Menu

Cart

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S  Soru: Swami, büyüklerimizin çoğu okullar inşa etmek ve hastane inşaatları yapmak şeklinde, Senin misyonuna büyük bir katkıda bulunuyorlar. Biz de bugün burada bulunan gençler arasında, Senin projelerine biz de katkıda bulunabilelim diye biraz para toplayabilmek amacıyla bir Arzulara Set Çekme Programı başlatabilir miyiz?

 

SwamiArzulara Set Çekmek, arzular parayla sınırlı olmadığından, sırf paradan tasarruf etmekle ilgili değildir. Duyuların yol açtığı, zihnin ve bedenin yol açtığı arzular da vardır. Herkesin içindeyken Arzulara Set Çekmeyi uygulayabilirsiniz, ama yalnız başınıza kaldığınızda arzularınıza gerçekten set çekiyor musunuz? Uygun olmayan şeyleri gizliden gizliye arzuluyor musunuz? Paradan tasarruf etmek, mental tavrınızın bir yan ürünüdür. Büyüklerinizin yapmakta oldukları şeyleri dert edinmeyin, kendinizi onlarla kıyaslamayın veya yaptıklarıyla rekabete girmeyin. Onlar sizin yaşınızdayken, sizin halen yapmakta olduklarınızı bile yapmamışlardı. Büyüdükçe, gencecik bir yaştaki tüm bu yetiştirilmeniz sayesinde onlardan daha iyisini yapacaksınız siz. Evet, zamanı, parayı, enerjiyi, sözleri ve en önemlisi hayatı boşa harcamayın. Temel prensipleri öğrenin ve hayatınızı iyi bir şekilde sürdürün.

Kaynak: SSS Uvacha, 18. Cilt – İlahi Diskur, 3 Şubat 2017, Sabah - Sai Anandam’da Gençlik Satsang’ı, Singapur

 

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Bro, Swami’nin işini yaparken ve Swami yapılması gerektiğini söylediğinde, samimiyetle çabalıyoruz, ama o kadar çok engel çıkıyor ki. Bunları sebebi kişiler ya da kaynaklar olabiliyor; bu durumda oluşan düş kırıklığını nasıl halledebiliriz – yani Swami yapılması gerekli demesine rağmen o görevi yerine getirememe düşüncesinin üstesinden  nasıl gelebiliriz – acaba? Sanki daha önce daha bir dengeliydim de şimdi o dengeyi yitirdim gibi geliyor. Yapmam gerekse de yapamadığım vazifeden ötürü düş kırıklığı yaşayıp öfkeleniyorum. Swami için yapmak istediğim kadarını yapamıyorum.

 

Sri Madhusudan: Bu yoldan hepimiz geçtik. Swami her neyi yapmamızı istediyse tek başına yapılamadığı için, kolay bir durum değil bu. Swami’nin yapmamızı istediği şeyi yapmak için birçok kişinin bir araya gelmesi gerekiyor. O’nun yolu, ‘ben’den ‘biz’e ve ‘biz’den de ‘O’nadır. Aksi halde bir mağaraya gidip meditasyon yapmamızı isterdi. O’nu orada da bulabilirsiniz, fakat O bizi, içinde çalışalım diye topluma yerleştirir. Bizden de birbirinden de çok farklı olan başka kişiler ile haşır neşir olmak zorundayız. Anlayışları bakımından hepsi de farklı safhalardadır. Birlikte çalışmaları için herki bir araya getirmek büyük bir meydan okumadır.

Finansal kaynakların kısıtlayıcı olduğunu söylemiyorum, zira Swami için kaynakların kısıtlayıcı olduğu gibi bir durumu hiç hissetmedim. Süregiden birçok proje varken, Swami daima bir çıkış yolu bulur. Siz tam vazgeçecekken daima ufuktaki bir yerde biri çıkar ortaya ve sonra her şey yerli yerine oturur. Ne var ki, iş insanlara geldiğinde, çok farklı bir senaryo ortaya çıkar. Gördüğünüz gibi, Swami insanlarla ilgilenir. Bize tüm işleri hem bizim dönüşmemiz hem de işin içinde olan diğer kişlerin dönüşmesi maksadıyla verdiğini birçok kez söylemiştir. Tanrı için para da bu projeler de nedir ki? Dünyayı tek bir sözcükle yaratabilir O! Bir yerde bir sığınma evi daha yaratamayacağını mı sanıyorsunuz? Tabi yaratabilir, ama amacı bu değil ki. O’nun amacı, biribirimize nasıl davrandığımızı, birbirimizi nasıl dönüştürdüğümüzü görmektir.

Bize bir örnek vermiştir; Kısa bir süre önce, sürüncemeye giren bir şeyle başımız dertteydi. Swami bizi çağırarak, “Bu isle ilgili olan dört kişi var. Bir otomobilin dört tekeri gibiler. Lastiklerden biri patladığında, araba gidemez. Diğer üç iyi lastik arabanın gitmesini sağlayamaz,” dedi.

