Menu

Cart

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S  Soru: Swami, kendimizi sürekli mutlulukta nasıl kalıcı hale getirebiliriz acaba?

Swami: Daima mutlu olmak demek, Entegre Haldeki Sürekli Farkındalık’ta kalıcı hale gelmek demektir. Gece yarısı biri sizi uyandırıp da adınızı sorarsa, cevabınız ne olur? Hiç çaba göstermeden adınızı aklınıza getirip cevap verirsiniz – öyle değil mi? Kendi adınızı hatırlamanız neden sizin için o kadar kolaydır? Bunun nedeni, gün be gün insanların size, doğumunuzda konulan adınızla hitap etmelerine alışmış olmanızdır. Kendinizi o adla özdeşleştirirsiniz. Aynı şekilde, birçok kez, “İlahiyim ben, İlahiyim ben,” demeyi sürdürürseniz, en sonunda kendinizi o farkındalıkta kalıcı hale getirirsiniz. Aldığınız her nefes, “Soham,” der. Bu da günde 21.600 kez gerçekleşir. “O’yum ben,” nefesin sürekli olarak zikir yaptığı hakikattir. “O’yum ben;” “Tanrı’yım ben” demektir. Bu hakikati her sabah akşam aklınıza getirme uygulamasını gerçekleştirirseniz, kısa süre içinde kendinizi, adı sanı olan bir çocuk değil de bizzat Tanrı olduğunuza ilişkin sürekli farkındalıkta kalıcı hale getirirsiniz. Toz toprak olduğunuzu düşünürseniz, toz toprak olursunuz. Tanrı olduğunuzu düşünürseniz, Tanrı olursunuz! Nasıl düşünürseniz, o hale gelirsiniz. Swami’nin kalbinizde daima sizinle birlikte olduğunu düşündüğünüz takdirde, sürekli olarak Swami’nin mevcudiyetini hissedersiniz. Bir birey olduğunuzu unutup da bizzat Tanrı olduğunuzu hatırladığınız takdirde, kendinizi sürurda kalıcı hale getirirsiniz. Sürekli olarak kendinize, “Swami’yim ben,” diye hatırlatmalısınız. İşte o zaman, gece yarısı uyandırılsanız bile, “Tanrı’yım ben” dersiniz.

 

Muddenahalli, Hindistan, 9 Eylül 2014

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S  Soru: Sathya Sai Baba’nın sadık bir saliki açısından, Brother Madhusudan vasıtasıyla bu süptil tezahürü kabul edip etmemesi arasında ne gibi bir fark vardır?

Swami: Hiç fark etmez. Hangi kaptan içtiğiniz, gümüş bir kupadan mı, altın bir kupadan mı, yoksa cam bardaktan mı içtiğiniz hiç fark etmez. Kap önemli değildir. Susuzluğunuz ancak suyu içtiğiniz takdirde giderilir. Altın bir tabaktan da yeseniz, gümüş bir tabaktan da yeseniz yahut çelik bir tabaktan da yeseniz, hiç fark etmez – önemli olan, servis edilen yemeği yemenizdir. Binlerce elim, binlerce gözüm ve binlerce bacağım var Benim ve şu ya da bu şekilde gelirim size.

Benim için önemli olan, karşınıza çıkan herkeste Beni tanımanızdır – ve hepsinden öteye, kendi Özünüzde Beni tanımanızdır. Susuzluğunuz ve açlığınız ancak o zaman giderilir. Çağlar boyunca farklı sesler vasıtasıyla konuşagelen Bendim, Bendim sadece. Dünyadaki tüm dinlere ait metinlerde yazılı olan hikmetin ait olduğu varlık, Benim. Tüm camilerde, mabetlerde, kiliselerde ve diğer yerlerde tapınılan, Benim. Nereye gittiğiniz hiç fark etmez; önemli olan, onun ne olduğunun farkındalığını edinmenizdir. Bardaklar ya da tabaklar ile ilgilenmeyin; kitaplar ya da binalar ile ilgilenmeyin; bunların hepsinin kalbinde neyin var olduğunu anlayın – hakikaten Benim o. Bunu anlayın ki, her şeyi edinebilesiniz. Bunu öğretmekteyim Ben. Beni, gelip gitmiş olan bir Avatar (ilahi enkarnasyon) ile sınırlandırmayın, zira Ben bunun çok ötesindeyim – ve diğer herkeste var olduğum kadarıyla sizde de varım Ben. İşte o İlahiliği, o Hakikati tanıyıp kabullenin – O sizi kurtuluşa erdirir. Benim dileğim budur işte.

