Menu

Cart

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

  

5 Ağustos 2018

 Singapur – ‘Swami Home’ Ziyareti

 

Günümüzde zengin olan yaşlılar bile ızdırap çekiyor. Eskiden ızdırabı sadece fakirlerin çektiği düşünülürdü, fakat günümüzde para sıkıntısı çekmeyen yaşlılar da ızdırap çekiyorlar. Bu yaşlılar kendileri için son teknoloji bakım üniteleri satın alabiliyorlar, fakat sevgi ve şefkat satın alamıyorlar – paranın satın alamayacağı bir şeydir bu. Onlar belki en iyi hastanelere yatırılabiliyorlar ve tüm servetlerini tıbbi hizmet almak için harcayabiliyorlar – evet, en iyi tıbbi hizmeti alıyorlar, sorun bu değil – ancak sevgi ve şefkati satın alamazsınız. Sevgi ve şefkat sadece, insanların, işe yarama, başkalarına hizmet etme ve bunları Tanrı’ya tam bir adanmışlık, sevgi ve teslimiyetle yapabilme idealinden ilham alan aldıkları böylesine bir yerde mümkündür ve bu da bir kişinin aşılayabileceği en yüce erdemdir. Burada çalışanlar, verdikleri sözlerde ve dualarında, başkalarını içten gelen bir nezaketle ve şefkatle sevebilmek için kendilerine güç verilmesini isterler. Bu yaşlılar evinin başarılı olmasının sebebi bu içtenliktir.

Bu İlahi Diskurun tamamını orjinal dilinde okumak için bakınız: LİNK


 

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

  

Türkiye’ye İlahi Ziyaret

2 Nisan 2017

 

İki tane eliniz, iki tane ayağınız, ikişer tane göz ve kulağınız vardır. Bu uzuvlar birlikte çalıştıkları takdirde, bedeniniz doğru düzgün çalışır. Örneğin, eğer karnınız acıkırsa, ne olmalıdır? Gözleriniz yiyeceklerin nerede olduğunu görmelidir; ayaklarınız yiyeceklere doğru yürümelidir; elleriniz yiyecekleri alıp bir tabağa koymalı ve sonra ağzınıza yerleştirmelidir; ondan sonra ağzınız, mideye inebilmeleri için yiyecekleri yutmalıdır. Sonra mide de yiyecekleri sindirir ve açlığınız giderilmiş olur. Açlığın giderilmesini sağlamak için tüm bedenin birlikte çalışması işte bu şekilde olur. Elleriniz yiyecekleri ağzınıza koymayı istiyor da ayaklarınız yürümek istemiyorsa veya ayaklarınız yürümek istiyor da elleriniz yiyecekleri ağzınıza koymak istemiyorsa, beden nasıl mutlu olabilir ki? Siz herkesin Tanrı’nın bir uzvu olduğunu idrak edene kadar, birlik diye bir şey olmayacaktır.

Vyaşti ya da birey, Srişti’nin ya da Yaratılışın bir uzvudur. Bunun karşılığında, Srişti de Parameşti’nin bir uzvudur, yani Tanrı’nın bir parçasıdır. Farklı insanları bireyler olarak görüyorsunuz, fakat hepiniz aynı bedenin parçalarısınız. Bedenin sağlıklı ve mutlu olabilmesi adına, tüm parçalarının birlikte çalışması gerekir. Hepsinin birlikte çalışması, herkesin iyiliği içindir. Eğer mideye besin gidiyorsa, eller, ayaklar ve gözler de bundan faydalanır – dolayısıyla, tüm beden bundan yararlanır. Bunun gerçekleşmesi için, herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekir.

İşte hepiniz böyle düşünmelisiniz. Yapılabilecek basit bir uygulama, önce öteki kişinin içindeki iyiliği düşünmek olur. Onların yapıp da sizin yapamadığınız şey nedir? Onların içinde olup da iyi olan ve sizde olmayan şey nedir? İlk önce, iyi olanı görün. İyi olanı gerçekten düşündüğünüzde, o kişinin yaptığı tüm iyilikleri düşündüğünüzde, o zaman onların içinde olup da o kadar iyi olmayan niteliklerin üzerinde durmazsınız. Bunları göz ardı edebilecek hale gelirsiniz. Şöyle düşünürsünüz: ‘Bu insanın içinde o kadar çok iyi şey var ki, onun içindeki çok da iyi olmayan şeyleri kolaylıkla görmezden gelebilirim – çünkü kimse mükemmel değildir, ben bile.’ Mesele kendinizi ve etrafınızdakileri anlamaya geldiğinde, uygulayacağınız formül basittir: Mesele başkalarıyken, ilk önce onlarda neyin iyi olduğunu düşünün ve neyin o kadar iyi olmadığını ondan sonra düşünün. Mesele kendiniz olduğunda ise, ilk önce o kadar da iyi olmayan ne varsa, onları düşünün, iyi olan şeyleri ise ondan sonra düşünün.

Öncelikle, bu uygulama sizleri alçakgönüllü yapar. İkinci olarak da başkalarına karşı şefkatli olmayı sürdürmenize yardımcı olur. Sizler, kendi içinizdeki iyi olanı görüp kötü niteliklerinizi göz ardı etme ve başkalarında eksik olanı görüp onların içindeki iyi şeyleri görmezden gelme eğilimindesiniz. Tüm çatışmaların ortaya çıkış sebebi budur. Tekrar etmek gerekirse, onların içindeki iyi şeyleri düşünün. Onlardaki iyi şeylerin ışığında da kötü şeyler son derece önemsiz görünür. Egonuz şiştiğinde ve kendinizi diğerlerinden daha üstün gördüğünüzde, ilk olarak kendi kusurlarınızı analiz edin, yapmakta olduğunuz iyi şeyleri ancak ondan sonra düşünün. Alçakgönüllülük anında artar. Alçakgönüllülük bir kez ayağını içeriye attı mı da birlik olur. Kişi böyle düşünmelidir işte.