Dolayısıyla, Swami bizi, sabırlı ve anlayışlı olmayı öğretmek amacıyla bir araya getirir. Bazen başkalarının uğruna yavaşlamamız ve bazen de diğerlerine yetişmek adına hızlanmamız gerekir. Swami’nin durumu kabullenmeyi, tolore etmeyi ve sabırlı olmayı bize öğretme tarzından başka bir şey değildir bu. Günün sonunda, formül, elinizden geleni yapmnız ve gerisini O’na bırakmanızdır. Mümkün olan her şeyi yaptığınız ve yapacak daha başka bir şeyin kalmadığı hususunda vicdanınız rahatsa, bunu Kendisne adayarak, “Elimden geleni yaptım ben, Swami. Gerisi Senin bileceğin iş,” deyin.

Fakat diyelim ki, elimizden geleni yapmadık ve işbirliği yapmayan, canı istemeyen, katılımda bulunmayan, ama her halükârda o işin hayati bir parçası olan diğer kişinin adına yeterince uğraşmadık. Işte o zaman birlikte oturup konuşmamız ve o kişinin kendini çalışmanın önemli bir parçası olduğunu hissetmesini sağlamamız ve ondan sonra da işe devam etmemiş gerekir

Swami bütünüyle ‘ben’den ‘biz’e ve ‘biz’den de ‘O’na ile ilgilenir. Çok çeşitli doktorların olduğunu söyler. Homoeopathy doktorları homoeopathy ilaçları verirlerken, Ayurveda doktrları Ayurveda ilaçları verirler. Swami de, “Benim dünyaya ait hastalıklar ve dünyevi bağımlılıklar için verdiğim reçete, ‘ben’den ‘biz’e ve ‘biz’den de ‘O’na gitmektir. Hizmet etmek istediğinizde ve insanlarla birlikte çalışmanız gerektiğinde, çok daha anlayışlı, sabırlı ve balınıza gelenlere çokça razı olmanız gerekir. İşler yavaşlayabilir, ama elinizden gelen her şeyi yaptığınız hususunda vicdanınız rahatsa ve suçluluk hissi yoksa sizde, tamamdır. Swami’ye adayabilir ve gerisini O’na bırakabilirsiniz.

Son bir not: Söz konusu görevden almanız gereken dersi aldıysanız, ertesi gün, siznle de olsa, siz olmadan da olsa hatta size ragmen de olsa, o işin yapıldığına tanık olursunuz.

Kaynak: Kalpten Gelenler, 2. Cilt – Ashram Sakinlerine Hitaben Konuşmalar, No. 6, 16 Haziran 2019, ABD, Boston’daki Gençlik Buluşması

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Swami, ülkemizde muazzam bir yiyecek israfı var. Bunun ortadan kalkmasına yardımcı olmak adına nasıl bir farkındalık yaratabiliriz acaba?

Swami: Yiyecek Tanrı’dır. Annat purushah (yiyecekten insan ortaya çıktı),” denir kutsal metinlerde. İnsanığlu yiyecek olmaksızın mevcut olamaz. Başkalarına şefkatle yaklaşmadığınız ve acılarını hissetmediğiniz takdirde, böyle iyi değerleri öğretmeniz mümkün olmaz. Çözüm bir kez daha spiritüelliktedir.

Insanlara en azından yaptıklarından sorumlu olduklarını, zira çok sayıda kişinin yiyeceğinin olmadığını ve aç kaldıklarını anlatın. Dünyanın yarısının yaptığı gibi, aç karnına uyumayı bir deneyin. Lütfen söyleyin bunu onlara. Belki onları etkiler de şefkatli olmalarına yol açar.

Birçok kimse, “Param var, istdiğimi alabilirim. İsraf edersem de benim problemim. Niçin sen dert ediniyorsun ki?” diye düşünür. İşin aslı şu ki, yiyecekler o kişilere başka birçok kişinin çabaları sayesinde geliyor. Paran kesinlikle senin olsa dahi, yeryüzü sana ait değil. Bütü bu yiyeceklerin kendilerinden kaynaklandığı yeryüzünün, gözkyüzünün veya suyun sahibi değilsin ki. Dolayısıyla, bu öğretiyi okullardaki müfredata koymak suretiyle çocuklara yol göstermek gibi bir sorumluluğunuz var; en iyi yöntem budur. Çocuklar büyüdüklerinde başkalarını incitmeyerek daha iyi vatandaşlar haline gelirler.

Yetişkinlerin alışkanlıklarını değiştirmek çok zordur, zira o zaman kadar eğrı boy atmış ağaçlar haline gelirler ve artık düzgün büyümeleri sağlanamaz. Henüz bir fidanken bir sopaya bağlayabilir ve düzgün boy atmasını sağlayabilirsiniz. Benzer şekilde, günümüzde dünya nüfusunun büyük bir kısmı çocuk olduğundan, çocuklara öğretmeniz gerekir. Şayet önümüzdeki on yılda hepsi iyi kişiler haline gelirlerse, işler farklı olacaktır. Çocuklara bu değerler konusunda giderek daha duyarlı olmayı öğretmaye çalışın.

Kaynak: ABD’de Boston ve Atlanta’ya İlahi Ziyaret, 17 - 23 Haziran 2018

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Swami, zahmetli alanlarda çalışırken, insanlar çoğu kez iyi tabiatımızdan faydalanmaya kalkıyor. Böyle zor durumlarda nasıl davranmalıyız acaba? Benim deneyimime göre, çok nazik olursak, insanlar iyi tabiatımızı kötüye kullanıyor ve bize kötü muamele ediyorlar. Moralimizi yüksek tutmak ve aynı zamanda insanların bize kötü muamele etmesine izin vermemek arasında nasıl bir denge tutturabiliriz acaba?