 

Padova, İtalya, 17 Nisan 2016 (Halka Açık Program)

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Satsang’dayken ve şarkı söylerken o kadar çok sevinç var ki. Bu sevinç inanılmaz bir şey ve çok güzel bir şekilde ağlıyorum. Ama o sevinci sürdüremiyorum. Benim sorunum, her zaman için Tanrı’yı öne koyamamam. Lütfen bana yol gösterir misin Swami?

 

Swami: Şraddhavan labhate cnanam – samimiyeti olan kişi, hikmete erer. Yani buna riayet etmeyi gaye edinmiş olmanda gerçekten, hakikaten samimi isen eğer, erersin. ‘Başıma her ne gelirse gelsin, Swami gibi olmak zorundayım,’ diye düşünerek, samimi olmalısın – son derece samimi olmalısın. Bazen başarısız olacaksın. Doğduğunda yürüyemiyordun, koşamıyordun, konuşamıyordun veya herhangi bir şey yapamıyordun; demek ki, o zaman da başarısız oluyordun. Hiç kimsenin anlamadığı bir şekilde konuşuyordun, ama uygulama yaparak o beceriyi edindin ve mükemmel hale getirdin. Benzer şekilde, hakikaten samimiysen, başarısız olsan dahi, ayağa kalkıp yürürsün. Günün birinde hiç zorlanmadan yapabilirsin.

Satsang çok ama çok önemlidir. Yaşamınızda her ne olursa olsun, iyi insanlarla birlikte olmak, hayatidir. İyi birliktelik, Tanrı ile birlikte olmaktır. Gidip, birlikte olacağın iyi insanlar aramalısın. Çevrende satsang yapabileceğin insanlar olmasa da, kitapların vardır. İyi kitapları oku, zihnini iyi düşüncelerle doldur, iyi şarkıları ve iyi konuşmaları dinle. İnsanın her zaman için kendini iyiliğe gark edebileceği o kadar çok imkân var ki. Size bağlıdır bu. Dediğim gibi, eğer samimi iseniz, o histen, o birliktelikten kopmamanın bir yolunu bulur ve bu sayede hiçbir zaman bundan uzaklaşmazsınız. Tümüyle size bağlıdır bu.

Uddhared atmanatmanam natmanam avasadayet – bir kimsenin kurtuluşunun nedeni nasıl kendi benliği ise, üzüntüsünün nedeni de kendi benliğidir. Bir insanın üzüntüsünün veya mutluluğunun nedeni, başka hiç kimse değildir. Mutlu olmayı ve doğru birlikteliği bulmayı seçmeniz gerekir. Doğru insanları bulamıyorsanız, o vakit doğru birlikteliği en azından kitaplarda bulun. Kitaplarda bulamıyorsanız, en azından mananam’da bulun, yani – sürekli olarak Tanrı’yı hatırlamak ya da Tanrı’yı düşünmek suretiyle – tefekkürde bulun. Şu ya da bu şekilde iyi birlikteliği bulmak zorundasınız. Her şey satsanga’dan ya da iyi birliktelikten çağlayıp taşar.

 

satsangatve nissangatvam nissangatve nirmohatvam

nirmohatve nişçalatattvam nişçalatattve civanmuktih

 

(İyi birliktelik, bir başına olmaktan hoşlanmaya yol açar;

bir başına olmak, tam anlamıyla bağımlı olmamaya yol açar;

bağımlı olmamak, değişmez olan İlahilik prensibine yol açar;

o da size kurtuluşu bahşeder)

 

Her şey iyi birliktelik ile başlar. Söylediğim gibi, eğer insanlarla olmuyorsa, o zaman iyi kitaplar okuyun ya da mananam – o zamana kadar duymuş olduklarınızı düşünmeyi sürdürün.

