Menu

Cart

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

(Refakatindekilere değinerek) Bütün bu kişileri, Laos’taki saliklerin Swami’ye olan bağlılığını görmelerini istediğim için, onlar da bir şeyler öğrenebilsinler diye getirdim yanımda. Sizin onları değil de onların sizi görmesi gerekiyor. Hanuman kendini Rama’ya adadığında, o da bir tanrı haline geldi. İnsanlar Hanuman’ı gördüklerinde, kendilerini kutsanmış hissediyorlardı. Her nerede Hanuman var ise, Rama da kesinlikle oradadır. Radha, kendini Krişna’ya adadığında, bir tanrıça haline geldi. Günümüzde Radha-Krişna diyor ve Radha’nın Krişna’ya olan adanmışlığı nedeniyle onun adını Krişna’dan önce anıyoruz. Dolayısıyla, salik Tanrı’dan daha yücedir.

Bir defasında Rab Vişnu, Narada’ya, “En yüce salik kim?” diye sormuştu.

Narada ise kendisinin en yüce salik olduğunu zannederek, büyük bir alçakgönüllülükle, “Yüce Rabbim! En yüce salikin ben olduğumu sandığım için, utandırma beni, ne olur,” dedi.

Narada’ya bir ders vermeye karar veren Rab Vişnu, “Narada,” dedi, “Benim için bir şey yapmanı istiyorum. Aşağı inip yeryüzüne giderek, Avi Sarkar adındaki kişiyi bul.” (Avi Sarkar, Swami’yi Laos’ta ağırlayan kişidir)

Narada, “Bu Avi Sarkar neyle meşgul olur? O da benim gibi sürekli olarak Senin adını terennüm eder mi?” diye sordu.

Narayana, “Git ve onun neyle meşgul olduğunu kendi gözlerinle gör,” diye cevap verdi.

Böylece Narada Laos’a geldi ve durmadan aradı, aradı ve en nihayet Avi Sarkar’ı buldu. Avi Sarkar, ofisinde işini yapmakla meşgul oluyor ve hiç de namasankirtana terennüm etmiyordu. Narada, kimin daha yüce olduğunu öğrenmek adına, Avi Sarkar’ın Rabbin adını ne zaman terennüm edeceğini merak etmişti; amacı, kendisi kaç defa terennüm ediyorsa, o sayı ile Avi Sarkar’ın terennüm ediş sayısı arasında karşılaştırma yapmaktı.

Uzun bir süre beklese dahi, Avi Sarkar’ın Rabbin adlarından herhangi birini terennüm ettiğini hiç duymadı; Avi Sarkar işini yapmakla meşguldü! En nihayet, Avi Sarkar’ı okula kadar takip eden Narada, okulda çok sayıda çocuğun ve öğretmenlerin, ‘Sai Ram, Sai Ram,’ diye terennüm ettiklerini gördü. Salikler de ‘Sai Ram,’ diyorlardı. İşte o zaman Narada, ‘Benim, başka hiçbir şey yapmadan, oturup Tanrı’nın adını terennüm etmem, yücelik belirtisi değildir. Bir kimse, başkalarına Tanrı’nın adını terennüm etmeyi öğretmek suretiyle Tanrı’nın işini yaptığında, yüce bir hizmettir bu,’ diye düşünerek, Narayana’nın ne demek istediğini idrak etti.

(Jeswani kardeşlere hitap ederek) Az önce ‘Akhanda cyoti calao, prema  cyoti calao, gyana cyoti calao,’ dizelerini seslendirdiler. ‘Kandili uyandırarak, karanlığı aydınlat,” anlamına gelir bu. Rabbin adı, kandilin ışığını temsil eder. Sırf evinizde ışık olması yeterli değildir; fakat Tanrı bağlılığı alevinin nasıl uyandırılacağını başkalarına da öğretirseniz, o zaman onların da hayatları daha bir aydınlanır ve ışık saçar. Tanrı’nın adını bir başınıza terennüm edip de kendinizin yüce biri olduğunuz sanmanızdan çok daha önemlidir bu. Şayet Tanrı’yı birçok kişinin hayatına sokup da onların hayatlarını daha iyi bir hale getirirseniz, işte o zaman yüce bir saliksinizdir.

 

Bu İlahi Diskurun tamamını okumak ve İlahi Ziyaret hakkında daha da bilgi edinmek için bkz:

9 Şubat 2020
Vientiane, Laos
Alıntılar

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

Tanrı her daim mevcuttur. Kalpleriniz Tanrı’dan tarafa döndüğünde, O’nu algılarsınız. Kalpleriniz dünya ile dolu olduğunda, Tanrı’nın vizyonunu yitirirsiniz. Hindistan semalarında ışık saçan Güneş, İtalya semalarında da parıldayan Güneşin aynısıdır. O güneş ile bu güneş farklı değildir. Sırf dünyanın dönmesinden ötürü, Güneş bu ülkelerde görülür hale gelir.

