bundan sonra da Tanrı orada olmayı sürdürecektir. Sizin her birinizin içinde var olup da İlahiliğinizin farkındalığına ermenizde size yardımcı olmak için birçok isme ve forma bürünen ve farklı ülkelerde beliren Tanrı, aynı Tanrı’dır.

Hz. İsa, Aziz Francis’le konuştuğunda, nereden konuşmuştu? İnsanlar Tanrı’nın Rahibe Teresa ile konuştuğundan bahsettiklerinde, Tanrı nereden konuşmuş oluyordu? Tanrı tüm yüce azizlerle, ermişlerle ve peygamberlerle dışarıdan konuşmamış, fakat onların içlerinden konuşmuştur. Peki, onların duymalarını sağlayan şey nedir? Sizin O’nun sesini duymanızı engelleyen nedir? Çok fazla gürültü vardır.

Bu odada herkes sessiz olursa, Benim sesimi işitebilirsiniz. Şayet hepiniz aynı anda konuşursanız, Beni nasıl işitebilirsiniz ki? Size içinizden yol göstermem için Bana dua ettiğinizde, aslında dışınızda ya da uzağınızda olan birine dua etmemektesiniz; sizinle konuşsun diye kendi içinizdeki İlahiliğe dua etmektesiniz. Ben, size hitap etmek amacıyla herhangi bir isme ya da forma bürünebilirim, ama Benim konuştuğum her seferinde siz şüpheye düşüyorsunuz. Acaba Swami’midir bu? Yoksa benim hayal gücüm mü? Bütün bunları düşünmeme sebep olan şey, acaba benim zihnim mi, yoksa muhtemelen Swami’yi duyma konusunda içine düştüğüm çaresizlik hissi mi?

Spiritüellik yolundaki en büyük engel, kişinin şüpheye düşmesidir. Çoğu kez Ben sizinle kendi içsel İlahiliğiniz olarak iletişim kuruyor olsam da, bu iletişim, Buddha’nın, Hz. İsa’nın, Hz. Muhammed’in ya da Sai Baba’nın sesi şeklinde de gerçekleşmektedir.

Bu, size içinizden hitap eden bir sesten ibaret olup, konuştuğunda, şüpheye düşmek yerine, söylediğini anlamaya çalışın; zira söyledikleri her ne ise, sizin de diğer herkesin de iyiliği içindir. Bir sonraki adım olan, ‘söylenenleri uygulama’ safhasına geçtiğinizde ise huzura kavuşacaksınız.

Gelecek sefere, sessizlik içinde dua edin. Tüm düşüncelerinizi – zihninizin gürültü patırtısını – susturduktan sonra, neyin söylenmekte olduğuna dair içinizden bir his gelecek. Bu hissi takip edin ve sonucunu kendiniz görün.

Hayat büyük bir macera haline gelecektir.

Sorun, bütün bunlar hakkında belirli beklentilerinizin – şu şekilde görülmelidir, o şekilde işitilmelidir, belirli bir tarzda dile getirilmelidir gibi beklentilerinizin –olmasıdır. Ne var ki, İlahi Olan’ın ne bir ismi ne de bir formu olmayıp, içteki ses size kalbinizin en içteki derinliklerinden gelmektedir. Zihin hiçbir şekilde işe karışmadan, tümüyle sessiz olduğunuzda – ve o ses her ne söylerse, söylenenlere uymaya tam anlamıyla hazır olduğunuzda – bunun İlahi Olan’ın sesi olduğu, sizin için apaçık bir hale gelir. Sakın bunu bir tür çocukça heyecanın tatmin edildiği bir egzersiz haline getirmeyin; tam bir sarsılmaz inançla ve hiçbir şüphe duymaksızın, samimi bir çaba gösterin. İşte o zaman, olayı siz kendiniz kavrarsınız.

Mideniz, ne kadar yediğinizi bilir; açlığınızın giderilip giderilmediği hakkında dışınızdaki herhangi birinin ölçüm yapması hiçbir şekilde söz konusu olmaz. Benzer şekilde, içteki Tanrı konuştuğunda da, kalbiniz onun Tanrı olduğunu bilir ve siz de bu sayede onun Tanrı olduğunu bilirsiniz. Şüpheye düşmeyin! Sessiz olun ve gelen her ne ise, ona uymaya hazır olun; bu işi oyun haline getirmeyin. İşte o vakit, onun Tanrı olduğunu bilirsiniz.

 

Roma, İtalya, 20 Nisan 2016, Gençlik Programı

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Swami, ideal dua nedir?

