Menu

Cart

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

İlahi Diskur

29 Ağustos 2015

Londra, İngiltere

Sri Sathya Sai Uvacha – 13. Cilt

 

 

İlahi Sevginin Aziz Bedenlenmişleri!

Bu engin evren tek bir prensip ile işler ve ayakta durur: Sevgi.

Narasimha Murthy, çocuklara hem dünyevi hem de spiritüel eğitimin verilmesi gerektiğini söyledi. Gerçekte, ne dinin ne de Tanrının sınıfa getirilmesi gerekmez. Sınıfa sevgiyi soktunuz mu, sevginin kendisi sizi Tanrı’ya ulaştırır. Başlangıç noktanız Sevgi olsun sonra Tanrı ile sonlandırırsınız.

Yaşamlarınızı bu sevgi prensibi ile sürdürürseniz eğer, er yada geç Tanrı’ya erersiniz. Her insan sevgi duyma gücüyle doğmuştur. Başlangıçta bu sevgi kişinin kendisi içindir. Sonrasında insan kendisine bakan ve kendisiyle aile ve arkadaşlar gibi ilgisi, alakası olan kişileri sever. Ardından ülkesini sever, gurur duyar ve memleketlisini kız ve erkek kardeşleri gibi gördüğünden ülkesine bakmak ister. Sonradan da kendi yansımasından başka bir şey olmadığından evrenin tamamını sevmeyi becerir.

Kendisine baktığı için annesini seven küçücük bir çocuk da olsa, evrenin tamamını kendinin ta kendisi olarak seven son derece gelişmiş bir bilge de olsa, sevginin miktarı çoğalabilir ama kalitesi aynı kalır. Sevgi, evrenin tamamını ayakta tutan temel prensip olarak kalır, zira hiçbir şey sevgiyi azaltamaz veya çoğaltamaz. Sevgi, sevgi olarak kalır. Diğer her şey sevgi olarak adlandırılsa da hakiki sevgi değildir, onlar duygusal yakınlığın çeşitli formlarıdırlar ve bağımlılıktan doğup beklentilerle kirlenmişlerdir.

Hakiki sevgi herkes ve her şey için bütün ve eşit olarak  değişmeden devam eder. Hakiki sevgi, bir yere, zamana veya durumlara bağlı olmaz. Gerek bizim okullarımızdaki, gerek diğer okullardaki çocuklara öğretilmesi için can attığım sevgi türü budur. Çocuklar herkesi ve her şeyi bir beklenti duymadan sevmeyi bir kez öğrendiklerinde, Tanrı’yı bir gün kesinlikle bilecekler.

Pek çok kişi bahsettiğim bu felsefeyi küçük çocukların anlayıp anlamadığını merak ediyor. Doğrusunu söylemek gerekirse anlayanlar sadece çocuklar, yetişkinler anlamıyor. Çocuklar boş sayfa gibiler, yetişkinlerin zihinleri o kadar ‘ben ve benim’ ile dolu ki üstüne başka bir şey yazmak için Bana yer kalmamış durumda! Ancak içinizdeki tüm bencilliği boşaltırsanız tekrar bir çocuk gibi olabilirsiniz ve Benim mesajımı almaya layık olursunuz.

 

 

 

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

İlahi Diskur

30 Eylül 2015

Malezya

Sri Sathya Sai Uvacha – 14. Cilt

 

 

Dünyanın bir yük olduğunu hisseden pek çok kimse Tanrı’ya ermek için ormana kaçmak istiyor. Tanrı’nın yaratımının en yüce mertebesinde bulunan insanların arasında Tanrı’yı bulamıyorsanız, balta girmemiş bir ormanda vahşi hayvanların arasında nasıl bulacaksınız? Bir kimse, hemcinsleri olan kız kardeşleri ve erkek kardeşleri arasında Tanrı’yı göremiyorsa, karanlık bir ormanın derinliklerinde Tanrı’yı nasıl görecek?