Sathya Sai Baba o İlahi Prensibin Bedenlenmişidir denildiğinde, O’nun burada farklı bir şey ve başka bir yerde daha farklı bir şey olması nasıl mümkün olabilir ki? O’nun şimdi mevcut olmadığı, ama daha önce mevcut olduğu nasıl söylenebilir ki? O’nun gelmiş olduğu ve sonra gittiği nasıl söylenebilir ki? Ebedi olan Atma prensibi için ölüm diye bir şey yoktur. Bir Avatar için ölüm nasıl söz konusu olabilir ki? Yok olan şey sadece bedenlerdir, yoksa Atma değil. Hepimiz gerçekten de Atma’nın aynı bedenlenmişleri olduğumuzdan, bu hakikat Benim için olduğu kadar sizin için de geçerlidir.

Zihin, bütün bu Yaratılışın dayanağıdır. Zihin, kişinin esaretinin ya da kurtuluşunun nedenidir. Zihni Tanrı’ya doğru çevirin – kurtuluşa erersiniz. Zihni dünyaya doğru çevirin – esarete düşersiniz. Kapı ile anahtarı gibidir bu; anahtarı sağa doğru çevirirseniz, kapı açılır; sola doğru çevirirseniz, kapı kilitlenir. Zihin, kapıdır. Kapıyı açarsanız, öteki taraftaki hakikati görürsünüz.

Puttaparthi’de iken, Tanrı’ya inanmayanlara Tanrı’nın mevcut olduğunu öğrettim. Aranızda olup da burada oturmakta olan çoğu kişi, sözde ateist idi. Çoğunuz Tanrı’nın mevcudiyetine inanmıyordunuz. Bhagawan’ın yakınına geldikten sonra, Tanrı’nın mevcut olduğuna dair hakikati öğrendiniz.

Ne var ki, Tanrı’nın, Sathya Sai Baba olarak, Hz. İsa veya Buddha olarak ya da diğer dinlerde tarif edildiği şekliyle, dışta mevcut olduğunu düşündünüz. Şimdi ise size, Tanrı’nın dışta değil de içte mevcut olduğunu öğretiyorum.

Hz. İsa da bunu vazetmişti. Önce, “Ben, Tanrı’nın habercisiyim,” demiş ve Tanrı’nın Kendisinden farklı olduğunu sanmıştı. Yani Tanrı cennette mevcuttu ve İsa da mesajı vazetmek üzere yeryüzündeydi. Sonra çarmıha gerilirken, İsa, “Ben, Tanrı’nın Oğluyum. Tanrı’nın bir parçasıyım; Tanrı da benim bir parçam,” diye deklare etti. En nihayet, bedenden bir kere feragat ettiğinde, Kendisi ile Tanrı’nın Bir olduğunun farkındalığına erdi. Benim de size hayattaki daha yüce dersleri ve hakikatleri öğretme tarzım budur işte

Saliklerimden yegâne beklentim, artık konuşup tartışmamalarıdır. Artık İlahiliğinize ermek adına eyleme geçmelisiniz. Tanrı’yı ancak belirli bir yere belirli bir vakitte gittiğinizde görebileceğinize dair illüzyonu tuzla buz ediyorum. Tanrı, bulunduğunuz yerdedir; bizzat sizin mevcudiyetiniz, Tanrı’nın mevcudiyetinin kanıtıdır. Ne var ki, hakikati bilmek ile hakikati deneyimlemek iki farklı şeydir.

Benim size daima ‘İlahiliğin Bedenlenmişleri’ ‘Hakikatin Bedenlenmişleri’ ve ‘Sevginin Bedenlenmişleri’ dememin nedeni, sizin zaten O olduğunuzu biliyor olmamdır. Dışarıda olan biteni görmek için nasıl kapıyı açmanız gerekiyorsa, gerçekte ne olduğunuzu görmek amacıyla da içinizde Tanrı olmayan her ne varsa, onları söküp atmanız gerekir.

Tanrı, Sathya Sai Baba gelmeden önce mevcut olan, ama Sathya Sai Baba formunda da gelen, her daim ebedi ve değişmez olan o prensiptir. Tanrı, sizin kendi İlahi Öz’ünüz dahil olmak üzere, daha başka birçok forma bürünerek de gelecektir. Ben size aynı hakikati öğretmeye devam edeceğim. Öğrencilerin sınıfta kalıp okulu terk etmelerine göz yuman öğretmenlerden değilim ben. Sınıfı geçene kadar defalarca ve defalarca ve defalarca eğitim görmek zorundasınız.

