Menu

Cart

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Niçin bize, Swami bazen bir şey söyleyip, yine de başka zamanlar sanki başka bir şey söylüyor gibi geliyor? Swami’nin söylediklerini değiştirebileceği anlamına mı geliyor bu?

 

Swami: Tanrı daima şeffaftır ve daima aynıdır. Tanrı asla değişmez. Tanrı'yı nasıl gördüğünüz, bütünüyle, bizzat kendi benliğinizin bir yansımasıdır. Tanrı, O'nu nasıl hissederseniz, o hale gelir. Bugün bir şeyden bir şekilde söz ederse şayet, bunun sebebi, sizin kendinizi ve çevrenizdeki her şeyi o şekilde düşünüyor ve görüyor olmanızdır. Oysa, Tanrı yarın farklı bir şekilde başka bir şeyden bahsederse, içinizin derinlerindeki hislerin bir yansımasıdır o. Gördüğünüz değişiklik, kendi varlığınızın Tanrı'daki bir yansımasıdır, yoksa Tanrı bir şeyleri değiştiriyor olmaz.

Her Üstat farklı dönemlerde takipçilerini nasıl ele aldı ise, Ben de sizin ne kadar gelişmiş olduğunuzu kontrol ederim – tıpkı bir çömlekçinin çömleği yapması, fırınlaması, kurutması ve sonra çatlayıp çatlamayacağını veya su sızdırmayacak kadar sağlam olup olmadığını görmek üzere çömleğe bir iki sert darbe indirmesi gibi. Şuraya buraya birkaç set darbe indirmek, ne kadar güçlendiğinizi kontrol etme sürecinin bir parçasıdır. Çatlaklar olabilir, dolayısıyla da çömlekçinin çömleği yeniden yapması için sabırla bekleyin.

Çoğu kimse Swami’ye hep – boş bir şekilde gelmek yerine – sorgulayan, kuşku duyan ve beklenti içinde olan bir zihinle gelir. Belirli bir şeyle gelmişseniz zaten, taşacağınız için, Ben daha fazla bir şey koyamam. Ancak boş bir şekilde geldiğiniz takdirde, Ben de bir şeyler koyabilirim. Ne var ki, çok ama çok sayıdaki yaşamlardan gelen geçmiş karma nedeniyle, belirli bir zamanda bunun özlemini çekmiş olanlara fırsatlar tanırım. Onları yakınıma çağırıp Kendime çekerim ve bir fırsat sağlamaya çalışırım. Şu günde, şu zamanda, şu yaşamda bu fırsata ayak uydurmak, size kalmış bir şeydir. Doğru türden çabayı gösterin; aksi halde – hiç kuşkunuz olmasın – bu fırsatı kaçırırsınız.

Bana, Benim uğruma gelin. İşte o zaman hiçbir şekilde hiçbir kafa karışıklığı olmaz. Şayet zihninizden geçen bir şeyler şimdiden var ise, bu durumda onun bir yansımasını Bende bulacağınız kesindir.

Ben bunu sizden çok daha fazla deneyimledim. Siz bunu tek bir Tanrı ile deneyimlediniz, ama Ben binlerce salik ile deneyimledim! (Gülüşmeler) Tanrı’ya boş gelin ki, kafanız karışmasın. Kendi anlayışlarınızla gelirseniz, kafa karışıklığı yaratır bu. Bu nedenle, Tanrı’ya boş ellerle gitmeniz gerekir.

Bunu kendi kendinize bir düşünün: Her ne zaman tamamen boş olup da Swami’ye kendinize ait bir şey olmadan gelmişseniz, her şey yolunda gitmiştir. İşlerin belirli bir şekilde olması gerektiğine yahut olmaması gerektiğine dair beklentileriniz olduğunda –sizde halihazırda anlayışlar, algılamalar ya da beklentiler var iken, buna rağmen nasıl olması gerektiğini Swami’ye sorduğunuzda – ise, onların yanı sıra kafanız da karışmıştır. Her halükârda, Swami, ‘Yol yordam bu değildir,’ diye size hatırlatmak için gayret eder. Bu nedenle, boş gelin – Baba’ya gelmenin en iyi tarzı budur işte.