 

Swami: Bu dünyadayken birinci vazifeniz iyi olmaktır. İyi olmanız gerektiğini düşündüğünüz sürece, neye mal olursa olsun, iyi olmalısınız. Ne var ki, insanların sizin iyi tabiatınızdan faydalanabileceği bir dünyada yaşadığınızdan, size şu tavsiyede bulunacağım:

Sizin iyiliğinizden ötürü öteki kişi tembelleşiyorsa, o zaman sizden istediği her ne ise, yapmayın onu. Eğer ebeveynler çocukları her yapmak istediklerini yapsınlar diye onlara izin veriyorlarsa, iyi ebeveynler değildirler. Çocuklarını şımartmaktadırlar. Kalbinize dönün ve ona, bir aktiviteyi yapmanızın öteki kişiye yardımcı mı olacağını yoksa zarar mı vereceğini sorun. Kalp yanıt verecek ve siz de o işi yapıp yapmamanız gerektiğini bileceksiniz.

Bazen insanlara şefkatten değil de egodan ötürü ‘Hayır’ demek zor gelebilir. Biri rica ettiğinde, ‘ “Hayır,” dememem gerekir,’ diye düşünebilirsiniz. Size ‘Evet’ dedirten, egodur. Yeterince alçakgönüllü iseniz ve yardım ettiğinizde bir sorun olacağını fark ederseniz, o zaman güzelce açıklayacak alçakgönüllülüğü göstermelisiniz: “Bunu yaparsam, vazifeni yapmamış olacaksın. Bu yüzden yapmak istemiyorum. Evet, sana yardımcı olacağım, ama bunu kendin yapmalısın.” Bunu güzelce ve dostça açıklarsan, hatalı olan bir kimse bile ne dediğini anlayacaktır.

Çoğu defa insanlar, öfkeden ötürü, kaba davranışlarıyla başkalarını cezalandırmaya kalkarlar; ama izlenecek yol yordam bu değildir. Hata her ne olursa olsun, sevgiyle düzeltebilirsiniz. Sevgiyle düzelttiğiniz takdirde kalıcı olur; ama başkalarını cezalandırır ve kırıcı olursanız, kalıcı olmaz. Dolayısıyla, önce iyi olun. Sizin iyi ya da kötü olduğunuzu, yardımcı olup olmadığınız belirleyecektir. Bazen yardım etmeyerek de bir kimseye iyilik etmiş olursunuz, zira o kişi bu durumda kendisi yapmak zorunda kalacak ve kendisi daha iyi biri haline gelecektir.

Başkalarından daha fazla biliyorsanız, onlara kendilerinin yapmaları için yardım edin ve onların yanında olun; gereksiz yere sizden faydalanmalarına izin vermeyin. Ne var ki, ilgili kişiyi tanımıyorsanız, o zaman öylece yardımcı olun, çünkü yardımınız ayrım yapmamalı veya fark gözetmemelidir. O kişiyi tanıyorsanız, kalbinize sorun ve ona göre hareket edin. Kırıcı ya da kaba olmayın; ‘Hayır’ demeniz gerekse bile, öteki kişi anlayabilsin diye anlayışlı bir şekilde söyleyin.

Kaynak: SSS Uvacha, 13. Cilt – İlahi Diskur, 30 Ağustos 2015 - Londra, Birleşik Krallık

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Hepimiz kurtarılmak istiyoruz. Ben de Altın Çağa girenlerin arasında olacağıma inanmak istiyorum. Ne var ki, egonun ve erdemsizliğin tuzaklarına düşmek konusunda kuşkularım ve korkularım var. Her gün, gerçekten de iyi bir kişi olduğumu düşünerek meditasyon ve dua için vakit ayırıyorum; ama belki de değilimdir. Aslında şunu bilmek istiyorum: Her insan kurtarılacak mı, yoksa bazı kimseler diğerlerine kıyasla kurtarılmaya daha mı yatkınlar? Beni korkutan bir husus bu.

 

Swami: Sende ‘sınav’ korkusu var, bir sınavı geçip geçemeyeceğine dair bir korku var. Herkesin sınavlara girmesi gerekir; sınavlardan geçmeden okuldan mezun olan birini gördün mü hiç? Mümkün değil ki bu. Sınavlardan korkma; sınavlara girmek ve geçmek zorundasın.

İşin güzel tarafı, zamanın senden yana olmasıdır. Swami buraya gelip, sana çok önceden, bir sınav olacağından bahsetmektedir. Zaman sizden yana olduğuna ve Ben de sürekli size sınavlardan bahsettiğime göre, vaktinizi boşa harcamayın. Zamanı iyi kullanın ki, size tanınan süre içerisinde güzelce hazırlanabilesiniz ve sınavdan başarılı bir şekilde geçebilesiniz.