 

Swami: Daima, “Beni Senin gibi yap,” diye dua etmelisiniz. Kap boş olduğunda, Tanrı o kabı doldurabilir. Ben sizin kabınızı boşaltmaya kalktığımda, “Ne olur, benden alma onu!” diye ağlayıp duruyorsunuz. Bir taşı heykele dönüştürmek istiyorsanız, taşı yontmanız ve istenmeyen kısımları atmanız gerekir. Benim de sizde ilahi olmayan her ne varsa onları söküp atmam gerekiyor ki, geriye ilahi olanlar kalabilsin. Sizde ilahi olmayan her ne varsa onları söküp atmaya çalıştığımda, “Swami! Bana zorluk verme,” diye ağlayıp sızlanıyorsunuz. Hakiki dua bu değildir. Duanızın, “Ben daima Sana aitim; bana her ne istersen yap. Mutluyum ben. En sonunda Senin formuna dönüşeyim,” diye içten olması gerekir. O zaman Ben de sizin içinizde akıp giderim. Gerçek sevgi ırmağı odur işte.

Su deposunda su varken niçin hiç su gelmiyor ki? Çünkü boru tıkalıdır. Boruyu ne tıkıyor peki? Borunun içindeki kir pas. İlahilik orada, sizin içinizdedir. Niçin ilahiliği herkes deneyimleyemiyor? Benim biraz üzerinde çalışmam lazım, ancak Benim bunu yapmam yönünde hazır değilsiniz; Benim sizdeki ‘ben’ ve ‘benim’i söküp atmam yönünde hazırlığınız yok. Bu nedenle, duanız, “Rabbim, beni Sana dönüştür,” olmalıdır. Kalbinizin derinliklerinden dua ederseniz, Ben de sizi Benim gibi yaparım.

Muddenahalli, Hindistan, 7 Şubat 2015

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Swami, hayatımda birçok ikilem ve karar verme durumları yaşadım ve gerçekten kafam karıştı. Herkes bana, “Swami’ye dua et ve gerisini O’na bırak. O senin için çözümü bulur,” diyor. Sorum şu: Senin rehberliğin ile zihnimin konuşması arasında nasıl ayrım yapabilirim acaba?

 

Swami: Şimdi bir soru soruyorsun ve Ben de yanıt vermeliyim; fakat buradaki herkes aynı anda konuşmaya başlarsa, cevabımı duyabilir misin? Çok gürültü olur. Bir salonda birçok kişi aynı anda konuşursa, konuşmacının sesini duyamazsın. Swami’nin ne dediğini içinde duyabilmen için, zihnin tüm gürültüsünü kesmelisin. Zihin sana bugün bir şey söyler ve yarın da başka bir şey söyler. Zihin an be an değişip durur, dolayısıyla zihne güvenemezsin. Kalbe güvenmek zorundasın – fakat kalp konuştuğunda da fısıltıyla konuşur. Kalp ancak zihin sessiz olduğunda duyulur. İşte bu nedenle, sessizlik ‘Sai-lens’tir (silence is ‘Sailence’) denilir. Sai’yi ancak sessiz olduğunuzda görebilirsiniz – üstelik sadece ağzınızı açmadığınızda da değil. Birçok kimse oturur ve konuşmasın diye ağzına bant yapıştırır, ama Ben bu sessizlikten bahsetmiyorum. Ben, zihnin sessiz olmasından söz ediyorum. Zihin sürekli olarak önerilerde bulunmaya, tavsiyede bulunmaya, talimat vermeye, argümanlar ve hükümler ileri sürmeye ve hüküm vermeye çalışır. Zihnin doğası böyle olduğundan, bunu yapmayı sürdürür. Dolayısıyla, zihin o kadar gürültü çıkardığında, Ben her neyi söylersem söyleyeyim, duyamazsın. Önce zihnini sakinleştir. Dua etmeden önce zihnini yönlendir. ‘Zihnimi sakinleştir,’ diye dua etmelisin ki, söylemek istediğim şeyi duyabilesin. İşte o zaman tüm yanılgıların da ikilemlerin de önü kesilmiş olur. Tüm rehberlik içtedir; tüm bilgi içtedir. Sırf ‘gürültü’ yüzünden, o ‘ses’i işitemiyorsun. Tüm gürültünün kesilmesini sağla. Dua et, meditasyon yap ve zihnini sakinleştir; işte ancak o zaman Beni net bir şekilde işitebilirsin.

Singapur, 17 Eylül 2016 (Akşam Seansı)

 

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Bhagawan, Tanrı’yı sevmemizin çok önemli olduğundan, ama Tanrı’nın bizi sevmesinin ve “Bu Benim adamım,” demesinin daha da önemli olduğundan bahsettin. ‘Senin adamın’ haline nasıl geliriz acaba?