Herkesin Tanrı’nın bir parçası, Tanrı’nın bir uzvu olduğunu ve Tanrı’dan ayrı olmadığını aklınızdan çıkarmayın. Ellerin bazen gözleri incitebildiği ya da kimi zaman yemek yerken dişlerin dili ısırdığı doğrudur. Öyle bile olsa, hepsi de aynı bedenin parçalarıdır. İkinci olarak, iş gruplar halinde çalışmaya geldiğinde, uzlaşamadığınız zamanlar olabilir. Karşınızdaki kimseyi reddetmeden önce, onun içindeki iyi olanı düşünün. Sonra, o insanın içinde o kadar çok iyilik olduğunu hissedip, “Bizi bir araya getirecek şekilde davranmıyor olmam, acaba benim açımdan doğru bir şey mi, bilemiyorum,” diye derin düşünceye dalarsınız. İlk adımı kim atarsa, Tanrı’ya o kişi yakınlaşır. Öyle değil mi? İlk adımı atıp atmamak size kalmıştır. Niçin diğerlerini bekleyesiniz ki! Tanrı’ya doğru bir adım atarsanız, O’na daha bir yakınlaşmış olursunuz – bu da sizin iyiliğiniz içindir. Kişi bu şekilde düşünmelidir işte.

Bu İlahi Diskurun tamamını Türkçe olarak okumak için bakınız: LİNK


 

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

  

Fransa’ya İlahi Ziyaret

6 Nisan 2019

 

 

Her şey hakikatten doğar ve

 hakikat vasıtasıyla her şey en sonunda kaynaşıp O’nda özümsenir.

Nereye bakarsanız bakın, yalnızca hakikati görürsünüz.

Her yerde var olan en saf haldeki hakikat prensibi işte budur.

(Telugu dilinde şiir)

 

 

Sevginin Sevgili Bedenlenmişleri!

Hakikat tektir, ancak birçok kişi tarafından çok çeşitli şekillerde anlatıldığı için kadim metinler, “Ekam sat viprah bahudha vadanti – bilgeler tarafından değişik şekillerde anlatılan sadece tek bir hakikat vardır,” derler. Adlandırılmış oldukları gibi, tüm çeşitli üstatlar aynı hakikati saliklerine ve öğrencilerine çekici gelecek şekilde anlatmış olan öğretmenlerdir. Bu hakikatleri yıllardır anlatıyorum Ben. Daha başka ne söyleyebilirim ki?

Tigrett Bana geldi ve, “Swami, daha başka ne hakkında konuşabilirim bilmiyorum, zira konuşmalarım için tüm fikirleri tükettim. Sen beni dünyanın her yerine götürüyorsun ve benden konuşmamı istiyorsun, fakat söylemek istediğim her şeyi söylemiş olduğum için daha başka ne söyleyebilirim bilmiyorum,” dedi.

Ona şöyle cevap verdim: “Tigrett, probleminin ne olduğunu biliyorum, çünkü Ben aynı hakikati yıllardır anlatıyorum! (Gülüşmeler)

Durumunu tamamen anlıyorum. Bu hakikat başka nasıl söylenir Ben de bilmiyorum. Bunun hakkında olabilecek her şekilde konuştum. Bu hakikat çok basittir: Her şey ve herkes ilahidir. Hakikat budur. Hakikat o kadar basit ki kimse inanamıyor.

Ne var ki, onlara, ‘Baş aşağı asılı durmalısınız, o yöne veya bu yöne dönmelisiniz, birkaç bin defa nefes almalısınız, bunu yemeli ve şunu yememelisiniz, buraya gitmeli ve şuraya gitmemelisiniz, işte o zaman hakikati bilirsiniz,’ dersem, herkes hakikate inanır. Herkes bu hakikatin farkındalığına ermek için bir şey yapması gerektiğini düşünür, fakat gerçekte sadece hiçlikte hakikatin farkındalığına erebilirsiniz.  

Bir şey olmaya çalışıyorsanız, hakikati bilemezsiniz. Hiçbir şey haline geldiğinizde hakikat haline gelirsiniz. Gayret, bir şey yapmakla ilgili değildir –   yapmış olduğunuz birçok şeyi gerisin geriye çevirmek ile ilgilidir. Sizi hakikate bu götürür.”

Kendi üzerinize fazlasıyla fikir, fazlasıyla düşünce ve fazlasıyla arzu almış durumdasınız ve bu içte yatan hakikati saklıyor. Bu nedenle, yapmış olduğunuz her şeyi gerisin geriye çevirmek hakikate giden yoldur. Hakikat son derece basittir ve basit bir şekilde anlatılabilir.

Bir doktora herhangi bir problem için gidip ilaç isterseniz ve doktor gerçekte bir probleminiz olmadığını – bunu hayal ettiğinizi – anlarsa, probleminiz için bir ilaç yok demektir. Doktor size, “İlaca ihtiyacın yok senin; iyisin sen, Sadece bir problemin olduğunu hayal ediyorsun,” diyebilir. Siz de kendinize, “İyi bir doktor değil bu! Sanırım gidip başka bir doktor göreceğim,” dersiniz. Ardından bir sonraki doktora giderseniz, bu doktor size toz tebeşir verse bile iyileşeceğinizi düşünerek mutlu mesut bir şekilde toz tebeşiri yiyip bitirirsiniz!