 

Şubat 2018 – Singapur ve Laos’a yapılan İlahi Ziyaret

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S  Soru: Prema Sai olarak fiziki formda gelmeden önce Baba bu süptil formda ne kadar süreyle kalacak acaba?

 

Swami(Şakayla) Eğer söylersem, gidip başkalarına söyleme. Kendine sakla!

Salik: Herkes bilmek ister.

Swami: Prema Sai 19 yaşında misyonu devralana kadar bu şekilde devam edeceğim. Şimdi kaç yaşında? Sadece yedi buçuk yaşında. Biraz daha vakit var. Şimdiki form ise, Prema Sai gelip de misyonu devralana kadar 10 ile 12 yıllık bir süre boyunca daha devam edecektir.

Günümüzde Ben, Shirdi Sai olarak aynı zamanda Shirdi'deyim, ayrıca Sathya Sai olarak da oradayım. Gelecekte, Prema Sai olarak olacağım orada. Prema Sai geldi diye, Shirdi Sai ile Sathya Sai artık olmayacak demek değildir. Kalplerinde Bana o formda ibadet eden saliklerin adına Ben de o formda devam edeceğim.

Misyonun uğruna, evet, Prema Sai 19 yaşına geldiğinde, her şeyin başına o geçecek. Mauritus'a da gelecek. O zamana kadar Mauritus'ta devasa bir mandir olacak – bir Prema Sai Mabedi olacak. Tüm salikler o mandir'e gelecekler ve O da oraya gelecek. Onun esas işi, sırf Hindistan'ın değil de dünyanın her yanını dolaşmak olacaktır; çünkü O tüm dünyaya aittir ve dünyadaki tüm insanlarla buluşacaktır. O zamana kadar da dünyada bir sürü değişiklik meydana gelmiş olacaktır. İnsanlar, dışa ait şeylerin hepsinde mutluluğu bulmaya çalışıp da bulamadıkları için materyalizmden bıkacaklar. O noktada, insanlar içe dönmeye başlayacak. Böylece, dünyanın her yanına gidip en yüce hakikat öğreten bir spiritüel Üstat olacaktır O. Gerçekleşecektir bu. O zamana kadar da gidişat bu şekilde olacaktır.

 

11-14 Aralık 2018 – İlahi Satsang, Mauritus

 

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S  Soru: Swami, gün be gün tam anlamıyla ve hakikaten Sana nasıl teslim olabiliriz?

 

Swami: Herhangi bir şeyi yapmadan önce Bana sorun ve aldığınız yanıta göre hareket edin. Zihninizin bir karar vermesine izin vermeyin. Örneğin, pazaryerine gidiyorsunuz. Eşiniz size sebze satın almanızı söylemiş olabilir. Sebzeyi satın almadan önce, “Patates mi, yoksa domates mi satın alayım? Bir kilo mu, yoksa yarım kilo mu alayım?” diye Bana sorun.

Hayatta yaptığınız her şeyi Bana sorun. Bana bir soru yönelttiğinizde, içinizden size gelen ilk cevap, Benim sesimdir. O sese uyun. Tartışmayın veya fikir mücadelesine girişmeyin. Sadece yapın. Bu sayede zihninizi de egonuzu da yok edersiniz. Ego olduğu sürece, teslimiyet olamaz. Ego, kendinizi ‘şu ya da bu kişi’ olarak kimliğe büründürmenizden başka bir şey değildir. Herhangi bir şeyi yapmadan önce Bana sormalı ve sadece kalbinizin size söylediğini yapmalısınız – başkaları her ne düşünürse düşünsün veya söylesin, başka hiçbir şeyi yapmamalısınız. Bunu gün be gün, her eylemde uyguladığınız takdirde, teslimiyeti geliştirmiş olursunuz.

 

Londra, Birleşik Krallık, 27 Ağustos 2014

 

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Swami, sözünü ettiğin sevgiyi nasıl artırabileceğimizi bize söyler misin lütfen? Çevremizdeki insanlar da bunu yapabilsinler diye onlara nasıl yardımcı olabiliriz?