 

Swami: Yolda babanla birlikte yürürken, arkadaşlarından ikisine rastlarsan ve yanlış bir şey yaptıklarını görürsen, onların arkadaşların olduğunu söyler misin babana? Onları görmezden gelirsin ve baban böyle arkadaşların olduğunu görmesin diye hızla yanlarından geçip gidersin. Halbuki arkadaşların iyi bir şeyler yapmış olup da bir şeyleri başarmış olsalardı – isimleri TV’de geçmiş olsaydı – “Baba, bunlar benim arkadaşlarım!” diye gururla anlatırdın babana; onları tanıtmış olman hoşuna giderdi.

Tanrı ile de durum aynıdır – sizin Kendisine ait olduğunuzu takdir etmesini istiyorsanız, davranışınız gereken şekilde olmalıdır ki, “Bu kişi Benimdir,” diye herkese söylemekten mutluluk duysun. Öbür türlü davranırsanız, Tanrı da sizi görmezden gelir ve aynı şekilde O da hiç kimsenin haberi olmasın diye hızla yanınızdan geçip gider!

Yapmanızı istediğim şeyi yaparsanız, davranmanızı istediğim tarzda davranırsanız, o zaman Ben de size gelirim ve size sadece, “Sen Benimsin,” demekle de kalmayıp, diğer herkese de sizin Bana ait olduğunuzu söylerim – çünkü sizinle ilişkili olmaktan gurur duyarım. Ben her daim herkesi severim – sizi sevip de bir başkasını sevmemem söz konusu değildir – ne var ki, Benim sevgimi ancak uygun şekilde davrandığınızda hissedersiniz.

 

Milpitas, Kaliforniya, ABD, 16 Haziran 2016 (Sabah Seansı – Gençlik Buluşması)

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S  Soru: Swami, Senin mesajını daha da yayabilmek adına birliğimizi nasıl güçlendirebiliriz?

 

Swami: Kafanızı kullanmayın, kalbinizi kullanın. Kalp daima aynıdır; kalpler daima birleşmiştir. Farklı kişilerde farklı olan şey, kafadır. Kafayla düşündüğünüzde, işin içine ‘ben’ ve ‘benim’ girer, o durumda hiçbir zaman birleşemezsiniz.

Kalpten düşündüğünüzde, sever ve affedersiniz ve insanları bağrınıza basar ve kabullenirsiniz – ve bu da birliği getirir. Kalbinizi kullanın; kalp şefkattir; kalp affedici olmaktır; kalp iyilik yapmaktır; kalp kabullenmektir. Bunun sayesinde de birleşmeniz mümkün olur.

 

Birleşik Krallık, 4 Nisan 2016 (Sabah Seansı – Sai Prema Gençliği)

 

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S  Soru: (Bir öğrenci tarafından soruluyor) Swami, Bhagawad Gita’da denildiği gibi,

 

yatra yogeşwarah krişno

yatra partho dhanurdharah

tatra şrir vicayo bhutir

dhruva nitir matir mama

 (Her nerede tüm yogi’lerin Efendisi olan Krişna varsa ve her nerede yüceler yücesi okçu Arcuna varsa, orada kesinlikle bolluk, zafer, olağanüstü kudret ve

ahlâk olacaktır. Benim kanım budur işte.)

 

Sevgili Swami, Sai Krişna olarak bizimlesin Sen. Ama biz yine de üzerimize düşeni yerine getiremiyoruz. ‘Dhanurdharah” ne anlama geliyor acaba?

 

Swami: Partha’nın vazifesi, savaşmaktı. Yayını eline alıp da savaşmasaydı eğer, vazifesini yerine getirmemiş olacaktı. 

Bir öğrenci olarak senin vazifen, derslerine güzelce çalışıp, terbiyeli olup, disiplinli olup, alçakgönüllü olup, ideal bir öğrenci olmaktır. Vazifeni yerine getirdiğin takdirde, Ben de seni başarılı kılmak için daima seninle birlikte olacağım.