Kişi bencilliği bırakıp bencillikten uzak olmayı geliştirerek Tanrı’ya erebilir. Narasimha Murthy daha şimdi, “Swami’yi istiyorsanız Ona dua edin ve Onun için yanıp tutuşun, bu şekilde kesinlikle Onu bulursunuz,” dedi. Söylediği şey doğru. Tanrı, yapacak hiçbir şey bulamadığınızda oynadığınız, dua ettiğiniz ve sonrasında da kendi günlük dünyevi işleyişinize geri döndüğünüz bir oyuncak değildir. Tanrı’ya sadece ihtiyacınız olduğunda gelmemelisiniz; o sizin daimi ihtiyacınız haline gelmelidir. Tanrı’yı görebilme ve deneyimleyebilme yolunuz budur. Salikler Tanrı’ya ulaşmanın kısa yolunu istiyorlar. Dünya ile ilgili konularda kısa yollar olabilir, fakat kişi tüm arzuları terk etmediği takdirde, spiritüellikte kısa yollar yoktur.

Bundan sonra geriye tek bir şey kalır, o da Tanrı’yı görmek ve deneyimlemektir. Kişinin Tanrı’yı anlayabileceği başka bir yol yoktur. Kişi böylesine bir yanıp tutuşma ve derinden gelen dualarla sarılıp sarmalanma becerisine sahip olduğunda, Tanrı da fiziki bir form almayı görev bilerek saliklerinin arasına aşağıya iner. Tanrı, olduğunuz yere inerek üzerine düşeni artık yapmıştır, şimdi Tanrı’yı gerçekte bulunduğu yerde görmek de sizin görevinizdir.

Tereyağı çalan Krishna’yı yakalamak istiyorsanız, Krishna’nın tereyağının içindeki ayak izini sürmelisiniz. Anne Yashoda yaramaz Krishna’yı bu şekilde yakalayabilmiştir. Bana ulaşmak istiyorsanız, Benim de ayak izimi takip etmelisiniz. Benim sevgi ve hizmet olan ayak izlerimin peşinden gelmelisiniz, Benim ayak izimden yürürseniz, kesinlikle Bana ulaşırsınız. Saliklerim Bana canımdan da yakın olmak için yanıp tutuşmalılar; zira Bana canımdan da yakın olursanız, yakınımda olursunuz.

Benim yakınımda olmanız, Bana canımdan da yakın olduğunuz anlamına gelmez. Pek çok kimse senelerce Benimle yaşamış ve Bana son derece canımdan da yakın olduklarını düşündüklerinden kafalarında boynuzlar türemiştir. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu kişileri dışarda başkalarının başını ağrıtmasınlar diye yakınımda tutmam gerekiyor! Tıpkı Shiva’nın başkalarını sokmasın diye yılanı boynunda tutması gibi, Benim de bazı insanları gidip de dışarda başkalarına baş ağrısı vermemeleri adına yakınımda tutmam ve bunun yükünü çekmem gerekiyor – yoksa bu kişilerin sürekli Bana canımdan da yakın oldukları falan yok!

Tanrı’ya canından da yakın olmanın Onun yakınında olmaktan daha önemli olduğunu anlamalısınız. Tanrı’ya canında da yakınsanız, Tanrı’nın olduğu yere gitmeye çalışmanıza gerek kalmaz, zira Tanrı her neredeyseniz hemen yanı başınızda olur. Aslına bakarsanız, Tanrı sizin Onunla olmayı arzu ettiğinizden daha fazla sizinle olmayı arzu ediyor. ‘Tanrı benim kalbimde’ şeklinde hisseden kişi salik değildir. Doğru, Tanrı herkesin kalbinde ve her atomda ikamet eder, fakat ‘Ben Tanrı’nın kalbinde ikamet  ediyorum,’ diyebilen kişi hakiki bir saliktir – gerçekten de bir saliktir o zaman.