Bu İlahi Diskurun tamamını Türkçe olarak okumak için bakınız: LİNK


İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

  

12 Şubat 2020

SABAH SATSANG'I

Nakhon Pathom, Tayland

İLAHİ DİSKUR

 

Adi Şankaraçarya demiştir ki:

şariram surupam tatha va kalatram
yaşaşçaru çitram dhanam merutulyam
manaşçenna lagnam guroranghripadme
tatah kim tatah kim tatah kim tatah kim

 

Sizde,

Şariram surupam – güzel bir beden

Tatha va kalatram – ve aynı şekilde (güzel) bir eş

yaşaşçaru çitram – harika ve muhteşem bir itibar

Dhanam merutulyam – Meru dağına eşdeğer bir servet (de olsa)

Manaşçenna lagnam – zihin odaklanmış değilse şayet

Guroranghripadme – guru'nun lotus ayaklarında

Tatah kim, tatah kim, tatah kim, tatah kim – neye yarar ki, neye yarar ki, neye yarar ki?

 

Guru'nun lotus ayakları anlayışı ve guru'nun lotus ayaklarının anlam ve önemi budur işte – guru'nun lotus ayakları, sevgiyi ve hizmeti simgeler. Sevginin ve hizmetin ayak izlerini bırakırlar – Herkesi ve Her Şeyi Sevin, Herkese ve Her Şeye Hizmet Edin. Bu dünyada her şeye sahip olabilirsiniz, ama buna rağmen o bağlılık yoksa sizde eğer, bu durumda şu dünyadaki diğer her şeye sahip olmanın ne yararı olur ki? Bağlılığınızın dışındaki hiçbir şey kurtaramaz sizi!

Guru padukabhyam – ancak guru’nun ayakları kurtarabilir sizi

Ananta samsara samudra taram – ve bu büyük samsara okyanusunu aşmanıza yardımcı olabilir;

Naukayitabhyam guru bhaktitabhyamguru'ya olan bağlılık, sizi okyanusun öte yakasına götüren, yani insan olandan İlahi Olan'a götüren sandal gibidir; ikisinin arasında samsara (dünyevi yaşam) okyanusu vardır.

Kişi, samsara (dünyevi yaşam) okyanusunda boğulmadan nasıl yol alabilir? Sizi güvenli bir şekilde öte yakaya taşıma işini ancak guru’nun sandalı yapabilir. Nedir bu sandal peki? Guru’nun ayaklarına yöneltilen bhakti (bağlılık), sandaldır. Ne var ki, bhakti bir ritüelden ibaret değildir; işin spiritüel yanı, guru’nun öğretilerine uymaktır. İki ayak izi de sevgi ve hizmettir.

Hakiki padaseva (lotus ayaklara hizmet sunmak) – guru’nun gösterdiği yolu takip etmek – alçakgönüllükle, saflıkla ve ilahi hislerle gelir. Sizin bütün o mala, puca, hara, puşpam’ınız (capa, dualar, çelenkler ve sunulan çiçekleriniz) ile O ne yapsın ki? Bugün sunduğunuz çiçekler yarın solar. Bugün sunduğunuz meyve yarın çürür. Bugün sunduğunuz herhangi bir yiyecek, yarın bayatlar. Guru bütün bunlarla ne yapsın ki?

Onun tek gayesi, sizi guri’nize yani hedefinize götürmektir – hedefiniz de ilahiliğinizin farkındalığına ermektir. Gurular'ın herhangi bir şeyi yapmalarının başka bir sebebi yoktur ki.

Bu nedenle, tıpkı guru’nun takipçisini seçerken çok dikkatli olması gibi, sizin de guru’nuzu seçerken çok dikkatli olmanız gerekir. Her ikisi de ihtiyatlı olmalıdır.

Nedir guru’nun göz önünde bulundurduğu şeyler? Bir guru; şraddha'sı ve bhakti'si olan (hem amacında samimi hem de bağlılığı olan) bir müridi seçer. Başka herhangi bir kriteri yoktur. Sizin ne kadar varlıklı olduğunuza, ne kadar ünlü olduğunuza, ne kadar madalya aldığınıza bakmadığı gibi, ne kadar popüler olursanız olun, ona da bakmaz. Dünyevi açıdan göz önünde bulundurulan bu şeylerin hiçbiri geçerli olmaz. Guru sırf sizde ne kadar şraddha ve bhakti olduğuna bakar; o kadar.

Bir takipçi bir guru’da neler aramalıdır peki? Prema ya da sevgi her şeyden önemli olan husustur tabi. Guru’nun sevgisi şartlarla birlikte gelirse eğer, bir tür bencilliktir bu ve resmin bir parçası olmamalıdır. Guru’nun niteliği sadece saf ve bencillikten uzak sevgi olmalıdır; yalnızca takipçinin en yüce iyiliği ile ilgilenmelidir. Başka hiçbir şey guru’yu ilgilendirmemelidir. İşte bu anlayış çerçevesinde, şayet siz guru’nuza kalben taparsanız ve guru’nuz da sizi bhakti'niz ve şraddha'nız nedeniyle sevip kutsarsa, her şey mümkün olur.

Denir ki, bir guru olmadan, hiç kimse Tanrı'ya erişemez.

Bu İlahi Diskurun tamamını orjinal dilinde okumak için bakınız: LİNK


İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

 

 

İLAHİ DİSKUR, 24 NİSAN 2018, FİJİ

 

MEDİKAL MERKEZİN AÇILIŞI

 

 

daivadhinam cagat sarvam sathyadhinam tu daivatam

tat sathyam uttamadhinam uttama paro devata

 

(Dünyanın tamamı Tanrı tarafından yönetilir;

Tanrı’nın Kendisi Hakikatin etkisi altındadır;

bu Hakikatin uzantısı iyi insanlarda görülür,

bu nedenle, iyi insanlar Tanrı’dan daha yücedirler.)

 

İlahi Sevginin Sevgili Bedenlenmişleri!

 

Bugün, gerçekleşecek olan bir çok iyi şeyin başlangıcını belirleyen bu olayı kutlamak için buradayız. Bu, gerek Fiji toplumuna gerekse komşu ülkelere hizmet sunma alanında ilk adımdır, ancak gidilecek ve kat edilecek yol uzundur.

