Menu

Cart

Mart 2024 - SAIPRAKASHANA.COM/TR

SORU CEVAP ALINTILARI - 03 2024 H1

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S  Soru: Swami, çocuklarımın seni deneyimlemesini arzuluyorum. Lütfen bana birkaç metot söyleyebilir misin?

 

SwamiSwami nedir?

Salik: Swami Tanrı’dır.

Swami: Tanrı nedir? Swami’yi deneyimlerken çocukların deneyimlemesi gereken şey nedir?

Salik: Fiziksel formunda Swami’yle beraberken o kadar çok mucize gördüm ki. Çocuklarımın da aynı şeyi deneyimlemesini istiyorum.

Swami: Mucizeler Swami değildir, Swami sadece sevgidir. Mucize nedir? Çocuğun yapamadığı bir şeyi siz yapabildiğinizde çocuk sizin mucize kadın olduğunuzu düşünür. Benzer şekilde, sizin yapamadığınız bir şeyi Ben yapabildiğimde Benim mucize adam olduğumu düşünüyorsunuz. Mucize Swami değildir, fakat sevgi Swami’dir. Çocuklar Tanrı’nın sevgisini sizde hissettiklerinde Tanrı’yı deneyimlemiş olurlar. Tıpkı Ana Kraliçe Madalasa’nın çocuklarını büyüttüğü ilahi ninnideki gibi çocuklarınızı bağımlı olmaktan uzak yetiştirin:

shuddhosi buddhosi niranjanosi samsara maya parivarjitosi

(Sen en saf olansın, farkında olansın, her daim sürur içinde olansın. Ey Sevgili! Sen samsara’nın maya’sının (dünyevi yaşama dair illüzyonun) ötesinde olansın)

Kraliçe Madalasa ninniyi bu şekilde söylerdi. Çocuklarının hepsi Tanrı’yı deneyimlediler ve  teslimiyet ruhuyla  birer brahmaçarya oldular. En sonunda kral gelip kraliçeye en küçük çocuklarına ninni söylememesi için yalvardı, zira krallığı yönetecek birine ihtiyaçları vardı. Diğer tüm çocukları gitmiş kendi özlerinin farkındalığına ermişlerdi. Bir annenin gücü böyledir işte!

Çocuklarınızı – ilahi oldukları – düşüncesi ile yetiştirirseniz, ilahi hale gelirler. Çocuklarınızın Beni ve sevgimi deneyimlemelerini istiyorsanız eğer, onları o şekilde yetiştirin. Onlara Tanrı olduklarını ilahi olduklarını söyleyin. Olması gereken şekil budur. Mucizeler değilim Ben. ‘Swami gel buraya, Mevcudiyetini göster bana. Şuradan vibuthi dökülmeli. Şuradan kumkum dökülmeli.’ Swami’yi doğrudan deneyimlemek bu değildir. Hakiki mucize, sevgidir.

Kaynak: İlahi Ziyaret Avusturalya, 2 Mayıs 2019, Halka açık Satsang, Melbourne.

 

 

Devamını okuyun...

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR - 03 2024

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

Sri Sathya Sai Baba'nın Maha Shivaratri İlahi Diskur'u

 

 

‘Shiva’nın ne anlama geldiğine ilişkin doğru bir anlayışa sahip olmalısınız. sathyam,shivam ve sundaram (hakikat, hayırlılık ve güzellik) üçlemesinde geçen shivam; formun, niteliklerin ve zamanın ötesindeki ātma’nın bedenlenmişi olan hayırlılıktır.

Bu hayırlı gecede, kendi içinizdeki, forma bürünmemiş Shiva prensibini deneyimlemelisiniz. Hakikati tanıyıp kabullenmek ve deneyimlemek için, zihninizde pusuya yatan şu üç tür engelden kendinizi kurtarmanız gerekir: mala, vikshepa ve avarana (saflığı bozan şeyler, oynaklık ve beden bilincini ātma zannetme hatasına düşmek). Bu üç engelin üstesinden geldiğinizde ancak, Shiva’nın saf özünü anlayabilirsiniz.