 

 

 

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

İlahi Diskur

16 Temmuz 2015

Awka, Nijerya (Sabah)

Sri Sathya Sai Uvacha – 12. Cilt

 

 

Tüm kutsal yazıların ve tüm dinlerin özü şu beş kelime ile özetlenebilir: ‘Herkesi Sevin, Herkese Hizmet Edin’. Hristiyanlık olsun, Budizm veya Hinduizm olsun, tüm dinler aynı hakikatten bahsederler. Dünya üzerinde pek çok okul aynı dersleri farklı dillerde veya farklı kişilerle anlatmaktadır; ne var ki günün sonunda, öğrettikleri hakikat bir ve aynıdır.

Nasıl ki beş element insan bedenini oluşturur, beş insani değer de insanın ruhunu oluşturur. Beş element nasıl geçiciyse, elementlerden oluşan insan bedeni de geçicidir. Kişi geçici bir şeyden kalıcı bir şeyin inşa edilmesini bekleyemez. Hakikat, doğru davranış, huzur, sevgi ve şiddetten kaçınma olan değerler ebedidir ve bu değerler insanın kalbinden geldiğinden, insanın ruhu da ebedidir.

Derinlemesine bakacak olursanız, tek bir değer, diğer dört değerin hepsinin içinde vardır. Boşluk, rüzgar, su, ateş ve topraktan oluşan beş element, evrenin tamamını oluşturur. Ancak hepsinin temeli boşluktur. Suyun içinde, ateşin içinde, toprağın ve rüzgarın içinde boşluk vardır. Boşluk elementi diğer dört elementin temelidir. Benzer şekilde, beş değerin hepsinin temeli de sadece sevgidir:

Söylemdeki sevgi hakikattir;

Eylemdeki sevgi doğru davranıştır;

Histeki sevgi şiddetten kaçınmadır;

Anlayıştaki sevgi huzurdur.

Hz İsa, sevginin bu yüce değerini öğretmek için gelmiştir sadece. Başka türlü, çarmıha gerilmiş bir şekilde resmedilirken ve bir insanın bugüne kadar icat edilmiş en acı veren işkencesinden geçerken halen daha kendisini öldüren kişileri kutsaması nasıl izah edilebilir ki? Hz İsa hepsi için dua etmiş ve, “Baba (Tanrım)! Affet onları, zira ne yaptıklarını bilmiyorlar,” demiştir.

Bir kimse bize azıcık bile zarar verse, hemen sert bir şekilde tepki veriyoruz onlara. Hz İsa çarmıh üzerinde bu kadar acı çekmesine rağmen kendisine işkence yapanlar için nasıl dua edebilmiştir? Sadece sevgi sayesinde yapabilmiştir bunu!

Tıpkı bir annenin karnındaki bebeğinin tekmelerinden rahatsız olmayışı ve buna kendi sevgisi yüzünden katlanışı gibi, İsa da tıpkı bir anne gibi sevgiyle insanların acılarına ve ızdıraplarına katlanmıştır. Anne, Tanrı bağlılığının tohumlarını eker ve çocuğu babaya yönlendirir; baba çocuğu guru’ya yönlendirir; guru’da salike Tanrı’yı işaret eder.

Saygıdeğer Rahip Arazu’nun yaşamında ona Tanrı bağlılığı tohumlarını eken kişi annesi olmuştur. Annesi ona Tanrı’nın var olduğunu göstermiştir ve annesinin sarsılmaz inancı Rahip Arazu’yu Tanrı’yı düşünmeye itmiştir. Rahip Arazu zor koşullarda, etrafında her yerde kriz varken dünyaya gelmiştir. Çok az destekle, kimseden yardım almadan büyümüştür. Böylesine fakirliğin, açlığın ve umutsuzluğun olduğu bir dönemde annesi ona, Tanrı her bir kişiyle ilgilendiğinden, sadece Tanrı bağlılığının gerçek olduğunu öğretmiştir. Annesinin sarsılmaz inancı Rahip Arazu için bir örnek haline gelmiştir.