(Dinleyenlere değinerek) Hepsi de cnani’dir. Tanrı’ya gelen dört tür inan vardır: Bir tanesi arta’dır, belirli bir rahatsızlığı olan kimsedir; artharti ise bazı dünyevi şeyleri arzuladığı için gelir; cicnasu, meraklı olan kişidir; cnani de her şeye vâkıf olan şahıstır. Cnani’lerle birlikte olmaktan dolayı mutluyum – başka hiçbir şey Beni bu kadar mutlu edemez! Tanrı’nın var olduğunu bilenler, ilk hakikate vâkıftırlar. Bilinmesi gereken ikinci şey de, Tanrı’nın antarbahişça olduğudur – hem içte hem de dışta var olmasıdır; hem içeride hem de dışarıda sadece Tanrı vardır. Bunu bilen kişi, tüm bağımlılıklardan kurtulmuş olup, dünyanın esiri değildir. İşte, Bana başka hiçbir şeyin değil de Benim hatırıma gelen böyle kişilerle birlikte olmaktan ötürü çok mutluyum. Benim hatırıma gelin Bana.

 

Ottawa, Kanada, 10 Haziran 2017

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Sai Baba olmak nasıl bir his? (Gülüşmeler)

 

Swami: Nedir Sai Baba? Sevgidir Sai Baba, şefkattir Sai Baba. Bu nedenle, kendini Sai Baba gibi hissettiğinde, herkese yönelik olarak tümüyle sevgi ve şefkat hissedersin. Kendini Sai Baba gibi hissettiğinde, hissettiğin şey bu olur işte! Sai Baba bir beden değildir; doğadadır O.

 

Londra, Birleşik Krallık, 31 Mart 2018

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Swami, Senin bhacan’larını ve Senin nama’nı (adını) terennüm etmek bana muazzam bir sevinç veriyor. Fakat bazen Senin için şarkı söylerken, Seninle gerçek anlamda bağlantı kurmakta ve tüm bhacan boyunca Seni düşünmekte zorlanıyorum. Bhacan’lar ve namasmarana boyunca Seninle gerçek anlamda nasıl bağlantı kurabileceğimiz konusunda bize tavsiyede bulunabilir misin?

 

Swami: Bir an için düşün bakalım; bhacan’lar sırasında hangi anlarda Benimle olan bağlantın kopuyor? Sadece bhacan’ın kendisini düşündüğün sırada bağlantın kopuyor. Bhacan’ın içinizden akması gerekir; fakat yapan edenin sen olduğunu düşündüğün anda – bhacan söyleyenin sen olduğunu düşündüğün anda – bağlantı kesilir. Başkalarının bhacan’ların hakkında ne düşünmekte olduklarının üzerinde odaklandığın anda bağlantı yok olur. Raga (melodi), tala (ritim), harmonyum ve tabla’yı dert edinmeye başladığın anda bağlantı kopar. Bhacan’ın senden gelmesi gerekir; bırak, özgürce aksın. Daha başka şeylerin – diğer insanların söylediğin bhacan hakkında ne düşündüklerinin, bhacan’nın gruba uygun olup olmayacağının, harmonyum ile tabla’nın iyi bir iş çıkartıp çıkartmadığının – bhacan’ı engellemesine izin verme. Bütün bu düşünceler senin dikkatini dağıtır.

 Bhacan’ları kalbinden terennüm ettiğinde, inan Bana, bhacan söylemekte olduğunu bile fark etmeyeceksin; bhacan kendiliğinden oluşacaktır. Bunun üzerinde konsantre ol. Etrafındaki diğer insanları unut; Ben’den ve senden başka hiç kimse yokmuş gibi hisset ve bhacan’ı ondan sonra terennüm et; bağlantıda olduğunu hissedeceksin. Senin Benimle bağlantı kurmana izin vermiyorsa eğer, harmonyumu da tabla’yı da – veya başka herhangi bir şeyi de – istemiyorum. Sadece evinin bir köşesinde otur, Beni düşün ve yüreğinden geldiği gibi bhacan söyle; işte o bhacan, senin dikkatini dağıtan bütün o insanlarla birlikte söylemekten çok daha etkili olacaktır.