Spiritüel yolculuğunuz, dünyanın sapkınlıkları olan vikara’dan, forma bürünmüş Tanrı olan sakara’ya ve en sonunda da forma bürünmemiş Tanrı olan nirakara’ya doğru ilerlemektir – böylelikle en yüce Hakikate erişirsiniz. Shiva’dan o armağanı alabilmek için, kalbinizin ve ruhunuzun derinliklerinden dua etmelisiniz. Eğer o armağan için gerçekten ricada bulunursanız, Shiva onu size kesinlikle bahşeder. Dışa dönük tüm hisleri terk etmeli ve ilahi Shiva prensibini anlamayı ve deneyimlemeyi niyet etmelisiniz. O halde dualarla ve bhacanlar’la meşgul olun.

Devamını okuyun...

SORU CEVAP ALINTILARI - 03 2024 H2

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Swami sen Tanrı olduğunu söylüyorsun ve benzer bir şekilde bizim de Tanrı olduğumuzu söylüyorsun. Poorna Avatar olarak evrenin ilahi gücünü ellerinde taşıyorsun. Bu durumda engellerin ve kötü alışkanlıkların üstesinden gelmek için bizlerin, geriye kalanların nasıl bir gücü var? Teslimiyetin gücü ve Tanrı olduğumuz düşüncesiyle hatalı yanlarımızın üstesinden gelmek için geçmemiz gereken süreç nedir?

 

Swami: Sizin irade olarak adlandırılan bir gücünüz var. Tanrı herkese bir parça irade vermiştir, buna aynı zamanda özgür irade de denir ve bu şekilde Tanrı’nın gücünü paylaşabilirsiniz. Bir baba oğluna kendi seçimini yapma ve bunu uygulama gücünü verir. Bunu kullanırsanız her şeyi elde edebilirsiniz. Para istiyorsanız, o irade gücü size parayı sağlar. Şöhret istiyorsanız, o irade gücü size şöhreti sağlar. İlahi hale gelmek istiyorsanız, o irade gücü ilahi olmanızı da sağlar.

İlahi hale gelip Tanrı farkındalığına erenler tıpkı herkes gibi insandı; onların da herkes gibi iki bacakları, iki elleri, iki gözleri ve iki kulakları vardı, bundan daha başka bir şeyleri yoktu. Tek bir dakika bile boşa harcamadan yirmi dört saat boyunca irade güçlerini Tanrı’nın farkındalığına ermek için kullandılar. Böyle yaparsanız, siz de Tanrı’ya erersiniz. Tamamen size bağlıdır bu. Bu nedenle, soruna cevap vermek adına; hepinizde olan güç nedir? Hepinizin gücü, iradedir. Tanrı’nın gücüne ulaşmanın yolu irade gücünü doğru kullanmaktan geçer.

Kaynak: İlahi Ziyaret Avustralya, 2 Mayıs 2019, Halka açık Satsang, Melbourne.

Devamını okuyun...

SORU CEVAP ALINTILARI - 03 2024 H3

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Dinler neden var?

 

Swami: Okullar niçin varsa, dinler de o sebepten var. Okula gidiyor musun?

Çocuk: Evet.

Swami: Okula gittiğinde ne yapıyorsun? Fen, matematik, fizik, kimya ve İngilizce gibi, hakkında bir şey bilmediğin şeyleri sana öğreten ve bu dersleri öğrenmeni sağlayan bir öğretmenle buluşuyorsun. Bilmediğin dersler hakkında bir şeyler öğreniyorsun. Öğretmenin halihazırda bilse de sen bilmiyorsun. Sonra öğretmenin bazı kitaplar yazıp sana vererek, “Okuduğun takdirde sana bu dersleri öğretecek olan bazı kitaplar bunlar. Emin olmadığın bir şey olursa, gel bana sor ki, açıklığa kavuşturayım,” der. Sen de öyle yaparsın.

Kaç tane okul var? Mauritus’ta çok sayıda okul var. Farklı çocuklar farklı okullara gidiyorlar, öyle değil mi? Okulların bazıları öğrencilerin mavi bir üniforma giymelerini zorunlu kılar. Bir diğer okulun üniforması beyazdır; daha başka bir okulunki ise gridir. Demek ki, farklı okulların farklı üniformaları vardır. Bazı okullar öğrencilerin belirli bir duayı okumalarını zorunlu kılarken, başka okullarda güne başlamadan başka bir duayı okurlar. Bazı okullar sabah 07:30’da başlarlar, ama diğerleri sabah 08:30’da başlayabilir. Bazılarında eğitim öğlen biterken, bazıları daha sonra paydos eder. Bütün bu okullar farklı olsa da size aynı dersleri öğretirler.