Nasıl ki bir insan havayı göremiyor, fakat havayı soluyarak yaşıyorsa; benzer şekilde Tanrı da gözle görülmeyebilir, fakat sizin mevcudiyetiniz başlı başına Tanrı’nın mevcut olduğunun kanıtıdır. Yaşamlarınızın kendisi Tanrı’nın mesajı haline gelmeli ve sizler Tanrı’nın elçileri; hakikatin, doğru davranışın, huzurun, sevginin ve şiddetten kaçınmanın elçileri haline gelmelisiniz. Tanrı’nın elçileri haline geldiğinizde, kendinizi gerçekten Tanrı’nın kızları ve oğulları olarak tanımlamayı hak edeceksiniz. İşte o zaman, Baba’nın (Tanrı’nın) mesajına uygun bir şekilde yaşandığı takdirde Tanrı’nın Baba gibi olduğu ve insanlar arasındaki kardeşliğin de mümkün olduğu gösterilmiş olacak.

 

 

 

 

 

 

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

İlahi Diskur

12 Mart 2019

“Home Sai”, Vientiane, Laos

 

 

Bhagavad Gita’da Rab Krishna der ki: …

na me parthasti kartavyam trishulokeshu kinchana

nanavaptam avaptavyam varta eva cha karmani

(Üç âlemin tümünde de Benim için belirlenmiş olan hiçbir faaliyet yoktur. Ben ne herhangi bir şeyden yoksunum ne de herhangi bir şeyi elde etmeye ihtiyaç duyarım –yine de çalışmakla meşgul olurum.)

Yüce varlıkların hepsi de sıradan varlıklar olarak değil de kendi ilahi iradelerine bağlı olarak doğmuşlardır. Sıradan varlıklar, geçmişte yaptıkları şeyler nedeniyle – geçmişte yaptıklarıyla ilgili tepkiyi ve sonuçları deneyimlemek amacıyla – Karma Yasasına uygun olarak doğarlar. Annelerinin rahminde çaresizlik içinde dünyaya gelirler. Sai Baba, Buddha ve Isa diye tanıdığınız varlıklar ve yüce Avatarlar ise, kendi karmalar’ı nedeniyle değil de kendi iradeleri çerçevesinde doğmuşlardır. Bütün bu yüce üstatlar, vaaz vererek değil de kendi hayatlarında uygulayarak öğretirler. Ne türden öğretmenlerdir bunlar? Sathya Bodhaka’dırlar – hayat hakkındaki hakikati öğretirler. Dünya sizde, biraz daha fazla parayla, biraz daha fazla güç kudretle, biraz daha yüksek mevkiyle yahut biraz daha fazla ün ve şan ile mutlu olabileceğiniz düşüncesine yol açar.

Bir zamanlar köpeğin biri pek de iyi olmayan kuru bir kemik bulmuştu. Köpek kemiği çiğnemeye koyuldu. Kemikte kan ilik diye bir şey kalmış olmasa dahi, ondan işe yarar bir şeyler elde etmek umuduyla ısırıp çiğnemeye devam etti. Bir süre sonra kuru kemiğin ağzında açtığı yaralardan kan gelmeye başladı. Fakat köpek, ‘Aa, bu kemik gerçekten de ağız sulandırıcı!’ diye düşündü. Kandan aldığı tat hoşuna gitse de o kanın kemikten değil de kendi ağzından geldiğini fark etmemişti.

Benzer şekilde, dünyada mutluluk elde etmek kolaydır – dünyada mutluluk elde ettiğinizi zannedersiniz. Fakat gerçek mutluluk dışarıdaki bir yerden değil de içeriden gelir. Şayet para mutluluğa yol açsaydı, varlıklı insanlar dünyanın en mutlu insanları olurdu. Şayet güç kudret mutluluğa yol açsaydı, en kudretli insanlar mutlu bir şekilde yaşarlardı. Şayet ün ve şan mutluluğa yol açsaydı, en ünlü insan dünyanın en mutlu insanı olurdu. Ne var ki, zenginlere baktığınız takdirde, dünyanın en bol sorunlarının onlarda olduğunu görürsünüz. En kudretli olanlara bakarsanız, dünyanın en zorlu sorunlarının onlarda olduğunu görürsünüz. En ünlü olanlara bakarsanız, onların sorunlarının da yaşadıkları dönemdeki en ünlü sorunlar olduğunu görürsünüz. Mutluluk yerine, çok sayıda sorunla yüz yüze gelirler!