Her halükârda, Tanrı’nın Adlarını terennüm etmekten oluşan seva da, ezberden tekrarlamaları ve Benimle bir olduklarını hissetmeleri yönünde diğer insanlara yardımcı olur. Sen bhacan, tabla ya da harmonyum ile ilgili olarak endişelenebilirsin, ama diğer insanlar endişe duymazlar. Onların kaygısı sadece Benim Adımı terennüm etmek ve Bana yakın olmaktır; dolayısıyla da bunu yapmak iyi olur. Arabanın sürücüsü uyanık kalmalıdır ki, yolcular uyuyabilsin. Bazen başkalarına yardımcı olman gerekir ve bunu yapmanın da bir zararı yoktur. Kendi evinde yalnız olduğun bir sırada sessiz bir köşeye çekil ve canının istediği kadar bhacan söyle. İşte o zaman Benimle çok daha iyi bir şekilde bağlantı kuracaksın.

 

Avustralya, 30 Aralık 2014 (Akşam Oturumu)

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Avatar’lar niçin hep erkek oluyor da asla kadın olmuyor?

 

Swamiİnsanların Bana her seferinde sordukları bir soru bu. Bakın, her ikisi arasında daha fazla kötülükle dolu olanlar erkeklerdir; erkeklerin kadınlardan daha fazla düzeltilmeye ihtiyacı vardır. Erkekler sadece erkeklerin sözünü dinlerler, bu nedenle Benim de bir erkek olarak gelmem gerekiyor. Erkekler şayet herhangi bir zamanda kadınların sözünü dinleselerdi, Avatar’lara ihtiyaç olmazdı. (Gülüşmeler) Dolayısıyla, Avatar’ların erkek olarak gelmekten başka şansları yoktur.

Kadınlar daima ilahidir, çünkü yaratırlar ve yaratmak da İlahi Olan’ın doğasıdır. Yaratıcı’nın çektiği ıstırabı, rahminde dokuz ay süreyle bir bebek taşıyan kadın bilir ancak. Kendi iyiliğinden önce, içindeki yaratının iyiliğini gözetip kollar daima. O niteliğin kendisi bir başına öyle ilahidir ki.

Topraklarınızda ünlü bir özdeyiş vardır: “Tanrı, her yerde olamadığı için, anneleri yarattı!” Bu nedenle kadınların doğası bizzat daha ilahidir; eğer kadınlar, doğuştan onlarda olan ilahi doğayı koruyup sürdürebilseler, daha başka sadhana yapmalarına gerek kalmaz – ve erkekler de o örneğe uyabilselerdi, o vakit Avatar’lara gerek kalmazdı. Size en basit bu şekilde anlatabilirim.

 

Padova, İtalya, 16 Nisan 2016

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Bazı kimseler kendi inançlarının başkalarının inançlarından daha üstün olduğuna inanıyorlar. Tüm inançların aynı olduğu hususunda onları nasıl ikna edebiliriz acaba?

 

Swami: Dile getirdiğin kimselerin hepsi de karanlıkta yolunu bulmaya çalışan körler gibidirler. Bir kişinin, takip ettikleri yolun bir diğer yoldan daha iyi olduğunu söylemesi, onların hâlâ kör olduklarını gösterir. Siz de bir körün arkasından gidiyorsanız, siz de düşeceksiniz. Dolayısıyla, böyle sözlere aldırmayın. Onların hâlâ bir fark görmeleri, bir başına, anlayıştan yoksun olduklarını gösterir. Hakikat ve hakiki bilgi, herkesin tek oluşunu görmekten oluşur. O teklikte de biri daha yüce, diğer biri daha aşağı seviyede nasıl olabilir ki? Herkes eşittir. Böyle kimselere aldırmayın, hatta dinlemeyin bile.