 

Swami: Sevgi, vermekle ve affetmekle gelişir. Verip de affettiğiniz takdirde, sevginiz yaşayacak ve gelişmeyi sürdürecektir. Çoğu zaman, “Seni seviyorum,” dersiniz, ama öteki kişinin başı dertte olduğunda yardım etmeye gönüllü olmazsınız. Sizde var olan şeyden ayrılıp onu vermeye hazır değilsinizdir.

Daha geçen gün çocuklardan biri, “Kardeşim felç geçirdi. Ne olur, onu iyileştir, Swami,” diye yalvarıyordu.

Ben de ona, “Bu şekilde yalvarırsan kardeşini iyileştirmeyeceğim, ama şayet, ‛Kardeşimin geçirdiği felci ben çekmeye hazırım. Ne olur, onu iyileştir,’ dersen, onu kesinlikle iyileştiririm,” dedim.

Sadece lafla iş yapmak istiyorsunuz. Sevgi, tartışma işi değildir; sevgi, eylemle ilgilidir. Vermek, sevginin birinci kısmıdır; affetmek de ikinci kısmıdır. Seviyor olsanız bile, karşılığında sevilmeniz gerektiğini düşünmemelisiniz – fakat sevginiz, karşılığını bulmadığında yok olup gidiyor. Diğer insanlar sizi sevmeseler dahi, onları affedip sevebilmelisiniz; hakiki sevginin doğası budur. 

Bir zamanlar ermişin biri, nehirde boğulmakta olan bir akrep görür. Akrebi kurtarmak isteyip, onu sudan çıkarmak için elini uzatır, fakat akrep ermişi sokar. Bunu gören takipçileri, “Akrebi neden kurtardın ki, bak seni soktu?” diye sorarlar.

Aziz, “Akrep kendi dharma’sına uyuyor, ben de kendi dharma’mı yerine getiriyorum. Benim dharma’m, başı dertte olan herhangi birini gördüğümde onu kurtarmaktır. Onların bana yaptıklarının bir önemi yok,” diye yanıt verir. İşte siz de herkese yönelik olarak affetmenin bu türünü geliştirirseniz, bir mıknatıs haline gelirsiniz. Bir kez mıknatıs haline geldiniz mi de, size yaklaşan herhangi bir demir parçası da mıknatıslık edinir. Dolayısıyla, saf sevgiyi geliştirdiğiniz takdirde, yakınınızda olan herkes de sizin sevginizden etkilenecek ve onlar da yavaş yavaş saf sevgiyi geliştirmeye başlayacaklardır. Sevgi, dağıtabileceğiniz ya da insanların hap gibi yutabileceği veya insanların içine doldurabileceğiniz bir şey değildir – sevgi, sizin kendinizde geliştirmeniz gereken bir niteliktir. İşte o zaman sizinle temasa geçen herkes de etkilenmiş olur.

 

Avustralya, 1 Ocak 2015

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Swami, bedenle kendimizi özdeşleştirmeyi nasıl terk edebilir ve devamlı olarak Seni düşünebiliriz?  

 

Swami: Bedenin size ait olduğunu düşünürseniz, bir sorun yoktur. Bedeni Tanrı’ya ulaşmak için kullanmalısınız; dolayısıyla beden, tıpkı arabanız gibi gözetilip kollanmalıdır. Dolayısıyla – bedenin Tanrı’ya ulaşmak adına sadece bir araç olduğunu anladığınız sürece – bedene saygı gösterilmeli ve gözetilip kollanmalıdır. Ne var ki, fazlasıyla beden bilincine kapıldıysanız, bedenin sizin gerçek özünüz olduğunu ve onun ötesinde hiçbir şeyin olmadığını düşünüyorsanız, bu durumda – hiç de doğru bir şey olmayan – beden bağımlılığıdır bu. Bu histen kurtulmanın tek yolu, her şeyden önce, bedenin sadece, Tanrı’ya ermeniz adına size verilmiş olan bir enstrüman olduğunu düşünmektir. Beden vasıtasıyla Tanrı’ya nasıl erersiniz? Bedeni başkalarına hizmet sunmak için kullanmak suretiyle erersiniz. Bedene boyun eğdirin, duyuları hizaya getirin ve zihni bitirin, Elleriniz hizmetle meşgul değilse, zihniniz saflaşamaz. Bu nedenle, beden bir enstrümandır. Ona sadece bu kadar saygı gösterin, ne daha fazla ne daha az.