Dahası, Tanrı sizinle birlikte olup, öğretmeniniz olarak, nasıl ders çalışacağınız, ev ödevinizi nasıl yapacağınız, sorunlarınızı nasıl halledeceğiniz ve en sonunda sınavda neler yazacağınız hususunda size rehberlik etmektedir ki, sınavdan iyi bir not alarak geçebilesiniz. Bu durumda korkacak ne var ki? Kuşkulara yer vermeye ne gerek var ki? Sınavdan geçip geçmeyeceğinize dair korkularınız varsa, öğretmeninize de kendinize de güvenmiyorsunuz demektir. Güzelce gayret edin ki, Tanrı’nın lütfu ve rehberliği sayesinde her şey mümkün olsun.

Kaynak: SSS Uvacha, 19. Cilt, 15 Ekim 2017, Halka Açık Satsang, Mexico City, Meksika

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Düşüncelerimizin, sözlerimizin ve eylemlerimizin tamamını zihne değil de Tanrı’ya yerleştirip oturtabilir miyiz? Duanın yardımı olur mu?

 

Swami: Duanın yardımı olur, ancak sadece içten edilen duanın yardımı olur. Duayı bir kez Tanrı’ya verdiniz mi, bir daha size geri vermez onu. Bu nedenle sonrasında taleplerde bulunmayın. Onu bir kez Tanrı’ya verdiniz mi yaşamınız tam anlamıyla değişir ve bir daha asla aynı olmazsınız. (Sonra) tekrar o eski aynı şey haline dönmeye çalışmayın. Karar vermelisiniz.

lakshmana rekha sınırını (koruyucu bariyeri) geçtikten sonra geri dönemezsiniz – teslimiyet böyle bir şeydir. Kabir Das bir keresinde, “Ben oradayken Tanrı orada değildi; şimdi Tanrı burada, fakat ben orada değilim,” demişti. Benzer şekilde Sai buradayken siz orada değilsiniz ve siz buradayken Ben orada değilim. Algı şöyledir: advaita’da (ikicilik olmayan Teklik’te) olduğu gibi ya her şey Tanrı’dır ya da siz illüzyonda kaybolmuşsunuzdur, yalnızsınızdır. ‘Ben’in olduğu yerde ‘Sai’ olamaz, ‘Sai’nin olduğu yerde de ‘ben’ olamaz. Bu nedenle bu anlayışla seçin.

Evet, duanın yardımı olur, ancak dua ile birlikte bir parça gayret de göstermek gerekir. İyi bir hekim size ne tür beslenmeniz gerektiğini ve hangi ilaçları almanız gerektiğini söyler. İlaçları alıp, doğru şekilde beslenmeyi es geçerseniz sonuç alamazsınız. Benzer şekilde dua madalyonun sadece bir yüzüdür, gayret ise öbür yüzüdür. Her şeyi her an, bağımlı olmadan, Tanrı sevgisi için, Tanrı uğruna yapın. Tüm bunlar teslimiyet hal’ine ulaşmanıza yardımcı olacak olan gayretlerdir.

Kaynak: İlahi Ziyaret Avusturalya, 2 Mayıs 2019, Halka Açık Satsang, Melbourne

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Swami, Çin kültüründe bu ay yedinci ay olup, adına Aç Hayaletler Bayramı denir. Bu ay boyunca ruhların dünyamıza gelmelerine izin vermek üzere kapılarının açıldığı bir cehennem gerçekten var mıdır? Cennet son derece engindir. Canlar bedenlerini terk ettiklerinde, dinlenmeleri için ayrılmış olan saf ahret alanlarının var olduğuna inanılmaktadır. Böyle bir şey var mıdır?

 

Swami: Cennet varsa, cehennem diye bir şeyin de var olması gerekir. Gündüz varsa, gece de olmalıdır. Cennetin yokluğu, cehennemdir; cehennemin yokluğu da cennettir. Çin, Hint, Yunan kültürü de olsa yahut herhangi bir kadim kültür de olsa, tüm kültürler bu farklı yerlerin ayrımında olmuşlardır.

Fiziki dünya diye gördüğünüz şey, kısıtlı bir algılamadan ibarettir. Algınızın ötesinde olmak üzere, dünyanın hem yukarısında hem de aşağısında dünyalar vardır. Bu nedenle, görmediğiniz ya da algılamadığınız başka varlıkların ve başka dünyaların olduğu doğrudur. Fiziki duyularınızın ötesini görme, işitme veya deneyimleme yeteneğini geliştirdiğinizde, önünüzde bütünüyle yepyeni bir dünya açılır.

Bilgeler ve ermişler, derin meditasyon halindeki kimseler nasıl öğrendiler bunu? O yerleri bedenen değil de zihnen ziyaret edip geri gelebilirlerdi. Burada oturuyor olsanız bile, bedeniniz burada olabilir, ama zihniniz ofiste bulunabilir veya arkadaşınızın evinde ya da hatta başka bir ülkede olabilir. Beden atıldır; zihin aracılığıyla da algılarsınız. Bilgeler ve ermişler, zihinlerini, daha süptil olan bu gerçeklikleri algılayabilecekleri düzeye çıkarabilirlerdi. Hayatın, fiziki düzeyde belirenden daha fazlasını kapsadığını işte bu şekilde keşfettiler.

İlahi kaynaktan ayrı düştüğünüz andan itibaren, ana ırmaktan ayrı olan su damlacıkları gibi olursunuz. Hepiniz, eninde sonunda, Tek halinde bir araya gelmek suretiyle gerisin geriye ırmağa kavuşursunuz.