Neden duyulana ya da söylenene bakarak bir hükme varasınız ki? Kendiniz araştırıp bulun. Brahmaiva brahmavid bhavati – ancak Tanrı’yı deneyimleyendir ki, Tanrı haline gelir. Hiç kimse, o deneyimden geçmeksizin Tanrı’yı tanımlayamaz. ‘Tatlılığı’ tanımlayabilirsiniz, ama ne kadar tanımlarsanız tanımlayın, gerçek tadın ne olduğunu bilmek adına hiç olmazsa küçük bir parçayı yiyene kadar, tadının ne olduğunu bilemezsiniz. Bu nedenle, yapılan tariflere bel bağlamaktansa, kendinize bel bağlayın ve kendiniz araştırıp bulun. Bir kimseye rastlar ya da bir kitabı okursanız yahut herhangi bir öğreti karşınıza çıkarsa, ilk olarak, herkesin eşit olduğunu söyleyip söylemediklerine bakmalısınız. Bu temel prensibi anlamayanları da vaktinizi boşa harcamamaları için defterden silin.

 

Padova, İtalya, 17 Nisan 2015

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Swami, upavasa (oruç), parayana (kutsal metinlerin ezbere okunması) ve diğer saptaha’lar (bir hafta boyunca gerçekleştirilip de, ibadet, mantra’ların terennümü, ilahilerin söylenmesi ve kutsal metinlerin ezbere okunmasından oluşan uygulamalar) için takınılacak doğru tavır nedir acaba?

 

Swami: Her şeyden önce, bütün o spiritüel uygulamaları niçin yaptığını anlaman gerekir. Olay, ibadeti körü körüne yerine getirmekten ibaret değildir.

Bir şeyi iç anlam ve önemini bilmeden üstlenmenin bir yararı olmaz. Herhangi bir şeyi yapmaktan maksat nedir? Tanrı’ya daha bir yakınlaşmak için yaparsın. Upavasa’nın (orucun) iç anlamı, ‘Tanrı’nın yakınında kalmak’tır – ‘upa,’ ‘yakın’ ya da ‘yakınında’ anlamına gelir ve ‘vasa’ da ‘kalmak’ demektir. Racas nitelikli (baharatlı, tuzlu ya da aşırı derecede lezzetli) yiyecekleri yediğinizde, zihin de racas nitelikli hale gelir. Bu nedenle, upavasa günü daha az yiyin ve sattva nitelikli (saf) yiyecekleri yiyin, zira sattva nitelikli (saf) yiyecekler besleyici olup, sükûneti teşvik eder. Zihin sakin olduğunda da dhyana (meditasyon) aşamasına geçmek daha kolay olur. Dhyana’da ilahi doğanızı deneyimlersiniz – işte o vakit cnana (hikmet) edinirsiniz. Her neyi yaparsanız, tümüyle, cnana edinmek için gösterilen bir çabadır o.

Birçok kimse, Perşembe’yi takvimlerinde oruç günü diye işaretleyip, gün boyu hiçbir şey yemeden geçirme mücadelesi verir. Kahvaltı etmezler, ama kendilerini iyi hissederler. Bir parça puca (ayin şeklinde ibadet) yaparlar, ama bir süre sonra açlık başlar. Öğle yemeği vakti geldiğinde, konsantrasyonları Tanrı’nın üzerinde olmayıp, öğle yemeğine kaymıştır – bhacan’ı

unutup, bhocan’ı (yemeği) düşünürler! Bununla da kalmayıp, gece ne zaman gelecek diye, oruç ne vakit bitecek diye düşünüp dururlar. Karanlık basar basmaz, kahvaltıyı, öğle yemeğini ve akşam yemeğini bir arada yerler! (Kahkahalar) Daha sonra da karın ağrısı yüzünden iki gün daha oruç tutmak zorunda kalırlar.