Dinler de okullar gibidir. Bir dinin lideri bir öğretmen gibidir ve ona Üstat (ya da Peygamber) dersiniz. Bir dine niçin mensup olursunuz? Bir kilise bir okul gibidir, bir mabet bir okul gibidir ve bir cami de bir okul gibidir, Tüm bu farklı okullara bir şeyler öğrenmek için gidersiniz. Öğrenmek istediğiniz şey nedir? Tanrı hakkında bilgi edinmek istersiniz. Tanrı’yı nasıl bulacağınızı, Tanrı’yı nasıl deneyimleyeceğinizi, Tanrı ile nasıl birlikte olacağınızı ve Tanrı’nın farkındalığına nasıl ereceğinizi öğrenmek istersiniz. Tüm bu dinlerin öğrettiği ders budur.

Tanrı’nın farkındalığına ermek için yapmanız gereken şeyler olarak neleri söylerler size? Dua etmeniz gerektiğini, yalan söylememeniz gerektiğini, başkalarının eşyalarını çalmamanız gerektiğini, başkalarına zarar vermemeniz gerektiğini, herkesi sevmeniz gerektiğini ve herkese hizmet sunmanız gerektiğini söylerler. Bunların hepsi de Tanrı’ya ulaşabileceğiniz çeşitli yollardır. Tüm kutsal metinler ders kitapları gibidir, Üstatlar (ya da Peygamberler) öğretmenler gibidir ve tüm dini binalar da derste Tanrı ve Tanrı’nın nasıl bulunacağı konusunun işlendiği okullar gibidir. Önce teorik dersler görürsünüz, sonra da uygulamalı derslere geçmeniz gerekir. Tanrı’yı bulmak için iyi insanlar olmanız ve günlük hayatta iyilik yapmanız, başkalarının eşyalarını çalmamanız, yalan söylememeniz veya başkalarını incitmemeniz gerekir. Günlük hayatınızda bu uygulamalı dersleri kullanmalısınız.

Hz. Muhammed, Hz. İsa, Buddha ya da Mahavira gibi Üstatlar (ya da Peygamberler), takılıp kaldığınız bir yer olduğunda veya derslerde zorlandığınızda size öğretmek üzere gelirler. Okullar farklı olabilir, üniformalar farklı olabilir, dönemler farklı olabilir, lisan farklı olabilir, öğretmenler farklı olabilir, fakat Tanrı hakkındaki ders tektir ve aynıdır.

Ebeveyniniz sizi, yakınınızdaki okul hangisi ise ona gönderir. İçine doğduğunuz ailenin izinden gitmiş olduğu gelenekler çerçevesinde, aileniz sizi de o dinin bir mensubu olarak yetiştirir. Sonra siz o din aracılığıyla Tanrı hakkında bilgi edinirsiniz. Herkes Tanrı hakkında bilgi verdiği sürece tüm dinler önemlidir, zira dinler Tanrı hakkında ve iyilikler hakkında bilgi edinmeniz yönünde size yardımcı olurlar.

Anladınız mı?

(Swami birkaç çocuğa nerede okuduklarını sordu ve çocuklar okullarının adını söyledi) Güneş hangi yönden doğar? Okulunuzda ne öğretildi size? Güneş doğudan doğar, öyle değil mi? Hangi okul olursa olsun, her okulda Güneşin doğudan doğduğu öğretilir.

Bilgi tekdir, ama o bilgiyi farklı okullarda farklı öğretmenlerden, farklı ders programlarını takip ederek ve farklı üniformalar giyerek öğrenirsiniz. Dinler de aynen öyledir. “Bu okul daha iyidir” veya “Benim okulum en iyisidir” yahut “Onların okulu en iyisi,” diyerek kavga etmemelisiniz. Öğrendiğiniz sürece herkese saygı göstermelisiniz.

Çocuklar soru sormalıdırlar. Onların sorularını yanıtlamak da büyüklerin sorumluluğudur. Büyüklerin çoğu, “Çok soru soruyorsun. Sıkma canımı! Çek git,” der. Çocuklar öğrenmeye çalıştıkları için, onlara cevap vermemek çok yanlıştır. Sorulan sorunun cevabını siz kendiniz bilmiyorsanız, gidip yanıtını bulun ve sonra dönüp çocuklara öğretin. Tüm ebeveynler yapmalıdır bunu. “İşim var. Bana değil, git babana sor!” diyerek, çocuktaki merakı öldürmeyin. Babası da, “Annene sor,” diyecektir. O zaman çocuğun gidebileceği bir yer kalmaz. Hayır! Herkes çocukların sorularını yanıtlamaya çabalamalıdır, zira çocuklar öğrenme çağındadır. Doğru olanı öğretmezseniz onlara, yanlış olanı öğrenecekler ve yaşamları boyunca yanlış olanın doğru olduğunu zannedeceklerdir.