Bu dünyaya geldiğinizde, birçok kişiyle birlikte yaşar ve hepsinden bir şeyler öğrenirsiniz. Hayatınızın gayelerini ve nasıl ilerleneceğini öğrenirsiniz. İyi işler yaparsanız, terfi edersiniz. İyi işler yapmazsanız, olduğunuz yerde mevcudiyetinizi sürdürmek zorunda kalırsınız. İyi olanı yaparak, cennet statüsüne ulaşırsınız; iyi olanı yapmayarak, bir tür cehennemde alıkonursunuz.

Nedir cehennem? Sefalet cehennemdir, üzüntü cehennemdir, ıstırap cehennemdir. Burada otururken de ıstırap çekiyor olabilirsiniz, üzüntülü olabilirsiniz, ağrınız sızınız olabilir – bunların hepsi de sizin için bir tür cehennem oluşturabilir. Şayet sürurla, sevinçle dolup taşıyorsanız ve mutluysanız, o zaman cennettesiniz demektir. Demek ki, bu bedendeyken de ve diğer âlemlere yolculuk yapmadan da cenneti ve cehennemi yaşayabilirsiniz. Bedeni bir kez terk ettiniz mi, tıpkı her çocuğun bir sonraki sınıfa geçmeden önce bir sınavdan geçmek zorunda olması gibi, siz de bir sınavdan geçmek zorunda kalırsınız. Sınavı geçerseniz, terfi edersiniz ve sizi öte âlemde gözetip kollayacak olan öğretmenleriniz olur. Yaptığınız iyi şeyleri, neyi yanlış yaptığınızı, kaç cevabın doğru olduğunu ve kaçının yanlış olduğunu gösterirler size. Sonra sizi bir sonraki sınıfa, yani öğretiminizi daha ileri bir düzeyde sürdüreceğiniz yeni bir aileye, yeni bir bedene ve yeni bir ortama gönderirler. Öğrenmeyi işte bu şekilde sürdürürsünüz, ta ki siz en yüce ders olan bencillikten uzak olmaya, İlahi olmaya, saf sevgi olmaya erene kadar. En yücesi budur!

Bu en yüce seviyeyi ne kadar erken öğrenir ve erişirseniz, sizin için o kadar hayırlı olur. Bu sürecin tümü kişinin kendisini sevmesi ile başlar, sonra ailesini sevmesi, toplumun tümünü sevmesi ile devam eder ve en nihayet, kâinatı bütünüyle sevmesiyle tamama erer. Sevginiz bu şekilde genişlemelidir. Bunu ne kadar hızlı öğrenirseniz, gayenize de o kadar hızlı erişirsiniz. Bazen o âlemlerden bu dünyaya, hayatın daha yüce hakikatlerini öğretmek ve deneyimlerini paylaşmak üzere üstatlar iner. Aksi halde, bu hayatta yapmanız gereken şeylerin, doğmak, yemek, uyumak ve ölmekten ibaret olduğunu zannedersiniz. Hayatınızı bu şekilde geçirmemelisiniz.

Hepiniz buraya daha yüce olan bu Hakikati öğrenmek ve deneyimlemek istediğiniz için geldiniz. Onu bir kez deneyimlediniz mi de Hakikate vâkıf olursunuz. Narasimha Murthy, “Tanrı’ya bir kez vâkıf oldunuz mu, Tanrı olursunuz. Daha başka bir şeyi bilmenize gerek kalmaz,” dedi. Bu ‘Dünya Okulu’nda elde edebileceğiniz en yüksek diploma, bencillikten uzak hale gelmektir. Bencillikten uzak hale geldiniz mi de saflaşırsınız. Bu durumda artık gelip gitme olmaz, artık cehennem veya cennet yahut yeryüzü diye bir şey olmaz. Sizin her biriniz, Hakikat olan Kaynağınıza geri dönersiniz. Her bir yaşamda derslerinizi öğrenmeniz ve o dersleri bir sonraki yaşama uygulamanız gerekir – böylece her bir ömür boyunca gelişme gösterirsiniz. Süreç budur işte.

Kaynak: SSS Uvacha, 17. Cilt, 6 Ağustos 2016, Dr. Yeoh İkametgâhı, Sabah Satsang’ı, Singapur

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S  Soru: Swami-ji, zihnin daima İlahiliğe bağlı halde kalmasını sağlamamızı söyledin. Bunun yöntemlerinden biri mantra sadhana olduğu için, srividya mantra ve shodashi mantra gibi beeja mantralar’dan bazılarını terennüm etme eğilimindeyim. Bazı kimseler bu mantralar’ın sabahları banyo yaptıktan sonra ve bazı vakit alan ritüellerin eşliğinde terennüm edilmesi gerektiğini söylüyor. Sorunum şu: Çalışan bir bayanım ben, bu yüzden sabahları yarım sat veya bir saat harcamam mümkün değil. Fakat arabayla ofise giderken ve öğlen yemeği için dönerken beeja mantralar’ı ezberden okuyabilirim. Buna izin var mı acaba? Tavsiyen nedir, Swami?

 

SwamiBu sadece onun ikilemi değil; günümüzde büyük bir koşuşturma içinde olan birçok kişinin de ikilemi bu. Son derece yerinde bir soru bu ve herkesin yararına olmak üzere yanıtlanmalı.