 

Bu İlahi Diskurun tamamını okumak ve İlahi Ziyaret hakkında daha da bilgi edinmek için bkz:

16 Nisan 2015
Torino, İtalya
Alıntılar

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

Bir anne, çocuğunun kendisine, “Amma!” dediğini işitmek için dünyadaki her şeyi seve seve verir. Aşık olan bir kimse, “Canım! Sevgilim! Tatlım!” sözlerini mutlu mesut duymak için her şeyden vazgeçmeye hazırdır. Rab de salikler O’nun Adını seslendirdiklerinde her şeyi terk etmeye hazırdır. Namasankirtana’yı (Rabbin adlarının terennüm edilişini) dinlemekten çok hoşlanırım. Annesini çağıran çocuk gibi, bir sevgilinin sevdiği kişiye seslenmesi gibi, salikler de Tanrı’nın görkemini terennüm ederek Tanrı’ya seslendiklerinde, gerçekten mutlu eder Beni bu.

harer nama harer nama harer namaiva kevalam

kalau nastyeva nastyeva nastyeva gatir anyatha

 

(Şu Kali Çağında kurtuluşun tek yolu, Tanrı’nın kutsal adını terennüm etmektir.

Başka bir yolu yoktur; başka bir yolu yoktur; başka bir yolu yoktur.)

 

Şu Kali Yuga döneminde, dünyanın büyük bir kısmının Rama ve Krişna kutsal adlarını unuttuğu sırada, Tanrı’nın adları gerçekten de sizin en yüce sığınağınızdır. Tanrı’nın adı, sizi samsara okyanusunun (dünyevi yaşamın) öte yakasına taşıyan sandaldır.

 

hare krişna hare krişna

krişna krişna hare hare

hare rama hare rama

rama rama hare hare

 

“Hare Krişna Hare Ram,” dediğiniz her seferinde, kürek çekerek sandalınızı biraz daha ilerletip kıyıya doğru yaklaştırdığınızı tefekkür edin. Okyanusun ortasındaki bir yerde çakılıp kalmış olsanız dahi, Rabbiniz sizi karşılamak üzere kıyıda bekler halde, sandalınızın nihai varış yerine ulaşmasını beklemektedir. Tek gücünüz ve sığınağınız, addır ya da nama’dır.

Narada, sürekli olarak, “Narayana Narayana Narayana,” diyerek Tanrı’nın adını terennüm etmekteydi. Rab Narayana’ya çok bağlıydı ve bir defasında O’na, “Rabbim, benden hoşnut musun? Ben Senin en iyi salikin miyim?” diye sordu.

Bu, sizin hepinizin Bana, “Swami, ben iyi bir salik miyim? Benden hoşnut musun? Her şeyi doğru mu yapıyorum?” diye sormanıza benziyor, öyle değil mi?

Narada da bu soruyu sorunca, Rab Narayana gülümseyerek, “Hayır,” dedi. (Gülüşmeler)

Sürekli olarak Narayana’nın adını terennüm ederek üç âlemin her yanında dolaşmakta olduğundan, çok şaşırmış ve hayal kırıklığına uğramış olan Narada, “O halde kim en iyi salik? Merak ettim doğrusu,” diye sordu.

Narayana, “Aşağıda, yeryüzünde basit bir çiftçi yaşamakta; işte o, Benim en iyi salikimdir. Benim adımı günde sadece üç kez terennüm ediyor, buna rağmen senden daha iyi bir salik.”

 

İlahi Diskurun tümünü okumak ve Arjantin İlahi Ziyareti hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla bkz:

28 Nisan 2019
Avustralya, Mt. Warning'de Özel Satsang
Alıntılar

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

 

 

sarve bhavantu sukhinah sarve santu niramayah

sarve bhadrani paşyantu ma kaşçid duhkhabhag bhavet

(Herkes mutlu olsun; herkes sağlıklı olsun; hepimiz her yerde iyi olanı ve hayırlı olanı görelim; hiç kimse hiçbir şekilde üzülmesin.)

Sevginin ve Huzurun Sevgili Bedenlenmişleri!

Arjantin’deki aşram’ın adı, ‘Sevgi ve Huzur’dur. Aşram’a bakarken, dikkatimizi çeken iki sözcük oldu: Amor ve Paz (sevgi ve huzur). Bana söylenen bu olsa da, aslında hakikat ancak amor’un olduğu yerde ve paz’ın olduğu yerde mevcuttur. Dolayısıyla, huzur sevginin sonucudur, sevginin neticesidir ve sevgi de bizim mevcut olmamızın en önemli sebebidir. Tanrı, Kendisini tüm Yaratısında sevebilsin diye Kendisini Kendisinden ayırdı. Yaratılış’tan tek beklentisi, karşılığında O’nu sevmesiydi. Bugün burada bulunuyor olmanızın başlıca nedeni sevgidir, çünkü Swami’yi seviyorsunuz ve Swami de sizi seviyor. Burada bir arada olmamızın sebebi budur. Dolayısıyla, sevgi en önemli insani değerdir. Çünkü bir insan kendisine sevgiyi eklediğinde, bizzat Tanrı haline gelir, ilahi olur.