 

Her uzun yolculuk, atılan ilk adımla başlar. Hangi yolculuk olursa olsun, yolculuğa başlamak için gerekli olan şey ilk adımı doğru atmaktır. Adım adım yürümeye devam ettikçe bir gün hedefinize ulaşacağınızı bilirsiniz.

 

Dünya üzerinde yapılan iyilikler asla boşa gitmez. Yapmış olduğunuz iyilik ufacık dahi olsa, ihtiyaç olduğunda kat kat size geri döner. Başkaları için yapmış olduğunuz herhangi bir iyilik sigorta poliçesi gibidir ve ihtiyacınız olduğunda sizin imdadınıza yetişir. Bu nedenle, “Kuru punyam aho ratram” – “Gece gündüz iyilik yapın” denir. 

 

G-o-o-d kelimesini hecelediğinizde ‘good’ (iyi) olur, G-o-d ise God (Tanrı’dır). (If you go by the spelling, g-o-o-d is ‘good’ and G-o-d is ‘God’) Her ‘good’ (iyinin) içinde ‘God’ (Tanrı) vardır, bu nedenle yaptığınız iş sadece iyi (good) bir iş değildir – yaptığınız iş, hangi isimde olursa olsun, hangi inanç sistemi ile olursa olsun, hangi yolla olursa olsun Tanrı’nın (God) işidir. Hemcinslerinize hizmet ettiğiniz sürece, Tanrı’nın Kendisine hizmet veriyorsunuz demektir. İşte bu tavırla bu işi yapmaya devam etmelisiniz.

 

Tanrı’nın çiçeklere, kandillere, ibadete veya dualara, ilahilere ve övgülere ihtiyacı yoktur; tüm bunları sunmasak bile Onun için değişen bir şey yoktur – ne var ki, acı çekmekte olan birine Tanrı’nın adına hizmet sunduğunuzda, bu kesinlikle O’nu memnun edecektir.

 

Vedalar’ı dört bölüme ayırarak kompoze eden yüce Vyasa, tüm kutsal ve kadim metinleri araştırmış ve en sonunda bu sonuca vardığını bildirmiştir:

 

 

aştadaşa puraneşu vyasasya vaçhana dvayam

paropakaraya punyaya papaya parapidanam

 

(18 Purana’nın özü sadece iki cümle ile özetlenebilir:

başkalarına yardım etmek sevaptır, başkalarını incitmek günahtır.)

 

İşte bu nedenle, Merkeze girerken panoda ilk gördüğümüz şey ‘Herkesi Sevin, Herkese Hizmet edin’dir. Kendi insanınızı sevmek, kendi insanınıza hizmet etmek çok basittir; sorgusuz sualsiz herkes yapar bunu. Ancak, herkesi sevebilmek ve herkese hizmet edebilmek – ayrımcılık yapmadan ve fark gözetmeksizin kendinize gösterdiğiniz sevgi ve  şefkate eş değerde sevmek – ihtiyaç duyulan şey budur, slogan budur ve bu medikal merkezin işleyişinin teması bu olmalıdır.

 

Sreenivas bu Merkezin ne olacağına dair görüşünü bildirdi ve Dr. Katewa burada ne yapacağının sözünü verdi, bu nedenle Bana arzularınızın ve sözlerinizin yerine gelmesi için kutsayışlarımı sunmaktan başka fazla söyleyecek bir şey kalmıyor. Tüm bunlar verdiğim süre zarfında gerçekleşsin.

 

Zaman Benim için önemlidir. Bir yaşamı kurtardığımız her gün, bir çocuğu kurtarıyoruz, bir aileyi kurtarıyoruz – bu nedenle, her gün önemlidir. Uzun zaman önce benzeri bir durum Raipur Hastanesi ile yaşandı. Sreenivas tek başına –  neredeyse bir başına – son derece gayret göstererek, Chhattisgarh’ta Allah’ın unuttuğu bir yerde, özel amaçlı bir pediatrik kardiyolojik hastanesi kurmak için tüm güçlüklere ve engellere göğüs gerdi. Ona inanan fazla kimse yoktu, hatta bir çok kimse böylesine büyük ve azametli bir şeye kalktığı için aklını kaçırdığını ve bunun kesinlikle bugün değilse yarın onun başını belaya sokacağını düşündü. Ne var ki, muazzam bir sarsılmaz inançla Sreenivas yoluna devam etti . Bununla beraber, muazzam bir gayrete rağmen zaman daralmaktaydı ve Sreenivas Bana gelip “Swami, açılışı başka bir güne erteleyebilir miyiz?” diye sordu.

 

Ona “Ameliyat edilmeyi bekleyen senin çocuğun olsaydı ve sana hastane hazır olmadığı için ameliyatın yapılamayacağı söylenseydi, nasıl hissederdin?” diye sordum. Sreenivas anında bunun Swami’nin kalbi olduğunu anladı; bu kalp, çocuğunun ızdırabını görerek ızdırap çeken anneyi hissetmişti ve bu nedenle Swami’nin bekleyecek vakti yoktu. Yapılması gereken her ne ise, en kısa sürede yapılmalıdır. Gecikmeler kabul edilemez. İşte bu cesaret ve inançla buradaki ekip bu Medikal Merkezi kurmuştur.

 

Bu ekip için iyi bir deneyim oldu bu, çünkü Tanrı’ya teslim olduklarında ve kendilerini Tanrı’ya adadıklarında sonsuz kapasiteleri olduğunu, yeteneklerinin genişlediğini, yetilerinin arttığını ve başka zaman zaman alan şeylerin çabucak hallolabildiğini fark ettiler. Mumbai’de bir hastane yolda – beş sene zarfındaki üçüncü hastane bu.