Tanrı’nın verdiklerine kanaat eden, elindekiyle yetinen sade bir insan, en mutlu kişidir. santosham param sukham – kanaatkârlıktan, halinden hoşnut olmaktan daha yüce bir sevinç yoktur. İşte bu kanaatkârlık, ancak kim olduğunuzu ve Hakiki doğanızın ne olduğunu bildiğinizde gerçekleşebilir. İlahi olduğunuzun, İlahiliğin bir parçası olduğunuzun, hakiki anlamıyla tanrılar olduğunuzun farkındalığına erdiğinizde, tüm üzüntüler de tüm endişeler de yok olup gider.

 

Bu İlahi Diskurun tamamını Türkçe dilinde okumak için tıklayınız: LİNK

 

 

 

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

İlahi Diskur

12 Şubat 2020

Sabah Satsang’ı

Nakhon Pathom, Tayland - 2. Bölüm

 

Sathya Sai’ye bir bakın. Hem guru’dur hem de Tanrı. Hem yoldur hem de hedef. Öyle değil mi? Eşi benzeri olmayan bir kombinasyondur. Size hem nasıl yürüyeceğinizi öğretir hem de Kendisine ulaştırır. Her iki şekilde de yardımcı olur size!

Geçen gün, tanrıların son derece masum olduklarını söylemiştim: insanlar her neyi isterlerse, tanrılar bahşeder. Tanrılar birçok salikin dileğini yerine getirmiştir. Hiranyakashipu’nun bir dileğini Brahma gerçekleştirdi; Bhasmasura’nın dileğini Śiva’nın Kendisi yerine getirdi – ve onlar da Śiva ile Brahma’nın arkasına sığındı! Bu tanrılar dilekleri hiç yokuşa sürmeden gerçekleştirdiler.

Ne var ki, gurular öyle değildir. gurular Dakshinamurthy gibidir. Sizi çok ciddiye alır ve size neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretir. Sizi yönlendirmeden kolayca peşinizi bırakmaz. Bir kez guru’nun ayaklarına secde ettiniz mi, guru’nın emirlerine uymaya razı olmanız hiç fena olmaz. guru’nun en yüce emri ise, İlahiliğinizin farkındalığına ermenizdir – bu dünyadaki diğer her şey çocuk oyuncağı olarak kabul edilebilir. Parkta oyun oynamakla meşgul olan çocuklar gibi, insanoğlu da dünyada oyun oynamaktadır.

Gerçek hedef, hakiki evinize dönmenizdir. Sürekli olarak burada, yani şu dünyada olamazsınız. İnsanoğlu hakiki evine dönüş yolunu unutmuş durumda – oraya ulaşabilmesi adına kendisine gerekli şekilde yol gösterilmesine ihtiyaç duyar. guru, söz konusu farkındalığın edinilmesini sağlamak amacıyla duruma el koyup, “Yolunu kaybetmişsin, gel buraya. Seni evine geri götüreyim,” der. Sonra sizi kendi İlahiliğinize geri götürür. Her guru’nun amacı budur. guru’yu takip etmeniz ve Onun bencillikten uzak sevgi ile bencillikten uzak hizmetten oluşan iki ayak izini izleyerek gitmeniz gerekir.

Bu iki prensibin izinden giderseniz, hedefe varırsınız: Herkese ve her şeye yönelik sevgi; hiçbir ayrım yapmadan, karşılığında ne elde edebileceğinize ilişkin hiçbir beklentiniz olmadan yahut başınıza gelebileceklerden korkmadan verilen hizmet. Yoksa ticaret olur, seva değil. seva yalnızca vermektir; hiçbir şey alınmaz ve hiçbir beklenti olmaz.