Ne tür sevgidir bu? Herhangi bir sevgi değildir. Karı koca arasındaki sevgi de sevgidir, ama o sevginin bazı bağımlılıkları ve beklentileri vardır. Bir anne ile çocuğu arasında sevgi vardır; bu sevgiye vatsalya amor ya da ana sevgisi denir. Ne var ki, bu sevgi de bazı beklentilere açıktır. Sevgi ayrıca dostlar arasında dostluk olarak mevcuttur, ama onun da bazı beklentileri vardır. Ne var ki, hiçbir beklentisi, bağımlılığı ve arzusu olmayan ve tüm bunlardan uzak olan sevgi, Tanrı’nın umduğu sevgidir. Her nerede, beklentilerden yoksun olan bu tür sevgiyi bulursanız, huzuru da onun gölgesi olarak bulursunuz. Dolayısıyla, mevcudiyetin tüm amacı, bu tür sevgiyi geliştirmektir – sırf Tanrı için değil de herkes için geliştirmektir – ki, dünyada huzur olsun.

Şayet hayatınızın sonuna geldiğinizde, kalbinizde bu tür sevgiden başka her şeyi geliştirmişseniz, o zaman hayatınızın pek bir amaca hizmet etmiş olduğu söylenemez. Sevginin uğruna sevmeyi öğrenmelisiniz, yoksa başka hiçbir şeyin uğruna değil. Narasimha Murthy yapmanız gereken her şeyi söyledi zaten. Söyleyecek başka bir şeyim yok Benim. Sizin hepinizden istediğim tek şey, onun, ‘Señor’ demiş olduğu gibi, Tanrı’yı sevmeniz ve ayrıca herkesi sevmenizdir, ‘todos’u sevmenizdir. (Alkışlar)

İlahi Diskurun tümünü okumak ve Arjantin İlahi Ziyareti hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla bkz:

1 Temmuz 2019
Arjantin
Alıntılar

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

sarve bhavantu sukhinah sarve santu niramayah

sarve bhadrani paşyantu ma kaşçid duhkhabhag bhavet

(Herkes mutlu olsun, herkes sağlıklı olsun, herkes her yerde iyi ve hayırlı olanı görsün, hiç kimse hiçbir şekilde üzülmesin.)

Bu duayı ettiğimizde, sırf hısım akrabamız, arkadaşlarımız, topluluğumuz ve ülkemiz için dua etmiş olmayıp, tüm insanlığın – aslında tüm dünyanın – iyiliği, huzuru, mutluluğu ve sağlığı için dua etmiş oluyoruz. Bu duaya ağaçlar, kuşlar, hayvanlar ve doğanın tümü dahildir. Her yerdeki herkes ve her varlık için dua ediyoruz.

Günümüzde dünyanın her düzeyde iyi örneklere ihtiyacı vardır, zira iyi bir örnek, bu bir birey de olsa, bir kurum da olsa veya bir ulus da olsa, dünyayı daha iyi bir hale getirebilir.

Bu yerin her yanında dolaşırken çok mutlu oldum. Bazıları Hindistan’da da olmak üzere, yaşlılar için olan daha başka bakım evlerinde bulunmuş olmama rağmen, buradakinde bir fark var. Yaşlı bakım evlerinin çoğu genellikle bir merkez ya da kurum olsa dahi, burası bir yuvadır. Buraya yuva adı verilmiştir, çünkü sadece hastaların, doktorların, bakıcıların ve temizlikçilerin değil de bir ailenin yaşadığı yerdir yuva. İşte, burada dolaşırken deneyimlediğimiz şey de bir ailenin yaşadığı bir yuva hissi oldu. Demanslı yaşlıların bulunduğu servise gittik ve yaşlı bir bayan elimi tutarak, Tamil dilinde, “Kutumbam, kutumbam – burası bir aile gibi. Hepimiz buradayız, hepimiz bir aileyiz,” dedi durdu. Yapmakta olduğu aktivitenin bir parçası olmam için Beni davet etmiş olsa dahi, ne yazık ki vakit olmadığı için teklifini reddetmek zorunda kaldım. Ne var ki, çok mutlu olmuştu; sadece kendisinin mutlu olmakla kalmadığını, buradaki herkesin de mutlu olduğunu söyleyip durdu. ‘Herkes mutlu olsun,’ diyerek, biz de bunun için dua ediyoruz.