Kaynak: Mauritius’a yapılan İlahi Ziyaret – 12 Aralık 2018, Jaya İkametgâhında Satsang

Devamını okuyun...

SORU CEVAP ALINTILARI - 03 2024 H4

SAİ UVACHA'DAN YAPILMIŞ
SORU CEVAP ALINTILARI

 

S Soru: Swami, bir karar verirken zihni nasıl sakinleştirebiliriz? Bazen bir şeyi yapmaya karar veriyoruz, hatta Swami’ye söylüyoruz, fakat sonra sonunu getiremiyoruz. Narasimha Murthy Sir, bir kez yanlış bir düşünce edindik mi, artık kararsızlık içinde kaldığımızı söyledi.

 

Swami: Zihin, doğası icabı, istikrarlı değildir. Ateşin kendi doğası vardır, suyun kendi doğası vardır, rüzgârın kendi doğası vardır; her şeyin kendi doğası vardır. Zihnin doğası da chanchala’dır – sürekli değişime uğrar, istikrarlı kalamaz. Krishna’nın Kendisi, zihni kontrol etmenin rüzgârı kontrol etmekten daha zor olduğunu belirtmiştir.

İlk önce zihnin öyle olduğunu kabul edin – dolayısıyla da açıkça çabaya ihtiyaç vardır. Zihin, çaba olmadan istikrarlı hale getirilemez. Nasıl yaparsınız bunu peki? Arjuna da Krishna’ya, “Zihni nasıl kontrol edebilirim?” sorusunu sormuş ve Krishna buna, “abhyasena tu kaunteya, vairagyena cha gruhyate – zihin ancak sürekli olarak uygulama yapmak ve bağımlı olmamak suretiyle istikrarlı hale getirilebilir,” diye cevap vermiştir. Şayet herhangi bir şeye bağımlı hale gelirseniz, zihninizin hızla bir oraya bir buraya sıçramaya başladığını görürsünüz; hiçbir şekilde tek noktada odaklanmayacaktır!

Herhangi bir şeye ya da herhangi bir kimseye bağımlı olursanız, zihniniz huzursuz hale gelir. Dolayısıyla, nasıl bağımlı olmayacağınızı öğrenmek zorundasınız – ve bu da uygulama yapmayı gerektirir. Her şey uygulama yapmayı gerektirir. Doğduğunuzda, nasıl konuşacağınızı, nasıl yürüyeceğinizi, nasıl yemek yiyeceğinizi, kendinizi nasıl temizleyeceğinizi, nasıl giyineceğinizi veya nasıl yazıp okuyabileceğinizi bilmiyordunuz. Tüm bu şeyleri sürekli uygulama yaparak öğrendiniz.

Diyelim ki, okula gittiniz. İlk gün yeni öğrenciler aritmetiği veya alfabeyi öğrenmede zorlanırlar. “Çok zor bu! Keşke evimde olsaydım,” diyerek vazgeçersiniz. Vazgeçtiğiniz takdirde, ömür boyu eğitimsiz kalırsınız. Benzer şekilde, spiritüel eğitimde de zihin üzerinde ustalaşmayı öğrenmek zorundasınız. Nasıl yaparsınız bunu? Sürekli uygulama yaparak zihni aynı yere geri getirmek suretiyle yaparsınız. Zihin dünyayı dolaşır; zihni, tıpkı ortalıkta koşuşup duran çocuk gibi gözetip kollamanız gerekir. Bekleyin! Koşuşup durduğundan dolayı, kendi yerine dönmesi için bekleyin. Zihni güç kullanarak kontrol altına alamazsınız; onu zorla baskılamayı ne kadar çok denerseniz, o kadar başarısız olursunuz. Fakat zihni kaynağında kontrol edebilirsiniz. Nedir bu kaynak? Düşüncelere olan bağımlılığınızı ortadan kaldırın ki, zihin de yerli yerine oturabilsin. Zihni bir düşünceye bağımlı kılarsanız, ortalıkta koşuşacak ve sizi de arkasından sürükleyecektir. Herhangi bir arzu, zihnin huzurunu kaçırır. Herhangi bir arzu – satsang için buraya gelerek Swami tarafından kutsanma arzusu bile – zihnin huzurunu kaçıracak ve buraya gelmenizin asıl nedeni olan o huzuru deneyimleyemeyeceksiniz. Dolayısıyla, hiçbir beklenti olmaksızın boş (bir zihinle) gelin. Uygulamayla mümkün olur bu. Hiçbir şeye bağımlı olmayın, zira günün sonunda tüm arzuların tıpkı su kabarcıkları gibi olduğunu öğrenmeniz gerekiyor. Er ya da geç patlayıp yok olurlar. Orada oldukları sürece tamam, ama bir gün hepsi su kabarcıkları gibi patlayıp yok olacaktır.