Bir öğretmenin vazifesi de iyi öğretmek, ideal olan şekilde davranmak, şefkatli olmak, sevecen olmak ve tüm öğrencilere taraf tutmadan muamele etmektir. İşte o zaman Ben de onu başarılı kılmak üzere onunla birlikte olurum. İş hayatına atılmış olan kimselerin vazifesi ise, iş hayatlarını, yasalara karşı gelmeden veya başkalarının çıkarlarına zarar vermeden, etiğe ve ahlâka uygun şekilde yürütmektir. İş hayatlarını bu şekilde yürütürlerse eğer, o zaman Ben onlarla da birlikte olurum. Bir şarkıcının vazifesi, onu dinleyenleri hoşnut edecek şekilde ve tüm yeteneğiyle şarkı söylemektir. Bu şekilde hareket ederse, Ben onunla da birlikte olurum. Aynı şekilde, doktorlar, mühendisler, öğretmenler, öğrenciler, sürücüler, aşçılar, bahçıvanlar, vs. vardır. Vazifelerini gereğince yerine getirdikleri takdirde, onların her biriyle birlikte olurum Ben de. Sorun, sen vazifeni gereğince yerine getirmediğinde başlar. İşte o zaman başarı da olmaz.

Günışığı hep oradadır. Günışığının içeriye girmesini sağlamak üzere kapılar ile pencereleri açmazsan eğer, odan karanlık kalacak ve yavaş yavaş içeriye hamam böcekleri, sivrisinekler, akrepler ve yılanlar girerek orayı mesken edineceklerdir.

Tüm Bhagawad Gita’nın aslı esası, birinci ile sonuncu dörtlüklerdedir: “Mama dharma – bireysel öz’ün dharma’sı.” Dolayısıyla, vazifeni gerçekleştirip de kendini Rabbin rahmetini alacak hale getirdiğin takdirde, başarılı olacağın besbellidir. Bu hususta hiçbir kuşkun olmasın!

Arcuna, egosu ve hısım akrabalarına olan düşkünlüğü yüzünden vazifesini yerine getirmede başarısız olan bir kimseyi temsil eder. İşte Rab tam da o zaman devreye girer ve Bhagawad Gita aracılığıyla, vazifesini gerçekleştirmesi gerektiğini hatırlatır. Ancak vazifenizi gerçekleştirdiğinizdedir ki, Ben de size çabalarınızda başarı bahşetmek üzere orada olurum. Bu şloka’nın (dörtlüğün) özü budur işte.

 

Kodaikanal, Hindistan, 19 Mayıs 2014

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Swami, hakiki mutluluğu bulmak adına içe girmekten bahsettin. Herkesin yararlanabilmesi için lütfen biraz ayrıntılı açıklayabilir misin?

 

Swami: Çoğu ülkede kırsal alanlarda suyu yeraltından çıkarabilmek için bir kuyu kazmak gerekir. Derinlerdeki suya ulaşabilmek amacıyla ne yapmanız gerekir? Kazıp, kumu, toprağı ve taşlar ile kayaları çıkarmalısınız ki, su ortaya çıkabilsin. Kuyudaki saf suyun susuzluğunuzu gidermesini istiyorsanız, en sonunda suya ulaşmadan önce katman katman kumu, taşı ve toprağı çıkarmak için çaba göstermeniz gerekir. İçe girmek de benzer bir süreçtir.

İlk önce ‘ben’ katmanının sökülüp atılması gerekir. Kişinin kendisiyle ilgili olan tüm bencilliğin, tüm çıkarların, bu tür tüm arzuların bir kenara bırakılması gerekir. Bunlar tamas nitelikleridir veya hayvani niteliklerdir. Sonra biraz daha derinlere gidersiniz ve racas niteliklerini dahi ortadan kaldırmanız gerekir. Racas nitelikleri nedir peki? Yapan eden olmak, Racas niteliğidir. Başkalarına yardımcı olmak adına dahi, ‘Onlara yardım eden, benim,’ hissini taşımamalısınız – öyle yaparsanız, her şey boşa gider. Hem tamas hem de racas niteliklerini ortadan kaldırdığınızda, saflık, sevgi ve şefkatten oluşan sattwa niteliklerini edinirsiniz. İşte 7/24 o saflık ve bencillikten uzak olma düşüncesiyle yaşadığınızda, suya ulaşmak gibidir bu. Yaşamlar boyunca suyun üzerinde kaya, kum ve toprak katmanları birikir. Onları katman katman ortadan kaldırıp, derinlere girmek zorundasınız.