Birçok insan, bedenin, farkındalığa ermelerinde bir engel olduğunu düşünür ve bedenlerine çeşitli şekillerde işkence eder. Bu bedeni başkalarına hizmet sunmak için kullanırsanız, bağımlılık oluşturmazsınız.

 

Roma, İtalya, 20 Nisan 2015, (Sabah Seansı)

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Özgür irade var mıdır, yoksa her şeye Bhagawan Baba mı karar verir?

 

Swami: Sınıfa geliyorsanız eğer, sınıfa kabul edilmek, size öğretmek üzere belirli bir öğretmenin gelmesi ve bazı dersleri – sınıfınıza gelen öğretmenin öğrettiği şekilde – belirli bir tarzda öğrenmeniz sizin kaderinizdir. Ne var ki, sınıfta dikkatinizi verip vermemeniz, ödevleri iyi yapıp yapmamanız ve sonra dersi daha iyi anlayıp anlamamanız, sizin özgür iradenizdir. Sınıfa gelip de dikkatini vermeden uyuyan yahut aklı sınıfta değil de futbol sahasında olan bir öğrenci, besbelli ki ilerleme kaydedemeyecek ve fazla bir şey öğrenemeyecektir. Bu nedenle, bedeniyle kendini sıkı sıkıya özdeşleştiren bir kimse için, sizi belirli bir yere getiren bir kader vardır, ancak bundan ne sonuç aldığınız sizin özgür iradenizdir. Kaderinizin size sağladıklarından en iyi şekilde yararlanmalısınız. Baba’ya gelmek, kaderdir; fakat Baba gibi olmak, özgür iradedir. Bu çabayı göstermelisiniz.

Beden bilinci var olduğu sürece, ikilik vardır – yani hem özgür irade hem de kader vardır. Beden bilincinin ötesine geçmiş olan kişi için ancak, hiçbir şey yoktur. Her şey ilahi hale gelir, zira o kişinin kendisi ilahidir. O zaman kadar kurallara uymanız gerekir.

 

Dubai, 27 Ağustos 2015 (Akşam Seansı)

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Senin Süptil Bedenine alışmaya çalışıyoruz. Süptil Bedendeki Seni nasıl daha fazla görebileceğimizi, hissedebileceğimizi ve etkileşime girebileceğimizi lütfen açıklayabilir misin?

 

Swami: Kendi yaşamlarınızdan bir örnek vereceğim. Hepinizin evinde bir televizyon vardır. Televizyonda resimler görür ve sesler duyarsınız. Televizyon sadece bir araçtır; görmüş olduğunuz insanlar aslında o televizyonun içinde yaşamazlar, başka bir yerdedir onlar – fakat onları televizyonunuzda görebilir ve duyabilirsiniz. Bu nasıl gerçekleşiyor? İnsanlar başka bir yerde olsalar dahi, televizyonun, sinyalleri alarak size görüntüleri gösteren bir anteni vardır. Dolayısıyla şu üç şey çok önemli ve gereklidir: Bir - belirli bir yerde insanların mevcut olması; iki - iyi bir anteninizin olması; üç - bir televizyonunuzun olması. Her üçü de varsa, o halde programları deneyimlemeniz mümkün olur.