 

Bencillikten uzak olmadığınız sürece mümkün değildir bu. Ancak arzular teslim edildiğinde olaylar bu hızda gerçekleşir. Sizin mucize olarak adlandırdığınız şeyi Ben teslimiyet olarak adlandırıyorum. Teslim olduğunuzda, mucizeler günlük   meydana gelir; her bir adımda bir mucizenin gerçekleştiğini görürsünüz. Yapmanız gereken tek şey bencilliğinizden kurtulmak ve Tanrı’nın iradesine teslim olmaktır. Muazzam bir sevgi ve şefkatle herkese hizmet etmeye hazır olun, zira Tanrı’nın kendisine hizmet vermektesiniz.

 

Tanrı, yukarlarda Kendine ait cennette bir yerlerde oturmuş sizi gözetmemektedir; Tanrı her bir varlıkta mevcuttur. İşte bu nedenle kutsal metinler “Deho devalayah prokto civo deva sanatana” – “Beden Tanrı’nın mabedidir ve orada İkamet Eden Tanrı’nın Kendisidir” derler. Tüm bunlar Tanrı’nın yürüyen mabetleridir; İlahi Olan herkeste ikamet eder.

 

Bu yüce hisle iyilik yapmaya devam etmelisiniz, zira iyilik yaparak Tanrı’yı bulursunuz. Bu his ile, bu inanç ile, bu teslimiyet ile burayı örnek bir Merkez haline getirmelisiniz. Bu bir mükemmeliyet Merkezi olduğundan, yapılmış olan işin miktarı değil, bu civarda ve bu bölgede yapılacak olan işin kalitesi öne çıkmalıdır.

 

Bu İlahi Diskurun tamamını orjinal dilinde okumak için bakınız: LİNK


İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

Swami senelerdir Vedanta’dan bahsediyor. Çeşit çeşit şekillerde başından beri hep Vedanta’dan bahsediyor. Sizin ‘O’ olduğunuzu söylüyor. Kaç kişi gerçekten O’nun söylediklerini dikkate alıyor peki? Hazır olunmadığında dinlenmiyor. Bu nedenle seva gereklidir. Uygulamalarınızdan seva’yı çıkaramazsınız. Bhakti zihninizi sakin ve durgun tutacaktır. Ancak günün sonunda zihnin ötesine geçmek sadece Vedanta vasıtasıyla gerçekleşir. Upanişadlar bu yüzden gereklidir işte.

Gayatri tüm Vedalar’ın annesidir. Gayatri Anne, O’na ibadet ettiğinizde size gerçekte kim olduğunuzu gösterir. Dyoh yo nah pracodayat – “Zihnimizin arınmasına izin ver, zihnimizin parlak olmasına izin ver.” Gayatri mantra’nın söylediği budur. Bargo devasya dimahi, dyoh yo nah pracodayat – içteki Güneş, içteki Atma parladığında her şey parlar. Her nasıl parlarsa, her şey de öyle parlar. Parlamanın kalitesi ve parlaklığı Atman’dan gelir. Dyoh yo nah pracodayat budur işte. Brahman’daki bilginin ışıltısını verir Gayatri Anne. Nasıl verir peki? Vedalar aracılığı ile verir. Vedalar’ın annesidir O.

Bir’den başka bir şey yoktur. İki, bir illüzyondan başka bir şey değildir. Nesne ve nesnenin yansıması, ses ve sesin yankısı, etki ve tepki – tepki, yankı ve yansıma; bunların hepsi illüzyondur. Hakiki olan, nesnenin kendisidir. Orijinal sestir – ve işte ‘O’, herkeste parlayandır. ‘O’ parladıkça, her şey parlar. Bu düşüncenin üzerinde ne kadar tefekkür edersek, her gün tefekkür edersek; konuşurken, yürürken … 

Nefesimiz günde 21,600 defa bunu bize, “So-Ham – Ben O’yum, Ben O’yum, Ben O’yum,” diyerek hatırlatıyor, ama biz onu dikkate almıyoruz. Dikkate ancak zihnimiz odaklandığında alabiliriz. Bhakti; tüm bu ritüeller, ibadetler zihnimizin durağan olması içindir. Zihnin durağan olması için saf olması gerekir, bunun için de seva ya da bir başka deyişle karma vardır. Karma bizi bu dünyaya bağlayan eylemlerden oluşmamalıdır, karma bizi esaretten kurtarıp özgürlüğe ulaştıran eylemlerden oluşmalıdır. Bu nedenle, bencillikten uzak eylemler doğru eylemlerdir.

Siz ne yapan edensiniz ne de bunun keyfini çıkaransınız; siz Kendinizsiniz Aham Brahmasmi. Kimsiniz siz? Ben, Ben’im. Kadın mıyım ben? Hayır; ben, Ben’im. Erkek miyim ben? Hayır; ben, Ben’im. Ben, İlahi midir? Şeytan mıdır? Hayır – ne olursa olsun – ben, Ben’dir. Ben’in hiçbir sıfatı yoktur. Ancak ‘ben, Ben’im’den sonra, ‘ben kadınım’, ‘ben erkeğim’, ‘ben zekiyim’ gibi sıfatlar eklenir. Kadınım, erkeğim, zenginim, fakirim; bunların hepsi, o Ben’in üzerine eklenen sıfatlardır. Önce ‘Ben’im ben’ – Vedanta budur işte.

 

Bu İlahi Diskurun tamamını orjinal dilinde dinlemek için bkz:

22 Ekim 2020 (Akşam)
Muddenahalli
İlahi Diskur


İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

Swami: (Ev sahibi Smt. Gayatri’ye hitaben) Rüyanda geldim ve buraya geleceğimi gösterdim sana, evet mi? O bir rüya idi, bu ise gerçeklik. Öyle değil mi?

            Daha önce onun rüyasında gelmiştim.