Dakshinamurthy nadiren konuşur. Arada bir ağzını açsa dahi, bunun dışında daima sessizdir. Onun sessizliğini anlamak zorundasınız. Ben daima, “Benim sözlerimi anlamadığınız takdirde, Benim sessizliğimi nasıl anlarsınız ki?” derim. Öncelikle sözlerimin üzerinde tefekkür etmeniz gerekir. śravanam – ilk adım, dinlemektir; mananam – sonra onun üzerinde odaklanıp düşünmek gelir, tefekkür etmek, meditasyon yapmak gelir. En sonunda da nididhyasanam – uygulamak – gelir. Bu adımları takip ettiğinizde ancak, farkındalığa erersiniz. Aksi halde, guru ne denli yüce olursa olsun, takipçi hakiki varış yerine ulaşamaz. Öğretmen ne kadar yüce olursa olsun, öğrenci dersleri öğrenmek için hiçbir çaba göstermezse, sınavları nasıl geçer ki? Sonuç her ikisine de – yüce bir guru’ya da iyi bir takipçiye de bağlıdır. Yüce bir guru ile iyi bir takipçinin ikisi bir araya gelmelidir.

Hiçbirinizin Benim yüceliğimden kuşkunuz yok! (Gülüşmeler) Dolayısıyla, hakiki varış yerinize ulaşamıyorsanız, kabahat Bende değil. Bir yerde, öte tarafın çaba göstermemesi söz konusu demek ki. Benim gösterdiğim çaba, %100’dür; sizin tarafınızda da çaba %100 olmalıdır. Ben çok yumuşak davranan bir guru’yum. Takipçiye kolayca geçer not veririm. Sınav kağıdına birazcık yazsanız bile, size iyi not veririm, fazladan not veririm ve sınavı geçmenizi sağlarım. İyi notu hak etmeseniz dahi, Benim fazladan not verebilmem için en azından bir şeyler yazın. O kadarcık sevgi, o kadarcık çaba gösterdiğinizde, ümit var demektir. En iyisi, guru’ya teslim olmaktır. Onun söylediklerinin izinden gidin. İşte o zaman hedefinize varırsınız.

 

Bu İlahi Diskurun tamamını okumak için bakınız: LİNK

 

 

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

 

İlahi Diskur

12 Şubat 2020

Sabah Satsang’ı

Nakhon Pathom, Tayland - 1. Bölüm

 

Adi Shankaracharya şöyle demiştir:

shareeram swaroopam tatha va kalatram

yashas charuchitram dhanam merutulyam

manash chenna lagnam guroranghipadme

tatah kim tatah kim tatah kim tatah kim

 

Çok güzel ve sağlıklı bir bedene sahip olsanız da,

her yerde tanınıyor olup, ihtişamınız şarkılara konu olsa da,

çok güzel bir eşiniz veya kocanız olsa da,

Meru dağı kadar servetiniz olsa da,

tüm bu şeylere sahip olmak neye yarar;

zihniniz guru’nun ayaklarına bağlı olmadıktan sonra

tüm bunlar neye yarar?

 

guru’nun ayaklarının önemi ve ona dair fikir budur – bu ayaklar sevgiyi ve hizmeti ifade ederler. Bir ayak sevgi, diğer ayak ise hizmettir. ‘Herkesi ve Her Şeyi Sevin, Herkese ve Her şeye Hizmet edin’in ayak izlerini bırakır onlar.