Ben her yerde mevcudum, fakat Beni kalbinizde – ‘televizyonda’ – görmek istiyorsanız, elverişli bir antene sahip olmalısınız. Zihniniz antendir. Onu doğru bir biçimde sinyalin geldiği yere doğru yöneltirseniz, sinyali alır ve televizyonda gösterir – ancak anten ters yöne bakıyorsa, sinyali alamaz. Kimi zaman ses gelir, kimi zaman görüntü gelir, kimi zaman da hiçbiri gelmez. Benzer şekilde, tüm düşünceleriniz her an için Tanrı’ya doğru yöneltilmelidir. Tüm düşünceleriniz Tanrı’ya doğru yöneltildiğinde, tıpkı antenin doğru bir şekilde hizalanması gibi olur bu. Derhal hem sesi hem de görüntüyü deneyimleyebilirsiniz. Zihninizi bir dünya bir Tanrı, bir dünya bir Tanrı arasında değiştirip durmayın. Yapmakta olduğunuz işin size ait olup Bana ait olmadığını ve sadece seva’nın Swami’nin işi olduğunu düşünmeyin. İster yiyin için yahut giyinin; ister dinlenin veya çalışın; bunu kendiniz için değil de yalnızca Benim için yaptığınız düşüncesini geliştirin. Yaşamınızın her anında, her şeyi Benim için yapmakta olduğunuzu düşünürseniz, o vakit anteniniz doğru bir biçimde yöneltilmiş olur, sinyal kuvvetli olur ve Beni kalbinizde, dışarıda, içeride, her yerde görürsünüz.

Birçoğunuz meditasyon yapıyor ve içinden bir ses işitiyor. Bu, kimi zaman sadece bir düşünce oluyor, ses bile değil. İşte bu, sinyalin zayıf olduğu anlamına gelir. Sinyal kuvvetli olduğunda, sesi işitir ve formu görürsünüz. Peki, onu nasıl kuvvetli bir hale getirebilirsiniz? Her gün giderek daha fazla uygulama yaparsanız, sinyal de o kadar kuvvetli hale gelir. Herhangi bir şeyi yapmadan önce, Benim içinizdeki mevcudiyetime danışın ve – emin olun ki – Ben de cevap veririm! Ne var ki, birçok kez Bana sormadan işleri kendi başınıza hallediyorsunuz ve sinyal zayıflıyor. Dolayısıyla, Beni deneyimlemek istiyorsanız, her nerede olursanız olun, Beni her bir düşünceye, söze ve eyleme dahil edin. Ofisinize gidiyorsanız, “İşe bu yoldan mı yoksa şu yoldan mı gitmeliyim?” diye Bana sorun. Giyinirken, “Mavi bir gömlek mi yahut pembe bir gömlek mi giymeliyim?” diye sorun. Benzer şekilde, Beni hayatınızdaki her eyleme dahil ederseniz, Ben de sizin bir parçanız olurum ve siz de Beni her yerde deneyimlersiniz. Mümkündür bu.

Bugün bu piyesi, sırf bunun sizin için de mümkün olduğunu söylemek için sahneliyorum, dolayısıyla da Benim, Süptil Bedendeyken şu anda sadece burada olduğuma dair maya’ya (illüzyona) kapılmayın. Ben burada, orada, her yerdeyim; sizin anteninize bağlıdır bu. Bir televizyon programı tek bir yerde yapılsa dahi, dünya genelinde televizyonlarda izlenebilir, öyle değil mi? Benzer şekilde, Ben tek bir yerde olabilirim, ancak Beni her yerde deneyimleyebilirsiniz; bu nedenle tüm düşüncelerinizi Bana doğru yöneltin. Bir şeyin dünyevi ve diğer bir şeyin ise spiritüel olduğunu sanmayın; her şey spiritüel hale gelir. O vakit aynı program tüm iç televizyonlarınızda belirir.

 

Muddenahalli, 4 Şubat 2015

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: (Bir öğrenci tarafından soruluyor) Swami, çoğu kez çalışmamı yapmak için – sanat çalışmamı yapmak için, matematik çalışmak için – çalışma masama geçtiğimde, her nasılsa, arzularımdan ve kesintiye uğramalardan dolayı, dikkatim dağılıyor ve çalışmayı bırakıyorum. Ara vermem gerektiğini düşünüyorum, ama verilen ara uzuyor da uzuyor. Benim sadece oturup konsantre olmamın ve işimi kesintisiz yapmamın en iyi yolu nedir? Bunu nasıl başarabilirim?  