Swami, tüm dünyaya, yaşlılarımıza nasıl bakmamız gerektiğini göstermektedir. Bu insanlar, olgunluk çağlarında ve gençliklerinde sıkı çalışabildikleri dönemde, meslekleri sayesinde, bilgileri sayesinde ve becerileri ile çok çalışmaları sayesinde toplumun her kesimine o kadar çok katkıda bulundular ki. Hepsi de dünyayı bugün daha evvelden olduğundan daha iyi bir konuma getirmek için katkıda bulundu; dolayısıyla da şimdi, sadece aile üyeleri olarak değil, toplum olarak da yaşlılarımıza minnettarlığımızı ifade etmek görevimizdir bizim.

 

İlahi Diskurun tümünü okumak ve Singapur’a yapılan İlahi Ziyaret hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla bkz:

27 Ağustos 2019
Singapur
Alıntılar

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

Hindistan’da, geniş görüşlü insanların tüm dünyayı kendi aileleri gibi gördükleri söylenir. Sadece dar görüşlü kimseler, bazı kişilerin kendilerinden olduğunu, diğerlerinin ise kendilerinden olmadığını zannederler. Global aileye ilişkin bu ideal – tüm insanlığın tek bir aile olması – bugün burada görülebilen bir şeydir. Dünyanın farklı yerlerine ait olmalarına rağmen, ailenin tekrar bir araya gelişini kutlamak üzere, çocuklarla, çalışanlarla, doktorlarla ve öğretmenlerle ve çok aziz misafirlerimizle birlikte herkes buradadır.

Nerede iyi varsa, orada Tanrı vardır ve nerede Tanrı varsa, orada bolluk vardır. Burada iyi var, dolayısıyla Tanrı da buradadır – ve Tanrı burada olduğu için de burası günden güne gelişmektedir. İleriki dönemlerde bu okul bir yüksekokul haline gelecek ve genel hastane de tam teşekküllü bir kalp hastanesi haline gelecek. Burası, hükümet temsilcisinin konuşmasında ve duasında söylediği gibi, bir hac yerine dönüşecektir. Okul, baş içindir; sağlık hizmeti eller içindir; dua salonu da kalp içindir. Bu üçünün – başın, ellerin ve kalbin – kombinasyonu ile, topluluğu oluşturan herkes, özellikle de gençler, hükümetle birlikte, bu ülkenin ilerlemesi, saadeti ve huzuru için çalışacaktır.

Tanrı’nın kutsayışları bol bol vardır burada ve ileriki dönemlerde rahatlama sağlayarak, burasının yıldan yıla yeni yeni aşamalar kaydetmesini sağlayacaktır. Önümüzdeki yıl, okulun genişlemesini ve diğer kısımların tamamlanışını görmek üzere yeniden geleceğiz. Hem hastanenin gelişimini, hem de tüm topluluğun birlikte dua etmesi ve hizmet sunması için büyük bir dua salonunun açılışını görmek üzere de geleceğiz. (Alkışlar)

Baba’nın kutsayışları bugün herkes için buradadır. Hepinize iyilikler dileriz. Nijerya’da ilk kez yürütülecek olan eşsiz bir programa yardımcı olmak üzere zahmet edip gelen krala şükranlarımızı sunarız.

Hastaneler için, tamamen ücretsiz olarak pediatrik kalp ameliyatları yapacak, bunun yanı sıra Enugu Hastanesiyle de bir ortaklık kuracağız. Doktorlar hazırdır. Ücretsiz olarak çocukları ameliyat etmek üzere Ocağın ilk haftasında burada olacaklar. Bu doktorlar, bir sonraki ameliyatlar dizisini gerçekleştirmek üzere en az altı ayda bir burayı ziyaret edeceklerdir. Cerrahi sağlık merkezi, gelişerek, tam da burada yavaş yavaş tam teşekküllü bir kalp sağlığı hastanesi haline gelecektir. Hiçbir ücret talep etmeden hizmet sunan, eşi benzeri olmayan bir hastane olacaktır.

Bir sonraki ziyaretimizi iple çekiyoruz. O zamana kadar hepinize iyilikler diler ve herkese kutsayışları iletiriz.

 (Bu İlahi Diskurun tamamını okumak için lütfen aşağıdaki link’e bakınız)

17 Aralık 2018
Nijerya
Alıntılar

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

Nerede birlik ve saflık varsa, orada İlahilik vardır. Saflık olmadan birlik olabilir ya da birlik olmaksızın saflık olabilir; her iki şıkta da İlahilik olmaz. Birlik halinde olmanız yeterli değildir, aynı zamanda saf da olmalısınız. Saf olmanız yeterli değildir, aynı zamanda birlik içerisinde de olmalısınız.  Dünyada birçok insan son derece birlik halindedir, ama saf değildirler, dolayısıyla da ilahi olamazlar; bu açıdan bakıldığında, suçluların çoğu son derece birlik halindedirler! (Gülüşmeler) Dünyada iyilik yapmak isteyen birçok iyi insan vardır, ama birlik içerisinde değildirler. Onlar da İlahiliğe eremezler.