Gayatri: Swami, kocamın rüyasında da.

Swami: Nerede kocan?

(Ev sahibi Sri Kumar’a hitaben) Evet, senin rüyanda da!

Tayland’a, evlerine geleceğimi ve her şeyi hazırlamalarını onlara söylemek üzere rüyalarında geldim Ben. Hatta bu, Benim geleceğime dair Hindistan’dan mesaj gelmeden önceydi. Her şey Benim tarafımdan planlanır. Şayet bir kimse planladığını ve organize ettiğini, karşılayıp ev sahipliği yaptığını zannediyorsa, o kişiden daha büyük bir VVIP – çok ama çok cahil kişi (very very ignorant person) – olamaz!

Yama, Naçiketa’ya, “Tanrı kimi seçer?” demiştir. Yamevaişa vrunate – Kendini, seçtiği kişiye ifşa eder; Tanrı sadece o kişi için erişilebilir konumdadır.

Buraya geleceğimi, evinizi ziyaret edeceğimi, orada olacağımı, sizin tüm düzenlemeleri yapmanız adına sadece size ifşa ettim. Şimdi de böyle gerçekleşmektedir. Narasimha Murthy, “Tüm bunlar Swami’nin planıdır. Bu şeyleri yapmak ister,” diyordu. Hakikaten Benim planımdır. Hiç kimse Tanrı adına planlama yapamaz. Tüm bunları O planlamıştır.

Eski bir arabanız varsa, yedek lastiklerinizden biri yarılmışsa, frenleriniz arızalıysa, farlar çalışmıyorsa ve korna çalmıyorsa, böyle bir arabayla yola çıkmayı kim ister ki? Öyle bir arabayı sürer miydiniz? Beden bir arabadır. Daşaratha’nın adını açıklamaktadır bu. On indriya’sı ya da duyusu olan beden, cnanendriyalar ile karmendriyalar (beş algı duyusu ile beş eylem duyusu) denilen bu yetilerden oluşan ratha’dır yani arabadır. Bunlar; korna, farlar, vitesler, debriyaj, frenler, motor, lastikler vs. gibidirler. On duyu işte bu ratha’yı oluşturur; bu ratha eğer sorunlar yüzünden yerinden kıpırdamıyorsa – vyatha haline geliyorsa – ne işe yarar ki? İşte bu nedenle eski bedenin gitmesi gerekti.

(Ev sahiplerine hitaben) Bedenin gidici olduğunu da söylemiştim size.

Bedeni terk etmeden üç gün önce buraya gelip onlara, ayrılacağımı, hazır olmalarını ve daha başka bir şekilde buraya (Tayland’a) geleceğimi söyledim.

Tanrı’yı anlamak hiç kimse için mümkün değildir. Bunu yapmaya kalkışmamalısınız, zira başarısız olur ve ‘VVIP’ler haline gelirsiniz. Denemeyin bile. Yato vaço nivartante aprapya manasa saha – zihnin anlayamadığı, sözlerle açıklanamayan, zihnin ötesinde olan şey, Tanrı’dır. Sözler nasıl açıklayabilir ki? Tüm sınırlı yetileriyle zihin nasıl anlayabilir ki? Dolayısıyla, vaktinizi boşa harcamayın; yalnızca deneyimleyin ve tadına varın. Tanrı ile birlikte olmanın doğru tarzı budur. Diğer her şey için deney yapma imkânı olsa dahi, Tanrı’yı deney konusu yapmayın. Tanrı’yı deneyimleyin ve neşelenin, tadını çıkarın. Tanrı ile ilişki kurmanın doğru tarzı budur işte!

 

Bu İlahi Diskurun tamamını okumak ve İlahi Ziyaret hakkında daha da bilgi edinmek için bkz:

22 Mart 2019
Tayland
Alıntılar


İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

Salikler Tanrı ile beraber olmaktan dolayı nasıl mutlu iseler, Tanrı da salikleri ile birlikte olmaktan dolayı üstelik daha bir mutludur. Çocuklar anneleri ile birlikte oldukları için nasıl mutlu iseler, Tanrı da çocukları ile birlikte olduğu için daha bir mutludur.

Bugün burada birçok çocuk oturmakta. Annesi olmayan bir çocuk olabilir mi? Aynı şekilde, çocuğu olmayan bir anne olabilir mi? Etle tırnak gibi olan bir ilişkidir bu. Aynısı Tanrı ile salikleri arasındaki ilişki için de söylenebilir. Nerede bir salikin saf kalbi varsa, Tanrı’nın da orada mevcut olacağından emin olabilirsiniz. Bir çocuk ağlayarak annesini istediğinde, anne, her nerede olursa olsun, koşarak çocuğun yanına gelir. Aynı şekilde, salikler saf kalple yakarıp dua ettiklerinde, Tanrı’nın da onların yanında bulunmaktan başka çaresi yoktur. Tanrı ile salikleri arasındaki, etle tırnak gibi olan sevgi bağıdır bu.

Bir annenin bütün çocukları arasında hangisi ona canından daha da yakındır? Ona canından daha da yakın olan çocuk; anneye riayet eden, onu dinleyen ve ona sorun çıkarmayandır. Benzer şekilde, Rabbe bağlılığı olanlar arasında O’na canından daha da yakın olanı, anapekşa olan – yani hiçbir arzusu olmayan – saliktir.

Arzusuz olmak, iyi bir salikin en yüce niteliğidir. Böyle bir salik, Tanrı kendisine her ne verirse hoşnut olur. Tanrı’nın Kendi iradesini yerine getirmesi için sabırla bekler ve O’nun yoluna çıkmaz. Böyle bir salikin kendisine ait herhangi bir zihni, herhangi bir arzusu veya herhangi bir iradesi yoktur. O salik için her şey, Tanrı’nın istediği şeydir, Tanrı’nın dilediği şeydir.  