 

Swami: Zorlukla karşılaşıyorsun, çünkü bir hata yapıyorsun – ara vermek istiyorsun. Fakat ne yapıyorsun? Gidip televizyon seyrediyorsun ya da biriyle çene çalıyorsun. Ondan sonra da uygun olmayan şeyler okuyorsun. Bu durumda nasıl daha fazla bir şey yapabilirsin ki? Bir göl varsa ve göldeki su dalgalanırsa, hiçbir şeyi göremezsin. Her bir düşünce, göle atılan bir taş gibidir – suyu dalgalandırır. Aynı şekilde, o anda yapman gereken şeyin dışındaki her bir düşünce de zihninin gölüne atılan bir taş gibi olup, tüm zihni dalgalandırır. Yapman gereken şeyi zihnin kaydetmesine izin ver. Ara verip zihni daha da dalgalandırmak yerine, bir süre beklemelisin. Orada oturup, zihnin durulmasını sağla; çalışmana ondan sonra devam et. Bunu birkaç kez uyguladığın takdirde, tam anlamıyla konsantre olabilirsin.

Bir sorundan kaçmak, çözüm değildir! Bana güvenmek, çözümdür. Daha sonra kolaylaşacağını sanarak, işinden kaçma. Benim formülümü uyguladığında, daha kolay hale gelir. Orada oturmayı sürdür, zihnin durulmasını bekle ve kendi kendine, ‘Vaktimi boşa harcamak ve hayatımı boşa harcamak, altından kalkabileceğim bir şey değil. Swami bundan hoşlanmaz. Swami’nin hoşlandığı şeyi yapmalıyım; bu nedenle burada oturup, zihnimin yatışmasına yardımcı olmalı ve derslerime çalışmayı sürdürmeliyim,’ de.

Her seferinde gelip de notlarını değiştirmem! (Gülüşmeler) İyi bir çocuksun sen.

(Çocuğun ebeveynine hitaben) Matematikten korkuyor mu? Ders çalışmıyor. Daha başka yirmi kitap okuyup, matematik kitaplarını elinin tersiyle itiyor ve dışarı çıkıyor. Sonra sınavda kalıyor ve yaşamasının bir anlamı olmadığını, bir işe yaramadığını, hayırsız olduğunu düşünüyor ve her türden olumsuz düşünceler aklına geliyor. (Çocuğa hitaben) Niçin böyle olumsuz düşüncelerle başlıyorsun ki? Doğru şeyi doğru zamanda yaptığın takdirde, olumsuz düşüncelere yer kalmaz.

Zihnini nasıl kollayıp gözeteceğini öğrenmelisin. Bir köpeğe gençken öğretmezsen, daha sonra seni ısırmaktan başka bir şey yapmaz. Zihnine de bu yaşta, sen henüz gençken öğretilmelidir. Daha sonra ona öğretemezsin!

 

Dubai, 15 Ocak 2015

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S Soru: Swami, genelde çok olumsuz olan arkadaşların, aile üyelerinin ve diğer kimselerin arasında tatlılığımızı, olumluluğumuzu ve sevecenliğimizi korumanın üç dört pratik tarzını lütfen bize açıklayabilir misin? Onların olumsuzluğunu üzerimize alıp da bizi etkilemesinden nasıl kaçınabiliriz – ve lütfen bu konuda net bir cevap verebilir misin? (Gülüşmeler)

 

Swami: (Soruyu soran kişiye değinerek) Çok şey talep eden bir öğrenci! Bütün bir bölümü okumak istemiyor; cevaplar derhal gelsin istiyor. (Gülüşmeler) Her şeye vereceğim cevap tektir sadece: Sevgi. Senin hakkında kötü konuşan kişilere sevgiyle ve şefkatle bakarsan eğer, neden böyle yaptıklarını anlarsın: Korkuyorlardır ve zayıftırlar. Senden daha az sevecen oldukları olgusuyla yüzleşmekten korktukları için sana saldırıyorlar. Senin onlardan daha iyi olabileceğini kabul edemedikleri içindir ki, senin hakkında kötü konuşuyorlar. Öfkeli oldukları için senin hakkında kötü konuşuyorlar. Evinde yangın çıktığında, üzerine su dökersin, öyle değil mi? Yangının çaresi sudur, daha fazla ateş değildir – fakat sadece azıcık su dökersen, yangını söndürmeye yetmeyebilir; halbuki muazzam bir sağanak, alevler ne kadar büyük olursa olsun, herhangi bir yangını söndürebilir.