Böyle bir upavasa hiç de upavasa olmaz. Her neyi yapıyorsanız, iç anlam ve önemini tam anlamıyla inceleyip anladıktan sonra yapın. Her neyi yapıyorsanız, niçin yapmakta olduğunuzu tam anlamıyla anlamalısınız. Kadınlar hazırda bir ‘yapılacaklar listesi’ bulundururlar ve tamamlanan uygulamaların karşısına da ‘yapıldı’ işareti koymaktan haz alırlar. Bazı arkadaşlarına telefon ederler ve onlara bu upavasa’yı ve şu upavasa’yı gerçekleştirdiklerini anlattıkları gibi, belirli bir upavasa için gerekli olan yemekleri hazırlamak için tariflerini öğrenirler. Tanrı’dan başka her ne varsa, onları düşünürler! (Gülüşmeler) Böyle bir upavasa’yı ibadet olarak yerine getirmenin hiçbir yararı olmaz. 

Her günkü işlerinizi yapın. Her şeyi Tanrı’yı hoşnut etmek için yaptığınızda, upavasa gibi şeyleri yapmaya gerek kalmaz. Ancak, arada sırada zihin sarsıntıya uğradığında, racas nitelikli yiyeceklerden vazgeçerek, sattva nitelikli yiyecekleri yiyebilirsiniz. Daha fazla dhyana, kirtan ve bhacan uygulaması yapın.

 

Muddenahalli, Hindistan, 29 Mart 2015

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S  Soru: (Bir öğrenci soruyor) Swami, kalbimizi saflaştırmak için ne yapmalıyız?

Swami: Saflık kalpte zaten mevcuttur. Tıpkı bir pirinç tanesini kabuğunun örtmesi gibi, saflığı da saflığı bozan şeylerden oluşan kabuk örter. O pirinç tanesini yemek istiyorsanız, önce kabuğu soymalısınız. Muz yemek isterseniz, kabuğunu soymanız gerekir. Kalp daima saf olsa da, arzularla örtülüdür. Arzular kalbin saflığını bozar. Ne tür arzular peki? Portakalı çepeçevre saran o acı kabuk, sizdeki bencil arzular gibidir – kalbi kirletirler. Bu yüzden de saflık kendini size sunmaz. Bencil arzuları ortadan kaldırırsanız, anında kalbin saflığını deneyimlersiniz.

Bundan sonra Rab Ganeşa’ya dua ettiğinizde, O’na, “Ganeşa! Matematik sınavımda tam not alayım,” demeyin. “Matematik sınavımızda hepimiz tam not alalım,” demelisiniz.

Matematikten kaç aldın?

Öğrenci: 99.

Swami: 99! (Alkışlar) Herkesin iyiliğini düşünüyorsan, o zaman saflık olur. Sırf kendi iyiliğini düşünürsen şayet, saflığı bozan şeydir işte o.

 

Kodaikanal, Hindistan, 16 Mayıs 2014

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: İnsanlar üzüldüklerinde, mutlu etmek için onlara ne söyleyebiliriz?

 

Swami: “Bu da geçer.” İnsanlar mutlu olduklarında dahi, onlara aynı şeyi söylemelisiniz. “O da geçer.” Her şey geçer. Mutluluk ve üzüntü gelip gider. Keyif, iki acının arasında verilen bir aradır. Istırap geldiğinde, arkasından keyfin gelmesi zorunludur. Aslında, insanlar kederlendiklerinde, gidip onlara derim ki, “Acı çektiğiniz için mutlu olmalısınız, zira arkasından keyif gelecek demektir.” Bir kimse keyifli ise, onlara da, “Ayağınızı denk alın, çünkü arkasından ıstırap gelecek!” derim. Bir döngüdür bu.

 

Santa Rosa, Kaliforniya, ABD, 21 Haziran 2017

Bu kullanıcının RSS akışına abone olun
Warning: count(): Parameter must be an array or an object that implements Countable in /web/htdocs/www.saiprakashana.com/home/tr/templates/gk_storebox/html/com_k2/templates/default/category.php on line 191

OTURUM Aç YA DA KAYIT OL