Dünyada sahip olduğunuz her şeye rağmen bu Tanrı bağlılığınız yoksa eğer, sahip olduğunuz diğer her şeyin ne önemi vardır o zaman? Tanrı bağlılığınız dışında hiçbir şey kurtaramaz sizi!

guru padukabhyam – sadece guru’nun ayakları kurtarabilir sizi.

ananta samsara samudra taram – ve bu samsara okyanusunu geçmenize yardımcı olur.

naukayitabhyam guru bhaktitabhyam guru’ya olan Tanrı bağlılığı, sizi karşı tarafa geçiren, okyanusun öbür tarafına geçiren, sizi insan olmaktan ilahi olmaya geçiren tekne gibidir. Arada olan şey, okyanustur.

samsara okyanusunda boğulmadan kişi nasıl yönünü bulabilir? Sadece guru’nun teknesi sizi güvenli bir şekilde karşıya geçirebilir. Nedir bu tekne? bhakti’nin (Tanrı bağlılığının) guru’nun ayaklarına yönlendirilmesi, teknedir. Gelin görün ki, bhakti sadece bir ritüel değildir. İşin spiritüel yanı, guru’nun öğretilerinin izinden gitmektir. Çıkan iki ayak izi – sevgi ve hizmettir. Hakiki padaseva (lotus ayaklara hizmet) alçakgönüllülükle, saflıkla ve ilahi hislerle gelir – guru’nun gösterdiği yolu takip etmektir. guru ne yapar tüm malalar’ınız, poojalar’ınız, haralar’ınız, pushpamlar’ınızla (japa, dualar, boyna asılan çelenkler, adak olarak sunulan çiçeklerinizle)? Bugün sunduğunuz çiçekler yarına solarlar. Bugün sunduğunuz meyveler yarına çürürler. Bugün sunacağınız herhangi bir yiyecek yarına bozulur. Guru tüm bunlarla ne yapsın ki?

Onun tek hedefi, sizi kendi guri’nize, yani kendi ilahiliğinizin farkındalığını edinmek olan kendi hedefinize ulaştırmaktır. guru’ların herhangi bir şeyi yapmalarının işte bundan başka bir sebebi yoktur. Bu nedenle, nasıl ki guru salikini seçerken çok dikkatli davranıyorsa, siz de guru’nuzu seçerken son derece dikkatli olmalısınız. Her iki tarafın da dikkatli olması gerekir.

guru’nun çekinceleri nedir? guru, shraddha’sı ve bhakti’si (amaca yönelik samimiyeti ve tanrı bağlılığı) olan saliki seçer. Bundan başka bir kriteri yoktur. Ne kadar zengin olduğunuzun, meşhur olduğunuzun, kaç madalya kazandığınızın veya ne kadar popüler olduğunuzun bir önemi yoktur. Bu dünyevi faktörlerin hiçbiri rol oynamaz. guru sadece ne kadar shraddha’nız ve bhakti’nız olduğuna bakar; o kadar.

Bir salik guru’da ne aramalıdır peki? Tabi ki prema ya da sevgi en önemli şeydir. guru’nun sevgisi koşulsuz olmalıdır. guru’nun sevgisi koşullarla geliyorsa, bencilliğin bir nevi formudur ve işin bir parçası olmamalıdır bu. guru’nun niteliği, sadece saf ve bencillikten uzak sevgi olmalıdır. guru’nun ilgilendiği tek şey, salikinin en yüce seviyeden iyiliği olmalıdır. guru’nun bundan başka ilgilendiği bir şey olmamalıdır. Bu fikirden yola çıkarak, guru’nuza ibadet ediyorsanız ve guru’nuz da sizi shraddha’nız ve bhakti’nizden dolayı seviyor ve kutsuyorsa, her şey mümkün olur.

Bir guru olmadan hiç kimsenin Tanrı’ya erişemeyeceği söylenir.