İnsanlar senin hakkında kötü konuştuklarında, kime saldırmış olurlar? Beden misin sen? Beden değilsin sen. Bedenle alay ediyorlarsa, sen beden olmadığına göre neden etkilenesin ki? Övgüleri de eleştirileri de seni etkilemesin. Överlerse, kabul edip, “Rabbim, bütün bunları bana Sen yaptın, övgüyü alan da Sensin,” diyerek Tanrı’ya sunun. Sizi kınadıklarında da, “Yapan eden ben değilim; her nasılsa yanlış anlamışlar. Rabbim, onlara anlayış bahşet,” deyin.

Hz. İsa çarmıha gerildiğinde dayanılmaz acılara maruz kalmıştı. Gökteki Babası’na, “Neden bu kadar ıstırap çekmem gerekiyor? Ne gibi bir hata işledim ben? Hayatımın son anında bu ıstırap neden?” diye yakardı. Hiçbir cevap gelmedi. Düşünmeye devam edince, yanıt içinden doğru geldi: ‛Beden değilim ben.’ Beden olmadığını bir kez idrak ettiğinde, artık ıstırap bütünüyle yok oldu. Başka bir kimsenin bacağı ağrıdığında, bunu kendi bedeninizde hisseder misiniz? Hayır; siz, bedeni farklı olan, zihni farklı olan farklı bir kişisiniz.

İnsanlar sizi övdükleri takdirde, bunu alçakgönüllülükle karşılayın; sizi kınarlarsa, yine alçakgönüllülükle karşılayın. Kendinize çekidüzen verip de gelişme kaydetmenizin bir imkânı olup olmadığını araştırın. Düşmanlarınıza müteşekkir olun, sizin iyiliğinizi istemeyenlere müteşekkir olun, sizde hata bulan kimselere müteşekkir olun, çünkü bu insanlar sizin daha iyi bir hale gelmenize yardımcı olmaktadır. Geriye dönüp, onlara, “Bunu bana söylediğiniz için teşekkür ederim,” demelisiniz; bunun üzerine onlar da bunu yapmaktan vazgeçeceklerdir, zira sizin daha da güçlü bir düşman haline gelmenizi istemezler! (Gülüşmeler) Onlara şefkatle muamele edin; bilmezler ama korkuyla, öfkeyle ve kıskançlıkla hareket ederler. Onlara teslim olmayın. Her bakımdan şefkatli olun.

Tüm hayatım boyunca kınandım ve birçok derdi ve güçlüğü göğüslemek zorunda bırakıldım. Bu saldırılar Beni çıkmaza soksaydı ve o insanlara karşılık vermekle uğraşsaydım eğer, işimi yapacak vakti hiçbir zaman bulamazdım. Diğer insanların ne düşündükleri Beni hiçbir şekilde ilgilendirmez. Yapmakta olduğum şeyin doğru olduğunu biliyorum Ben. Kalp, hakikati bilir. Kalbinizi hoşnut ettiğiniz sürece, doğru yoldasınız demektir; tüm dünyayı hoşnut edemezsiniz. Her ne zaman size biri gelirse, onlara sevgiyle muamele edin. Sevgi, herhangi bir kalbi, herhangi bir kilidi, herhangi bir hazineyi açabilen yegâne ana anahtardır. Sevgi, anahtardır!