Şu paradoksa bir bakın! Günahkârlar İlahiliğe eremezler, çünkü birlik halinde olsalar da saf değildirler. Öte yandan azizlerin de İlahiliğe erme imkanı yoktur, çünkü saf olsalar da birlik halinde değildirler. Zavallı İlahilik! (Gülüşmeler) Fakat İlahilik sadece hem birlik içerisinde hem de saf olanlara gelir.

Dünyada o kadar çok ülke var ki; Swami’nin namına o kadar çok çalışma yapılmaktadır ki. Swami’nin çalışmalarının tümünün sadece birliğin ve saflığın bir arada bulunduğu yerlerde tezahür etmekte olduğunu yediden yetmişe herkes görebilir. İyi insanların olduğu, ama birlik içinde çalışmadıkları yerlerde, Swami için bütün bunların önemli olduğunu zannettiklerinde – binaların önemli olduğunu ya da aşram’ların önemli olduğunu zannettiklerinde – bile bu gerçekleşmemektedir, zira bu, Swami’nin işinin ne olduğunu anlamadıkları anlamına gelir!

Swami için, binalardan, aşram’lardan veya yerlerden daha çok, önemli olan şey insanlardır. Boş mabetler ve kiliseler yok mudur? Suçların işlendiği kalabalık yerler yok mudur? Bir yer, kendi başına insanları cezbetmez; yeri oluşturanlar, insanlardır. Tanrı’nın işini yapmakla meşgul olan insanlardaki dönüşüm var ya; Tanrı için önemli olan şey budur, Tanrı’nın istediği şey budur.

Birlik nasıl edinilmelidir peki? Başkalarını kendinizden daha çok düşünebildiğinizde, birliği edinirsiniz. Başkalarını kabul edebildiğinizde, başkalarını kucaklayabildiğinizde, böylece birlik halinde olursunuz. Saflığa nasıl erebilirsiniz peki? Sırf kendi istediğiniz şeyi değil de herkes için iyi olanı yapabildiğinizde, işte o zaman birliğe erersiniz. Demek ki, birlik, başkalarını öne koyup, kendinizi en sonda bıraktığınızda gerçekleşir; saflık ise, sırf kendimizin yapmak istediğini değil de, herkes için iyi olanı yapabildiğimizde gerçekleşir. Bu ikisi meydana geldiğinde, İlahilik de – aslında tüm ilahi işler de – gerçekleşir. Bu ikisi meydana geldiğinde, o vakit herkesin içinde dönüşüm olur ve o zaman İlahilik de orada, gerçekleşen tüm iyi işler halinde tezahür eder.

Türkiye’deki tüm insanlar, işin orta yerinde Kaya’yı kaybetmiş olsalar da, bu çalışmadan vaz geçmemişlerdir. Kaya’nın rüyasını tezahür ettirmek üzere daha fazla birlik ve saflık halinde daha sıkı bir şekilde bir araya gelmişlerdir.

 

Çok sayıda baş olsa da, sadece tek bir düşünce vardı;

çok sayıda kalp olsa da, sadece tek bir duygu vardı;

çok sayıda el olsa da, sadece tek bir iş vardı;

çok sayıda kişi katılmış olsa da, hepsi tek kişi gibi çalıştı.

 

Bu gerçekleşti, çünkü kendi gururlarını ve egolarını ayaklar altına almaya, birbirlerini ve birbirlerinin fikirlerini kucaklayıp kabul etmeye hazırdılar. Her şeyden öteye, ‘Herkes için iyi olanı, Kaya’nın istediğini, Swami’nin istediğini yapmamız gerekiyor, yoksa senin ya da benim istediğimiz şeyleri değil’i akıllarından çıkarmadılar.

 

(Bu İlahi Diskurun tamamını okumak için lütfen aşağıdaki link’e bakınız)

8 Temmuz 2019
Sayalar, Türkiye
Alıntılar

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

Tüm Yaratılış sevgiden ortaya çıkmıştır.

En sonunda tüm Yaratılış gerisin geriye sevgiye kavuşup onda özümsenir.

Bu Yaratılışı her nerede görürsek, sadece sevgiyi görürüz.

Sevginin olmadığı bir yer yoktur.

Saf sevgi prensibidir işte bu.

 

(Telugu dilinde şiir)

 

Sevginin Aziz Bedenlenmişleri!