Önce bencilliğin ve kişisel çıkarların sökülüp atılması gerekir. Bencillikten uzak olan eylemlerle meşgul olduğunuzda bile, yapan eden siz değilsiniz. Yapan eden olmak ortadan kaldırılmalıdır. En sonunda geriye yalnızca saf ve ilahi nitelikler kalır – İlahi Öz’ünüzün çok yakınına gelmişsiniz demektir. Tek bir günde bir kuyu kazıp da suya ulaşamazsınız. Yavaş yavaş, katman katman, gün be gün, suyu bulana kadar çaba göstermeyi sürdürmelisiniz. Tüm dünyada su olduğu gibi aşağılara inmiş olup, yüzeye muazzam kuruluk çıkmıştır. Bir vakitler verimli ve yemyeşil topraklardan oluşan kalp, artık çölleşip kupkuru bir hale gelmiştir. Bu yüzden, üzerinize sevgi yağmurlarını yağdırsın diye Tanrı’ya dua etmeniz gerekir; bu sayede su kısa sürede yukarıya çıkacak ve hızla suya kavuşabileceksiniz. Hem kendi çabanızla hem de Tanrı’nın lütfuyla bu hedefe ulaşabilirsiniz.

Tüm Japon halkına iletmek istediğim şey, spiritüellikle ilgili olan bu kadim hakikatlere inanmaları, kendi ilahiliklerine inanmaları ve buna uygun bir şekilde çalışma yapmalarıdır. İçteki sevinci bulun ve başkalarına da yayın. Öğretmenler gelip giderler, ama sınıfta uyuklayıp duran öğrenci sınıfı geçemez. En iyi öğretmenler dahi, isteksiz olan bir öğrencinin sınıfı geçmesini sağlayamaz. Makino, Swami’nin mesajını nasıl Japonca’ya çevirip de size ulaşmasını sağlıyorsa, Madhusudan da Swami’nin mesajını İngilizce’ye çevirip, Makino’ya ulaşmasını sağlıyor. Aynı süreçtir bu, farklı bir şey değil.

 

Japonya, 20 Mart 2016 (Akşam Seansı)

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Swami, çok fazla peynir yemememizi, çok fazla süt içmememizi söyledin. Lütfen bunun gerekçesini açıklar mısın?

 

Swami: Yiyecek, ilaçtır. Yiyecekleri ilaç olarak almazsanız, yarın öbür gün ilacı yiyecek niyetine yersiniz! Herhangi bir şeyin fazlası zararlıdır. Yaşlandıkça, tükettiğiniz racas nitelikli gıdaların miktarını azaltmalı ve sattva nitelikli besinlerin miktarını artırmalısınız; bedeniniz değişmekte olduğundan, ancak o kadarının üstesinden gelebilir. Mesele sadece peynir ya da süt veya belirli bir besin değildir; mesele herhangi bir şeyde aşırıya kaçmamaktır. İlaç alır gibi yemek yemelisiniz; belirli bir durumda, belirli bir yaşta bedeninizin ihtiyaç duyduğu kadarını yiyerek, sizin ihtiyaç duyduğunuz kadarıyla gıda alın. Yememeniz gereken belirli bir yiyecek yok, ama herhangi bir şeyin fazlasının hiç kimseye yararı olmaz. O sınırlar içerisinde, her neyi yerseniz yiyin, sizin için yararlı olur.

 

Izu, Japonya, 19 Mart 2016 (Sabah Seansı)

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Swami, bazıları biraz ilerleme kaydetmenin hiç kaydetmemekten daha iyi olduğunu söylerken, bazıları da insanın mükemmelliğe erişmesi gerektiğini söylüyor. Acaba hangi yaklaşımı benimsemeliyiz?

 

Swami: Biraz ilerleme kaydetmek kesinlikle hiç kaydetmemekten daha iyidir! Ancak size bir örnek vereyim. Size şekersiz gulab camun versem, lezzet alır mısınız? Tatlı olmadığı takdirde, gulab camun hoşunuza gitmez. Gulab camun’un tabiatı, tatlılıktır. Tatlı değilse eğer, ona gulab camun der misiniz? Benzer şekilde, bir kimseye de öğrenci denilebilmesi için, onun şefkatli bir yüreğinin olması, disiplinli, sabırlı, çok çalışkan ve iyi biri olması gerekir. Bir kimsede bu vasıflar yoksa eğer, ona öğrenci denilemez. Dolayısıyla, hiç ilerleme kaydetmemeye kıyasla biraz ilerleme kaydetmek daha iyi olsa da, Swami’nin açısından, tatlılığı olmayan bir gulab camun yemeğe benzer bu. Mükemmel bir hale gelmek için sürekli olarak çabalamalısınız. Sebat etmeli ve hiçbir vakit vazgeçmemelisiniz. Hakiki bir salik bu nitelikte olmalıdır işte. Her bir gün, önceki gün olduğundan daha iyi bir hale gelmeye çalışmalısınız. %100 saflığa ermediğiniz takdirde, kendinizi Swami’ye teslim edemezsiniz!

 

Muddenahalli, Hindistan, 9 Eylül 2014

Page 1 of 7

OTURUM Aç YA DA KAYIT OL