Tıpkı, annesi her ne yaparsa, her neyi verirse, ondan daima hoşnut olan ve her zaman onun sözünü dinleyen ve onun arkasından giden iyi bir çocuğa benzer. Ne var ki, aynen bir çocuğun büyümesi, okula gitmesi, dışarıda başka kişilerle bir araya gelmesi, yeni ilişkiler oluşturması, yeni arzular ve gayeler edinmesi ve artık annesini dinlememesi gibi, benzer şekilde salikler de dünyevi kişilerle olan birlikteliğe katıldıklarında, Tanrı’yı unuturlar ve arzuların peşinden koşarlar.

Bu yüzden, saf Tanrı bağlılığını muhafaza etmek için, iyi insanlarla birlikte olmak – arzudan uzak saliklerle olan birliktelik – çok önemlidir.

Budizm’de bir dua vardır: “Sangham şaranam gacçhami” – iyilerle, iyi insanlarla ilişki içinde ol. Sangham halinde olmadan, satsang halinde olmadan, Buddha’yı anlamak veya onunla birlikte olmak, yani her an Tanrı’yı anlamak veya O’nunla birlikte olmak mümkün değildir. İyi insanlarla arkadaşlık ettiğinizde, iyi şeyler yapma eğiliminde olursunuz. Dharmam şaranam gacçhami – iyi şeyler yapın ve her zaman iyi yolu izleyin. İyi insanlarla birlikte olduğunuzda ancak, iyilik yolunu takip edersiniz. İşte o zaman Tanrı ile birlikte olabilirsiniz – Buddham şaranam gacçami – İlahi Olan ile birlikte olabilirsiniz.

 

Bu İlahi Diskurun tamamını okumak ve İlahi Ziyaret hakkında daha da bilgi edinmek için bkz:

19 Şubat 2019
"Home Sai"de Akşam Satsang'ı
Vientiane, Laos
Alıntılar


İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

(Refakatindekilere değinerek) Bütün bu kişileri, Laos’taki saliklerin Swami’ye olan bağlılığını görmelerini istediğim için, onlar da bir şeyler öğrenebilsinler diye getirdim yanımda. Sizin onları değil de onların sizi görmesi gerekiyor. Hanuman kendini Rama’ya adadığında, o da bir tanrı haline geldi. İnsanlar Hanuman’ı gördüklerinde, kendilerini kutsanmış hissediyorlardı. Her nerede Hanuman var ise, Rama da kesinlikle oradadır. Radha, kendini Krişna’ya adadığında, bir tanrıça haline geldi. Günümüzde Radha-Krişna diyor ve Radha’nın Krişna’ya olan adanmışlığı nedeniyle onun adını Krişna’dan önce anıyoruz. Dolayısıyla, salik Tanrı’dan daha yücedir.

Bir defasında Rab Vişnu, Narada’ya, “En yüce salik kim?” diye sormuştu.

Narada ise kendisinin en yüce salik olduğunu zannederek, büyük bir alçakgönüllülükle, “Yüce Rabbim! En yüce salikin ben olduğumu sandığım için, utandırma beni, ne olur,” dedi.

Narada’ya bir ders vermeye karar veren Rab Vişnu, “Narada,” dedi, “Benim için bir şey yapmanı istiyorum. Aşağı inip yeryüzüne giderek, Avi Sarkar adındaki kişiyi bul.” (Avi Sarkar, Swami’yi Laos’ta ağırlayan kişidir)

Narada, “Bu Avi Sarkar neyle meşgul olur? O da benim gibi sürekli olarak Senin adını terennüm eder mi?” diye sordu.

Narayana, “Git ve onun neyle meşgul olduğunu kendi gözlerinle gör,” diye cevap verdi.

Böylece Narada Laos’a geldi ve durmadan aradı, aradı ve en nihayet Avi Sarkar’ı buldu. Avi Sarkar, ofisinde işini yapmakla meşgul oluyor ve hiç de namasankirtana terennüm etmiyordu. Narada, kimin daha yüce olduğunu öğrenmek adına, Avi Sarkar’ın Rabbin adını ne zaman terennüm edeceğini merak etmişti; amacı, kendisi kaç defa terennüm ediyorsa, o sayı ile Avi Sarkar’ın terennüm ediş sayısı arasında karşılaştırma yapmaktı.

Uzun bir süre beklese dahi, Avi Sarkar’ın Rabbin adlarından herhangi birini terennüm ettiğini hiç duymadı; Avi Sarkar işini yapmakla meşguldü! En nihayet, Avi Sarkar’ı okula kadar takip eden Narada, okulda çok sayıda çocuğun ve öğretmenlerin, ‘Sai Ram, Sai Ram,’ diye terennüm ettiklerini gördü. Salikler de ‘Sai Ram,’ diyorlardı. İşte o zaman Narada, ‘Benim, başka hiçbir şey yapmadan, oturup Tanrı’nın adını terennüm etmem, yücelik belirtisi değildir. Bir kimse, başkalarına Tanrı’nın adını terennüm etmeyi öğretmek suretiyle Tanrı’nın işini yaptığında, yüce bir hizmettir bu,’ diye düşünerek, Narayana’nın ne demek istediğini idrak etti.

(Jeswani kardeşlere hitap ederek) Az önce ‘Akhanda cyoti calao, prema  cyoti calao, gyana cyoti calao,’ dizelerini seslendirdiler. ‘Kandili uyandırarak, karanlığı aydınlat,” anlamına gelir bu. Rabbin adı, kandilin ışığını temsil eder. Sırf evinizde ışık olması yeterli değildir; fakat Tanrı bağlılığı alevinin nasıl uyandırılacağını başkalarına da öğretirseniz, o zaman onların da hayatları daha bir aydınlanır ve ışık saçar. Tanrı’nın adını bir başınıza terennüm edip de kendinizin yüce biri olduğunuz sanmanızdan çok daha önemlidir bu. Şayet Tanrı’yı birçok kişinin hayatına sokup da onların hayatlarını daha iyi bir hale getirirseniz, işte o zaman yüce bir saliksinizdir.