Hem mantra nedir ki? mantra, belirli bir anlamı olan bir dizi hecedir. Ne gibi bir işlev görmesi beklenir peki? mananat trayate iti mantrah – sizi kurtuluşa erdiren, terennüm edilmek suretiyle sizi öte yakaya ulaştıran şey bir mantra’dır. mantra’nın üzerinde tefekkür ederek kurtuluşa erersiniz; mantra’dır işte bu. Basit bir mantra, “aham brahmasmi” dir: ‘Ben Tanrı’yım’ anlamına gelir. Kesintisiz olarak bunun üzerinde tefekkür edin. manana (tefekkür) gerekir, yoksa shravana (dinleme) ya da vachana (söyleme) değil. manana sırf dinlemekten veya terennüm etmekten daha derindir. Dolayısıyla, bir mantra’dan maksat, onu söylemek değildir – gereksizdir bu. Tıpkı ders kitaplarını yüksek sesle okuyan ve bu sayede daha iyi konsantre olabilen bazı çocuklar gibi size bir yararı oluyorsa, söyleyin tabi. Ne var ki, aslında bir mantra, mananat’ı gerektirir – yani anlamının üzerinde kesintisiz olarak tefekkür etmeniz gereken bir şeydir mantra; budur mantra’nın amacı. Bunu yaptığınızda, zihin yavaş yavaş mantra’nın anlamının üzerinde odaklanır ve o anlam da kendini size açmaya başlar. mantra, taç yapraklarıyla birer birer, katman katman size kendini açar ve karşınızda tezahür eder.

Şimdi zihnen zamanda geriye giderek, bu mantralar’ın her şeyden önce yüce rishiler (ermişler) tarafından nasıl alındığını bir düşünün. Onlara mantra drashtalar denirdi – yani mantralar’ı işitenler değil de ‘mantralar’ı görenler’ denirdi. Bir mantra’yı nasıl görebilirsiniz peki? Bunun anlamı, bir mantra ile ilgili olarak, dinlemekten, konuşmaktan veya düşünmekten daha fazlasının söz konusu olduğudur. Bir mantra’nın hem ses hem de anlam olarak içten dışa doğru tezahür ettiği söylenir. “sarvam brahma mayam,” – her şey ilahidir – bir mantra haline geldi [diyelim]. Birisi de ‘sarvam brahma mayam’ diye terennüm eder ve her şeyin ‘Bir’liğini, her şeyin İlahiliğini deneyimler. Demek ki, bir mantra, iki yönlü trafik gibidir: Kişi bir mantra’yı terennüm edebilir ve Hakikatin farkındalığına erebilir yahut kişi Hakikatin farkındalığına erebilir ve mantra’yı terennüm edebilir. rishiler, sizin Tanrı’ya ulaşmanız için hoş bir karayolu yapmışlardır. Bir şeyi deneyimlemişler ve onu mantralar olarak dile getirmişlerdir; rishiler’in deneyimi belirli sözcüklere dönüşmüştür.

Güzel bir şey gördüğünüzde, “Ah-ha!” dersiniz. ‘Ah-ha’, bir mantra olmadığı gibi, aslında bir sözcük de değildir. O anda deneyimlediğiniz duygunun dile getirilmesidir sadece. Benzer şekilde, rishiler de bir şeyi deneyimlemişler ve onu sözel olarak mantralar şeklinde ifade etmişlerdir. O dönemde mantralar bir lisan halinde olmayıp, rishiler’in deneyimlerinin bir dışavurumu halindeydi. Dolayısıyla, bir guru size, ancak o belirli deneyimin size yardımcı olabileceği bilinciyle bir mantra verir. Çünkü sizin geçmişinizi de geleceğinizi de görmüş ve tıpkı bir Ayurveda doktoru gibi teşhis koymuştur. Ayurveda doktoru da bir kimsenin vata’ya mı pitta’ya mı yoksa kapha’ya mı eğilimli olduğuna karar verir ve buna bağlı olarak ona doğru türden ilaç tedavisini tavsiye eder. Bir mantra da buna benzer; bir guru size, yardımcı olacağını söyleyerek bir mantra verir, zira zihninizin içeriğini bilir. Zihninizin nasıl bocalamakta olduğunu, ne kadar derin olduğunu, ne kadar sorunlu olduğunu anlamış olan guru, kendisindeki guru drishti yetisinden dolayı olaya vâkıf olup, tıpkı bir doktor gibi, buna göre ‘reçete yazar’.

Senin sorunun ise mantra’yı belirli bir yerde belirli bir vakitte terennüm edememendir. O mantra sana, spiritüel yaşamda disipline girmemiş olduğun bilindiği için verilmiştir. Bir guru, kişi disiplinsiz olduğunda bunu bilir. Doktor size, sabah ilk iş ilacı ya da hapı almanızı ve ikinci dozu da akşam belirli bir vakitte almanızı söyler. Ayrıca size, bu ikisinin arasında şunu yiyip bunu yememenizi tembih eder. Bunu söylemelerinin sebebi, bedeninizin ilacı gerektiği şekilde özümsemesinin ve arzulanan etkiyi göstermesinin sağlanmasıdır. Ritüeller vs.nin de benzer bir işlevi vardır – maksat, mantra’nın gücünü özümseyecek şekilde zihni hazırlamaktır.