Bu dünyadaki en güzel his, sevilmek ve sevmektir. İnsan, sevdiğinde ve sevildiğinde, o anda kendini ilahi hisseder. Bu sevgi, bağımlılıklara ve beklentilere eğilimi olan dünyevi hislerle karıştırılmamalıdır. İlahi sevgi, tüm beklentilerden, tüm arzulardan ve tüm bağımlılıklardan uzak olan sevgidir. İnsan, tüm arzulardan uzak olan böyle bir sevgiyi deneyimlediğinde, gerçekten de Tanrı’yı deneyimler. ‘Prema Yoga’, ‘sizi Tanrı ile birleştiren sevgi’ anlamına gelir. Sizi Tanrı ile bir kılan sevgi, insanın geliştirmesi gereken sevgidir.

Siz buna inanabilirsiniz de, inanmayabilirsiniz de, fakat Benim vazifem size söylemektir, dolayısıyla da öyle yapacağım: Gördüğünüz âlem, var olan her şey değildir; sadece gözlerinizle gördüğümüzden çok daha fazlası vardır. Üstelik gözlerinizle gördükleriniz bir yanılsamadır! Gerçekten var olanlar, çok daha büyük çaplı olup, tüm bunların ötesindedir.

Bu sabah bu yere geldiğimiz sırada, harikulade duaların, şarkıların hepsi terennüm edilirken, sadece bu çadırda oturmakta olan sizin hepinize değil, bu yerin her yanında çok sayıda, yüzlerce varlığın bulunduğuna da tanık oldum. Bazıları göklerden aşağıya indi, bazıları topraktan ortaya çıktı ve bazıları da dört bir yandan havada yüzerek geldi – binlercesi ve binlercesi vardı – ve sonra Kaya geldi! (Alkışlar)

“Nereden geliyorsun?” diye sordum ona.

O da Bana, “Senin geldiğin aynı yerden,” dedi. Kaya, bedenini terk ederken, bir miktar fiziki ıstırapla, bir miktar acıyla kıvranmıştı ki ki, bu da o yaşa gelindiğinde doğaldır. Herkes onun hayatta kalmasını istiyordu. Yaşamını sürdürmesi adına mümkün olan her şeyi yaparak, her türden tıbbi müdahalede bulunmak için çırpınıp duruyorlardı. Ne var ki, o, kalbinin derinliklerinde, “Swami, ne olur beni al, ne olur kurtar beni bu esaretten!” diye dua etmeyi sürdürdü.

Ben de gelip ona, “Kaya, eğer bu kaya’yı terk edersen – ‘kaya’, Hindistan’da ‘beden’ anlamına gelir – bir daha gelip bu yeri nasıl ziyaret edeceksin?” diye sordum.

Gülümseyerek, “Swami, bu kaya, maya’dır – bu beden bir yanılsamadır. Sen açılış için hangi yoldan geleceksen, ben de aynı yoldan geleceğim!” dedi.

Bugün aynı yoldan geldi. (Alkışlar)

 

(Bu İlahi Diskurun tamamını okumak için lütfen aşağıdaki link’e bakınız)

8 Temmuz 2019
Sayalar, Türkiye
Alıntılar

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

Tüm evrende Tanrı ışık saçar;

tüm evren de Tanrı’da ışık saçmaktadır.

Tanrı ile Yaratılış arasındaki bu ilişki birbirinden ayrılamaz niteliktedir.

Size söylemek istediğim hakikattir işte bu. (Telugu dilinde şiir)

 

(Ev sahibinden bahsederek) Az önce arabada gelirken, kendisinin soru sormak gibi kötü bir alışkanlığı olduğundan, birçok soru soruyordu! “Ne kadar talihliyim ben! Tanrı yanımda oturuyor. Tanrı’yı arabamda götürüyorum. Ne kadar talihli olduğumu kavrayamıyorum bile!” diye bir görüş belirtti. “Tanrı’nın yanı başımda olması ne kadar da büyüleyici,” diye tekrarladı.

Ben de ona, “Senin daima Tanrı’da olman çok daha büyüleyicidir. Her şey Tanrı’dır ve Tanrı her yerdedir,” dedim.

Bir üstadın takipçisi, üstadına, “Tanrı nerede?” diye sormuş. Üstat, “Tanrı nerede değil ki?” cevabını vermiş.

Son derece muhteşem olan bu his, evrenin tümünde mevcuttur. Var olan, sadece ve sadece Tanrı’dır. Esen meltemde, akan suda, yanan ateşte, ağaçların yapraklarında, çiçekler ile meyvelerde, toprakta ve gökyüzünde – Tanrı’nın mevcut olmadığı hiçbir yer yoktur. Bu hakikatin farkındalığına eren bir kimse, bilge bir insandır, zira böyle bir kişi tüm farklılıkları aşar ve evrenin çeşitliliğinde tekliği görür. Yaratılışın bütünündeki tekliği algılayan bu iç görüş, böyle bir insanı kurtuluşa kavuşturur. Farkındalığa erer ve bu da en yüce bilgeliktir, herhangi bir kimsenin erişebileceği en yüce mertebedir. O mertebeye eriştikten sonra, bilinebilecek başka bir şey kalmaz; o iç görüşü yaşadıktan sonra, görülebilecek başka bir şey kalmaz; bütün o şeyi deneyimledikten sonra, geriye deneyimlenebilecek bir şey kalmaz. Tekliği algılayan bu iç görüş, en yüce spiritüel deneyimdir. Tüm üzüntülerin sona ermesi, çekilen tüm spiritüel çilelerin tamama ermesidir.