O halde, yarın orada bulunmayacak olan şeylere bağımlı hale gelmede ısrar etmenin ne yararı var ki? O şeylerin kalıcı olmayacağının ayrımında olmanıza rağmen, tüm zamanınızı, enerjinizi ve paranızı bile bile onlara harcamanız aptallık olmaz mı? İş dünyasında olan birçok kişi var. Bir arkadaşları, bir işe yatırım yapmalarını, fakat ertesi gün yatırımlarının sıfırlanacağını söylese, kaçı yatırım yapar acaba? “Nasıl bir tavsiyede bulunuyorsun ki bana? Sen gerçekten benim dostum musun? Eğer sana para verirsem, yarın sabah ikiye katlanmalı, belki de ona katlanmalı, ama sıfırlanmamalı!” demezler mi?

Ben size tam da bunu, yani tüm zamanınızı, tüm çabanızı, tüm enerjinizi, bir an sonra değerini yitirecek ve ertesi sabaha bile kalmayacak olan bir illüzyona yatırdığınızı söyleyip duruyorum. Shankaracharya, işte bu yüzden, “ma kuru dhana jana yauvana garvam harati nimeshat kalah sarvam – servetiniz, gençliğiniz, aileniz ya da sırtınızı dayadığınız kimseler sizi hoyrat yapmasın, zira zaman hepsini bir anda alıp götürebilir,” demiştir. Sizi öven çok kişi vardır, birçok kişiye sırtınızı dayamışsınızdır – bunlarla pek de gurur duymayın. Enerjinizin büyük bir kısmını böyle şeylere harcamayın. Evet, bunlar yerli yerindedir ve bu da iyi bir şeydir. ‘Yemem gerekiyor; yiyeceğim var’ – tamam. “Giyinmem gerekiyor; giysilerim var’ – tamam. ‘Barınmam gerekiyor, başımı sokacak bir evim var’ – tamam. ‘Şuraya buraya gitmem gerekiyor, bunun için bir arabam var’ – tamam. ‘Hasta olursam, tedavi görme imkânım var’ – tamam. ‘Çocuklarımı okutacak ve aileme bakacak kadar para kazanıyorum’ – tamam. Bunun ötesindeki bir şeylerin çekim alanına girer de onlara bağımlı hale gelirseniz, zihin sizi oraya buraya koşturacak ve asla huzur bulamayacaksınız – huzur değil de kırık dökük şeyler haline geleceksiniz!

Bu nedenle, hiçbir şeye bağımlı hale gelmemeyi uygulayın – fakat bir yandan da bağımlı olmamanın son derece aldatıcı (bir yanı) vardır. Zihin öyledir ki, siz bir şeye bağımlı olmamayı becerirseniz eğer, başka bir şeye bağımlı olmak ister. Bu nedenle, yapılacak ilk iş, dünyaya bağımlı olmayı kesip, Tanrı’ya bağlı hale gelmektir. Dünyevi düşüncelere bağımlı olmamayı ve tanrısal düşüncelere bağlı olmayı sürdürün.

Çocuklar öyledir işte; sessizlik içinde öylece oturamazlar. Diyelim ki, saçma sapan bir şey yapmaktalar ve çok gürültü ediyorlar. Eğer onlara öylece oturup ses çıkarmamalarını söylerseniz, yapamazlar bunu. Birkaç yıl önce anneler bu durumda ne yaparlardı? Çocukların dikkatini yaptıkları şeyden uzaklaştırıp, daha az zararlı olan başka bir şeyle oyalanmalarını sağlarlardı.