İlk olarak, kendini hem içte hem de dışta temiz tut; kirliysen ve derin kaşınıyorsa, oturup da mantra’nın üzerinde nasıl konsantre olabilirsin ki? Temiz olman gerekir. Tüm hafta boyunca giymekte olduğun giysileri değil de shuddha vastram (yıkanmış, temiz giysiler) giymelisin. Bedenen rahat bir durumda değilseniz, huzur içinde oturup da mantra’nın etkisini hissedemezsiniz. Sthana da – oturduğunuz yer de – saf olmalıdır. Aşırı derecede trafik gürültüsü veya etrafınızda aşırı derecede hareketlilik varsa, zihninizi odaklayamazsınız. Ritüellerin hepsi de mantra’nın etkisini alması için zihninizi en iyi şekilde hazırlamak amacıyla tasarımlanmıştır; aksi halde uygulamanız olduğu gibi boşa gidebilir.

Şayet belirli bir süreden beri uygulama yapmaktaysanız ve konuşurken, yürürken, hareket ederken, yemek yaparken, şarkı söylerken ve dinlerken mantra’nın tefekkürü zihninizde kendiliğinden tekrarlanıp devam ediyorsa, bu durumda ritüel niteliğindeki ayrıntılara ihtiyacınız olmaz. Hazırlayıcı uygulamalara sadece başlangıçta ihtiyaç vardır. Araba sürmeyi öğrenmek istiyorsanız, açık bir alana gidip, deneyimli bir sürücünün yardımıyla öğrenirsiniz. Araba sürmede bir kez ustalaştınız mı da artık arabayı kontrol altında tutmayı düşünmek zorunda kalmadan yolculuğunuza devam edebilirsiniz. Arabayı sürerken biriyle konuşuyor yahut başka bir şeyi düşünüyor olsanız dahi araba yola devam eder. Nasıl mı? Çünkü araba sürmek sizin bir parçanız haline gelmiştir. Benzer şekilde, mantra’nın üzerinde kesintisiz olarak tefekkür etmek suretiyle, zihniniz mantra’yı her an için ve herhangi bir yerde deneyimlemeye hazır hale gelir - mantra’yı yıkanırken de yemek yaparken de yahut yürürken de terennüm edebilirsiniz. Her neredeyseniz, her neyi yapmaktaysanız, herhangi bir boş anınızda mantra’yı terennüm edebilirsiniz.

Spiritüel bakımdan çok ileri düzeyde olduklarını göstermek isteyen ve bu nedenle mantra’yı yüksek sesle terennüm eden bazı kimseler vardır – kapı komşuları bile duyabilir onları! İnanın, kentlerde bu böyledir. Sabah 11:30’da yandaki dairedeki adamın bir pooja çanını çalmaya başlayacağını ve onda sonra terennüme koyulacağını herkes bilir. Bu işi sessizce yapın! Bakın, Tanrı size son derece yakındır. Kendinizi duyurmak için bağırmak zorunda olduğunuz, yan odadaki biri değildir O. Tanrı sizin içinizdedir! Hatta fısıldamanıza bile gerek yoktur – Tanrı size bu kadar yakındır işte. Öyleyse, dillendirmekte olduğunuz şeyi Tanrı’nın duymasını sağlamak amacıyla yüksek sesle terennüm etmenize niçin gerek olsun ki? Tanrı her şeyi duyar; dolayısıyla spiritüel nitelikteki zahitlik uygulamalarını bir şov haline getirmeniz gerekmez. Kendi kişisel deneyiminiz olarak, son derece kişisel bir deneyim olarak kendinize saklayın bunu – içinizde saklayın.

Söylediğim gibi, mantra’yı yürümekte, konuşmakta, hareket etmekte veya herhangi bir şey yapmakta olduğunuz her yerde terennüm edebilirsiniz, fakat shraddha (içtenlik) olmazsa olmaz. Bazı kimseler, mantra’yı iki ya da üç yüz kere terennüm etmenin sizi disipline sokmanın tek yolu olduğunu belirtirler. Ne var ki, kendinizi bir kez disipline soktunuz mu, mantra’yı bir defa dahi tam bir shraddha ile terennüm etmek sizi kurtuluşa erdirebilir. Bu nedenle, mantra’nın dış veçhelerini dikkate almayın – o kadar da önemli değildir bu. mantra’yı terennüm etmek otomatik hale gelene kadar geçen sürede önemlidir. Araba sürmeyi öğrenmekle ve kendinizi trafiğin olmadığı açık bir alanla kısıtlamakla olan benzerlikten bahsettim. Fakat bir kez öğrendiniz mi de arabayı yolda sürmekten çekinmezsiniz; ehliyet alıp, istediğiniz her yere arabayla gidebilirsiniz. Aynı şekilde, bir mantra’yı öğrendiğiniz ilk etaplarda da bazı disiplinlere uymakta yarar vardır. Disiplin zihninizi gerektiği şekilde tefekkür etmeye hazırlayacaktır, ama zihninizi sakin kılmanın üstesinden bir kez geldiniz mi de herhangi bir yerde terennüm edebilirsiniz – ve mantra’nın iç anlamı kendini açık eder. Günün sonunda size gerçekten yardımcı olacak şey nicelik olmayıp, terennüm edişinizin niteliğidir. Bu nedenle kendini suçlu hissetme, aslında ortada bir sorun yok.