Bu aşramın burada tesis edilme amacı, insanın; Tanrı’nın tüm evrendeki tekli mevcudiyetinin üzerinde odaklanmasını ve farkındalığına ermesini sağlamak, bu tekliği görmesini ve deneyimlemesini ve bu sayede de kendi ilahiliğinin farkındalığına ermesini sağlamaktır. Bu aşram ile ilgili iç görüş budur işte – herkesin her şeyde, her yerde ve herkeste Tanrı’yı görmesinin gerekliliğidir.

Tüm evrendeki her bir kişiyi ve herkesi, gelip Tanrı’yı deneyimlemesi için, bu aşramdaki etkinliklere katılması, Tanrı’nın farkındalığına ermesi ve en sonunda da ancak bu farkındalığın bahşedebileceği en yüce huzuru ve en yüce sevinci bulması için davet ediyorum!

 

(Bu İlahi Diskurun tamamını okumak için lütfen aşağıdaki link’e gidiniz)

14 Mart 2019
Kuala Lumpur, Malezya
Alıntılar

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

Tanrı’nın lütfu her bir kişi için ve herkes içindir – ayrım yapma hiçbir zaman yoktur – ama kalbiniz kapalıysa eğer, tıpkı tüm kapıları ve pencereleri kapadığınızda bir odaya güneş ışığının girmemesi gibi, anlamazsınız. Benzer şekilde, yemek dağıtımı söz konusu olduğunda herkese hiçbir ayırım yapmadan hizmet etmelisiniz. Açlık duyan herkes yemeği hak eder ve Tanrı’nın lütfunu almaya lâyık olur.

ahara nidra bhaya maithunam ça samanyam etat paşubhir naranam

(Hem hayvanlar hem de insan için ortak olan dört içgüdü vardır:

Açlık, uyku, korku ve üreme.)

Bunlar tüm kuşlar, böcekler, hayvanlar ve insanlar için ortaktır – hepsi de bu dört içgüdü ile yaşamak zorundadır. Dördü arasında en yaygın ve temel nitelikte olanı ise açlıktır. Böcekler acıkır, kuşlar acıkır; hayvanlar, insanlar ve hatta Tanrı – hepsi acıkır. Açlık, herkes için ortak olduğundan, herkesi ve her şeyi birleştirir. Bir kimsenin korkularını ya da endişelerini anlayamadığınız gibi, sağlık problemlerini yahut kişisel zorluklarını da anlayamazsınız – ama açlığı herkes anlayabilir!

Bir kimse babasını veya annesini kaybedebilir ve acı çekebilir, fakat ebeveynini yitirmeyen başka bir kimse o acıyı anlamayacaktır. Kalbi rahatsız olan bir diğer kişi acıyla kıvranabilir, ama kalp rahatsızlığı olmayan bir başkası o acıyı anlamayacaktır. Ne var ki, açlık, hem zengin hem de yoksul olan, hem kalp rahatsızlığı çeken hem de çekmeyen herkesin anladığı bir şeydir – açlığın nasıl bir şey olduğunu herkes anlar.

Dolayısıyla, açlara hizmet ettiğinizde, bunun nasıl bir şey olduğunu gerçekten anlayabilirsiniz. Bir hizmeti gerçek anlayışa sahip olmadan sunarsanız, bu ancak iş haline gelir, ibadet haline gelmez. Empati ile hareket ettiğinizde, hizmetiniz sizin için daha anlamlı olur. Açlık hepinizin anlayabileceği bir şeydir. Kralların en önde gidenleri bile, kahvaltılarını yahut öğle yemeklerini yememek zorunda bırakıldıklarında çok öfkelenirler. Başka hangi eşitsizlik var olursa olsun, açlık, Yaratılışın tümünde ortak olan yegâne ihtiyaçtır. Bu da size, Tanrı’nın Yaratılışında birlikte yaşayanlar olarak birbirinizi anlamanızda yardımcı olabilir. Herkeste, birbirinin acısının giderilmesine yardımcı olmak amacıyla birbirinin acısını hissetme ve yeterince ilgi gösterme yeteneği vardır.

 

(Bu İlahi Diskurun tamamını okumak için lütfen aşağıdaki link’e gidiniz)

8 Nisan 2019
Roma, İtalya
Alıntılar

Page 1 of 2

OTURUM Aç YA DA KAYIT OL