 

Bu İlahi Diskurun tamamını okumak ve İlahi Ziyaret hakkında daha da bilgi edinmek için bkz:

9 Şubat 2020
Vientiane, Laos
Alıntılar

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

Tanrı her daim mevcuttur. Kalpleriniz Tanrı’dan tarafa döndüğünde, O’nu algılarsınız. Kalpleriniz dünya ile dolu olduğunda, Tanrı’nın vizyonunu yitirirsiniz. Hindistan semalarında ışık saçan Güneş, İtalya semalarında da parıldayan Güneşin aynısıdır. O güneş ile bu güneş farklı değildir. Sırf dünyanın dönmesinden ötürü, Güneş bu ülkelerde görülür hale gelir.

Sathya Sai Baba o İlahi Prensibin Bedenlenmişidir denildiğinde, O’nun burada farklı bir şey ve başka bir yerde daha farklı bir şey olması nasıl mümkün olabilir ki? O’nun şimdi mevcut olmadığı, ama daha önce mevcut olduğu nasıl söylenebilir ki? O’nun gelmiş olduğu ve sonra gittiği nasıl söylenebilir ki? Ebedi olan Atma prensibi için ölüm diye bir şey yoktur. Bir Avatar için ölüm nasıl söz konusu olabilir ki? Yok olan şey sadece bedenlerdir, yoksa Atma değil. Hepimiz gerçekten de Atma’nın aynı bedenlenmişleri olduğumuzdan, bu hakikat Benim için olduğu kadar sizin için de geçerlidir.

Zihin, bütün bu Yaratılışın dayanağıdır. Zihin, kişinin esaretinin ya da kurtuluşunun nedenidir. Zihni Tanrı’ya doğru çevirin – kurtuluşa erersiniz. Zihni dünyaya doğru çevirin – esarete düşersiniz. Kapı ile anahtarı gibidir bu; anahtarı sağa doğru çevirirseniz, kapı açılır; sola doğru çevirirseniz, kapı kilitlenir. Zihin, kapıdır. Kapıyı açarsanız, öteki taraftaki hakikati görürsünüz.

Puttaparthi’de iken, Tanrı’ya inanmayanlara Tanrı’nın mevcut olduğunu öğrettim. Aranızda olup da burada oturmakta olan çoğu kişi, sözde ateist idi. Çoğunuz Tanrı’nın mevcudiyetine inanmıyordunuz. Bhagawan’ın yakınına geldikten sonra, Tanrı’nın mevcut olduğuna dair hakikati öğrendiniz.

Ne var ki, Tanrı’nın, Sathya Sai Baba olarak, Hz. İsa veya Buddha olarak ya da diğer dinlerde tarif edildiği şekliyle, dışta mevcut olduğunu düşündünüz. Şimdi ise size, Tanrı’nın dışta değil de içte mevcut olduğunu öğretiyorum.

Hz. İsa da bunu vazetmişti. Önce, “Ben, Tanrı’nın habercisiyim,” demiş ve Tanrı’nın Kendisinden farklı olduğunu sanmıştı. Yani Tanrı cennette mevcuttu ve İsa da mesajı vazetmek üzere yeryüzündeydi. Sonra çarmıha gerilirken, İsa, “Ben, Tanrı’nın Oğluyum. Tanrı’nın bir parçasıyım; Tanrı da benim bir parçam,” diye deklare etti. En nihayet, bedenden bir kere feragat ettiğinde, Kendisi ile Tanrı’nın Bir olduğunun farkındalığına erdi. Benim de size hayattaki daha yüce dersleri ve hakikatleri öğretme tarzım budur işte

Saliklerimden yegâne beklentim, artık konuşup tartışmamalarıdır. Artık İlahiliğinize ermek adına eyleme geçmelisiniz. Tanrı’yı ancak belirli bir yere belirli bir vakitte gittiğinizde görebileceğinize dair illüzyonu tuzla buz ediyorum. Tanrı, bulunduğunuz yerdedir; bizzat sizin mevcudiyetiniz, Tanrı’nın mevcudiyetinin kanıtıdır. Ne var ki, hakikati bilmek ile hakikati deneyimlemek iki farklı şeydir.

Benim size daima ‘İlahiliğin Bedenlenmişleri’ ‘Hakikatin Bedenlenmişleri’ ve ‘Sevginin Bedenlenmişleri’ dememin nedeni, sizin zaten O olduğunuzu biliyor olmamdır. Dışarıda olan biteni görmek için nasıl kapıyı açmanız gerekiyorsa, gerçekte ne olduğunuzu görmek amacıyla da içinizde Tanrı olmayan her ne varsa, onları söküp atmanız gerekir.

Tanrı, Sathya Sai Baba gelmeden önce mevcut olan, ama Sathya Sai Baba formunda da gelen, her daim ebedi ve değişmez olan o prensiptir. Tanrı, sizin kendi İlahi Öz’ünüz dahil olmak üzere, daha başka birçok forma bürünerek de gelecektir. Ben size aynı hakikati öğretmeye devam edeceğim. Öğrencilerin sınıfta kalıp okulu terk etmelerine göz yuman öğretmenlerden değilim ben. Sınıfı geçene kadar defalarca ve defalarca ve defalarca eğitim görmek zorundasınız.

 

Bu İlahi Diskurun tamamını okumak ve İlahi Ziyaret hakkında daha da bilgi edinmek için bkz:

16 Nisan 2015
Torino, İtalya
Alıntılar

Page 1 of 3

Yeni Resmi Websitelerinin Linkleri

OTURUM Aç YA DA KAYIT OL