Kaynak: Singapur İlahi Ziyareti, 5 Ağustos 2018, Sai Anandam’da Halka Açık Akşam Satsang’ı

 

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S  Soru: Swami, çocuklarımın seni deneyimlemesini arzuluyorum. Lütfen bana birkaç metot söyleyebilir misin?

 

SwamiSwami nedir?

Salik: Swami Tanrı’dır.

Swami: Tanrı nedir? Swami’yi deneyimlerken çocukların deneyimlemesi gereken şey nedir?

Salik: Fiziksel formunda Swami’yle beraberken o kadar çok mucize gördüm ki. Çocuklarımın da aynı şeyi deneyimlemesini istiyorum.

Swami: Mucizeler Swami değildir, Swami sadece sevgidir. Mucize nedir? Çocuğun yapamadığı bir şeyi siz yapabildiğinizde çocuk sizin mucize kadın olduğunuzu düşünür. Benzer şekilde, sizin yapamadığınız bir şeyi Ben yapabildiğimde Benim mucize adam olduğumu düşünüyorsunuz. Mucize Swami değildir, fakat sevgi Swami’dir. Çocuklar Tanrı’nın sevgisini sizde hissettiklerinde Tanrı’yı deneyimlemiş olurlar. Tıpkı Ana Kraliçe Madalasa’nın çocuklarını büyüttüğü ilahi ninnideki gibi çocuklarınızı bağımlı olmaktan uzak yetiştirin:

shuddhosi buddhosi niranjanosi samsara maya parivarjitosi

(Sen en saf olansın, farkında olansın, her daim sürur içinde olansın. Ey Sevgili! Sen samsara’nın maya’sının (dünyevi yaşama dair illüzyonun) ötesinde olansın)

Kraliçe Madalasa ninniyi bu şekilde söylerdi. Çocuklarının hepsi Tanrı’yı deneyimlediler ve  teslimiyet ruhuyla  birer brahmaçarya oldular. En sonunda kral gelip kraliçeye en küçük çocuklarına ninni söylememesi için yalvardı, zira krallığı yönetecek birine ihtiyaçları vardı. Diğer tüm çocukları gitmiş kendi özlerinin farkındalığına ermişlerdi. Bir annenin gücü böyledir işte!

Çocuklarınızı – ilahi oldukları – düşüncesi ile yetiştirirseniz, ilahi hale gelirler. Çocuklarınızın Beni ve sevgimi deneyimlemelerini istiyorsanız eğer, onları o şekilde yetiştirin. Onlara Tanrı olduklarını ilahi olduklarını söyleyin. Olması gereken şekil budur. Mucizeler değilim Ben. ‘Swami gel buraya, Mevcudiyetini göster bana. Şuradan vibuthi dökülmeli. Şuradan kumkum dökülmeli.’ Swami’yi doğrudan deneyimlemek bu değildir. Hakiki mucize, sevgidir.

Kaynak: İlahi Ziyaret Avusturalya, 2 Mayıs 2019, Halka açık Satsang, Melbourne.

 

 

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Swami sen Tanrı olduğunu söylüyorsun ve benzer bir şekilde bizim de Tanrı olduğumuzu söylüyorsun. Poorna Avatar olarak evrenin ilahi gücünü ellerinde taşıyorsun. Bu durumda engellerin ve kötü alışkanlıkların üstesinden gelmek için bizlerin, geriye kalanların nasıl bir gücü var? Teslimiyetin gücü ve Tanrı olduğumuz düşüncesiyle hatalı yanlarımızın üstesinden gelmek için geçmemiz gereken süreç nedir?

 

Swami: Sizin irade olarak adlandırılan bir gücünüz var. Tanrı herkese bir parça irade vermiştir, buna aynı zamanda özgür irade de denir ve bu şekilde Tanrı’nın gücünü paylaşabilirsiniz. Bir baba oğluna kendi seçimini yapma ve bunu uygulama gücünü verir. Bunu kullanırsanız her şeyi elde edebilirsiniz. Para istiyorsanız, o irade gücü size parayı sağlar. Şöhret istiyorsanız, o irade gücü size şöhreti sağlar. İlahi hale gelmek istiyorsanız, o irade gücü ilahi olmanızı da sağlar.

İlahi hale gelip Tanrı farkındalığına erenler tıpkı herkes gibi insandı; onların da herkes gibi iki bacakları, iki elleri, iki gözleri ve iki kulakları vardı, bundan daha başka bir şeyleri yoktu. Tek bir dakika bile boşa harcamadan yirmi dört saat boyunca irade güçlerini Tanrı’nın farkındalığına ermek için kullandılar. Böyle yaparsanız, siz de Tanrı’ya erersiniz. Tamamen size bağlıdır bu. Bu nedenle, soruna cevap vermek adına; hepinizde olan güç nedir? Hepinizin gücü, iradedir. Tanrı’nın gücüne ulaşmanın yolu irade gücünü doğru kullanmaktan geçer.

Kaynak: İlahi Ziyaret Avustralya, 2 Mayıs 2019, Halka açık Satsang, Melbourne.

Sayfa 1 / 13

Yeni Resmi Websitelerinin Linkleri

OTURUM Aç YA DA KAYIT OL