 

Avustralya, 1 Ocak 2015, (Sabah Oturumu)

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

S  Soru: Swami, bazı insanlar, biri öldükten sonra canın bedende birkaç gün kaldığına ve bu süre boyunca bedenin rahatsız edilmemesi gerektiğine inanıyor. Gerçek nedir?

          İkinci sorum: Hangisi daha iyidir – yakma mı, toprağa gömme mi?

 

Swami: Her varlığın üç veçhesi vardır: Biri sizin gördüğünüz beden olan fiziki bedendir; diğeri sukşma beden olan zihindir; üçüncüsü de Atma’dır, yani ruhtur.

Atma her daim özgürdür – hiçbir şeye bağlı değildir. Onda cahillik yoktur; kendini hiçbir şey ile ilişkilendirmez. Atma’nın farkındalığına ancak bedenin içindeyken erilebilir.

Aslında özgürlüğe kavuşturulması gereken tek şey, kişinin zihnidir. Kişinin tekrar doğmasına ve gerisin geriye samsara’ya girmesine – punarapi cananam punarapi maranam – tekrar doğup, tekrar ölmesine sebep olan şey, zihindir. Can saftır ve her daim özgürdür.

Sorunuz şöyle olmalıdır: “Zihnin bedene olan bağımlılığı ne zaman sona erer?” Zihin, bedene son derece bağımlıdır. Zihin dışa dönüktür, bu yüzden bedeni ister, zira dış dünyanın nimetlerini ancak beden vasıtasıyla deneyimleyebilir.

Tıpkı bir kalem işlevini kaybettiğinde, tekrar çalışması ümidiyle onu sallamanız gibi, beden artık işlevini kaybettiğinde de, zihin, istediklerini yapabilmek için cesedin tekrar aktif hale gelmesini beklemeye koyulur – ama ceset hiçbir zaman bunu yapmaz. Zihnin bedenin ölmüş olduğunun farkına varması biraz zaman alır; sonrasında zihin bedeni terk etmek ve yeni bir beden aramak zorunda kalır.

Zaman faktörü kesinlikle söz konusu olsa dahi, bu da kişinin spiritüel evrimine bağlıdır. Bazıları için bu, yedi saniye yahut yedi saat veya yedi gün olabilir. Bazıları içinse, zihnin bedenin artık canlı olmadığını anlaması ve geriye dönüp de bedeni aramayı bırakması aylar sürebilir. Zihnin bedeni aramak üzere durmaksızın geriye dönmekten vazgeçmesini sağlamak için, yapılabileceklerin en iyisi, bedeni yok etmektir. Fiziki beden yakılarak veya toprağa gömülerek ortadan kaldırılırsa eğer, zihnin gitmekten başka çaresi kalmaz.

Bedenin imhasının gerçekleşmesi gerekir; beden beş elementten yapılmıştır ve beş elemente geri dönmek zorundadır – tam döngü budur. Bedeni beş elemente nasıl geri verdiğinizin bir önemi yoktur – ha toprağa gömmüşsünüz ha yakmışsınız; her ikisi de etkilidir. Bu sadece sizin gelenek ve görenekleriniz ile ilgilidir; neticede pek de önemli değildir. Önemli olan, zihnin cesede olan bağımlılıktan kurtulması, kendini onun etkisinden kurtarması ve bir zamanlar o bedene ait olduğunu unutmasıdır, aksi takdirde geri dönüp durur.

Zihnin cesede olan bağımlılığından kurtulması ve yoluna devam etmesi için ona yardımcı olsun diye Hinduizm’de birçok puca, aynı şekilde Hristiyanlıkta da birçok dua vardır.

Beden bir araçtır ve sizi bir yere kadar götürebilir. Yolculuğun bir sonraki safhası için başka bir araca gerek vardır. Bir araba ile yolda gidebilirsiniz, ancak bir nehre geldiğinizde tekneye geçmeniz gerekir; arabaya olan bağımlılığınızdan kurtulup tekneye binmelisiniz. Görevinizin devam etmesi adına bedeninizi bu şekilde değiştirirsiniz işte.

 

Singapur, 28 Aralık 2014

 

Page 1 of 9

OTURUM Aç YA DA KAYIT OL