Ne yazık ki, günümüzün anneleri bunu yapmıyorlar! Çocuklara çok daha zararlı olan akıllı telefonları, televizyonları ve bilgisayarları veriyorlar. Bu şeyleri izleyip kendilerini mahvetmektense, dışarıda oynayıp bir taraflarını incitmeleri daha iyidir. Günümüzün modern annesi böyledir. Çocuğun dikkatini başka bir şeye yönlendirmekten oluşan geleneksel strateji çok daha güvenliydi. Zihne de aynı şekilde muamele etmek gerekir. İstenmeyen bir şeye bağımlı hale geliyorsa, dikkatini oradan uzaklaştırın ve iyi olan bir şeye yönelmesini sağlayın.

Size, Ramakrishna Paramahamsa’nın bir zamanlar anlattığı bir öyküden hareketle, zihin hakkında küçük bir öykü anlatayım: İki arkadaş bir Cumartesi, ertesi gün ofise gitmeyecekleri için akşam iyi vakit geçirmeye karar verir. Arkadaşlardan biri diğerine ne yapmak istediğini sorar. O da, “Sinemaya gidelim, sonra dışarda yeriz,” der.

Birincisi, “Fakat bildiğin gibi, Sai Baba Singapur’a geliyor ve bir satsang olacak. Sanırım satsang’a gitmeyi tercih ederim; daha iyi bir fikir bu,” der.

Arkadaşı, “Nasıl istersen, ama sen gençsin ve satsanglar da yaşlılar için. Önünde uzun bir ömür var. Vaktini niçin şimdiden böyle şeylere harcayasın ki? Yaşlanıp dişlerin döküldüğünde ve gözlerin göremediğinde, kulakların duymadığında ve ellerin titrediğinde, Tanrı ile vakit geçirmenin zamanı gelmiş demektir. Şimdi ise hayatın tadını çıkarma vaktidir!” der.

Karar verip yollarını ayırırlar. Biri doğrudan Singapore Mall’e gider. Niyeti film seyretmek, yemek yemek ve içki içmektir. Daha sonra belki bir kulübe gidecektir. Diğeri ise gönülsüzce satsang’a gelir ve orada oturup Sai Baba’nın söylediklerini yarı buçuk dinler. Bir süre sonra aklına, film izleyen, bir şeyler yiyen ve içen arkadaşı gelir. Öte yandan, sinemadaki arkadaşı da, ‘Ben de satsang’a gidebilecekken, orada oturup vaktimi değerlendirebilecekken ve yüceltici bir şeyler dinleyebilecekken, ne kadar da aptalca bir karar verdim,’ diye düşünür. Zihinleri başka yerde olduğu için ikisi de mutlu değildir.

Zihin daima, yapmakta olduğunuz şeyin dışındaki başka bir şeyin üzerinde odaklanır. Eğer A’yı yapıyorsanız, keşke B’yi yapıyor olsaydım diyecektir; B’yi yapıyorsanız, keşke A’yı yapıyor olsaydım diyecektir. Bunun sonu gelmez! Bitmek tükenmek bilmeksizin, fırıl fırıl dönüp durur; doğası böyledir. Söylediğim gibi, doğası asla dinginlik nedir bilmez. chanchala’dır (istikrarsızdır). Bunun tek çaresi, zihni kötü olana bağımlı kılmama ve iyi olan bir şeye yönlendirme uygulaması yapmaktır. Zihin meşgul olmadan duramayacağı için, başka bir şeye yönlendirmeden bağımlılığından koparmaya kalkışırsanız, başarısız olursunuz. Doğası icabı geri gider ve kötü olana yapışıp kalır. Zihni yanlış işlerden çekip alma ve doğru işlere koşma uğraşında sebat etmeniz gerekir. Her daim doğru işlerle meşgul olma zihin için doğal bir hale gelene kadar uygulama yapın, uygulama yapın. Zira zamanla doğanın kendisi de değişir.

Kaynak: Singapur’a yapılan İlahi Ziyaret – 5 Ağustos 2018, Akşam. Sai Anandam’da Halka Açık Satsang

Devamını okuyun...
Bu kullanıcının RSS akışına abone olun

Yeni Resmi Websitelerinin Linkleri

OTURUM Aç YA DA KAYIT OL