 

Bu İlahi Diskurun tamamını okumak için bakınız: LİNK

 

 

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

  

4 Temmuz 2019

Akşam Oturumu

 Barselona – İspanya

 

Neden yapılmalıdır seva? Kimin için yapılmalıdır seva? Ne zaman yapılmalıdır seva? Nasıl yapılmalıdır seva? Nerede yapılmalıdır seva? Seva yaptığınız zaman neden yaptığınızı, kimin için yaptığınızı, ne zaman yaptığınızı, nasıl yaptığınızı ve nerede yaptığınızı bilmelisiniz. Ne zaman yapılmalıdır seva? Günün her saati seva yapmak için uygundur. Nerede yapılmalıdır seva? Her yer iyidir seva yapmak için. Nasıl yapılmalıdır seva? Kişi seva’yı hiç ego olmadan yapmalıdır. Ne tür seva yapılmalıdır? Kişi, kişinin veya yerin durumuna göre seva yapmalıdır. Kimin iyiliği için yapılmalıdır seva? Kişi neden seva yapmalıdır? Seva sizin kendi iyiliğiniz için yapılmalıdır. Tüm yerler, günün her saati seva yapmak için iyidir, ancak seva ego olmadan, bağımlılık olmadan, hiçbir karşılık beklemeden yapılmalıdır – kimin iyiliği için peki? Kendi iyiliğiniz için yapmalısınız seva’yı, zira seva sizi daha iyi bir insan yapar. Seva yapmanın en iyi nedeni, seva’nın sizin kendi gelişiminiz için olmasıdır. Seva, bir başka kişiye yardım etmeden evvel sizi daha iyi bir insan haline getirerek size yardımcı olur.

Herkes hizmetkârdır, herkes hizmetkârdır. Ağaçlar başkalarının iyiliği için meyve verirler; kendi meyvelerini yemezler. Nehirler başkalarının iyiliği için akarlar; kendi sularından içmezler. İnekler başkalarının iyiliği için süt verirler. Bu nedenle, bu bedenin başkalarına hizmet etmek için verildiği söylenir.

Bakın, bu evrenin tamamında Tanrı’nın yarattığı her şey bir başkasının bir şekilde işine yarar. Bir cesedin içindeki böcek bile bedenin çürümesine yardım ederek hizmet eder. Bu evrende herkese oynaması için bir rol verilmiştir. Hizmet etmeyi sadece insanlar unutur. Hizmet etmek için doğduklarını unuturlar. Yemek yemek, uyumak, keyif almak ve en nihayetinde de ölmek için doğduklarını zannederler. Ne var ki, yaşamın esas gayesi, hizmet etmek ve hizmet etme yoluyla Öz’ün farkındalığına ermektir. Yaşamınızla bunun dışında yaptığınız her şey boşa gider. Bir başkasına hizmet etmek ve hizmet etmek yoluyla daha iyi ve ilahi hale gelmek – herkesin yaratılmış olmasının tek ve esas sebebi budur.

Bir taş parçası evrim geçirdiğinde bitki olur. Bir bitki evrim geçirdiğinde hayvan olur. Bir hayvan evrim geçirdiğinde insan olur. Bir insan evrim geçirdiğinde, bu kişi bencil hale değil de bencillikten uzak ve ilahi hale gelmelidir. Kişinin yaşamı sona erdiğinde kişi ilahi hale gelmemişse, bu yaşam ziyan olmuş demektir.

Bu İlahi Diskurun tamamını TÜRKÇE dilinde okumak için bakınız: LİNK

 

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

  

5 Ağustos 2018

 Singapur – ‘Swami Home’ Ziyareti

 

Günümüzde zengin olan yaşlılar bile ızdırap çekiyor. Eskiden ızdırabı sadece fakirlerin çektiği düşünülürdü, fakat günümüzde para sıkıntısı çekmeyen yaşlılar da ızdırap çekiyorlar. Bu yaşlılar kendileri için son teknoloji bakım üniteleri satın alabiliyorlar, fakat sevgi ve şefkat satın alamıyorlar – paranın satın alamayacağı bir şeydir bu. Onlar belki en iyi hastanelere yatırılabiliyorlar ve tüm servetlerini tıbbi hizmet almak için harcayabiliyorlar – evet, en iyi tıbbi hizmeti alıyorlar, sorun bu değil – ancak sevgi ve şefkati satın alamazsınız. Sevgi ve şefkat sadece, insanların, işe yarama, başkalarına hizmet etme ve bunları Tanrı’ya tam bir adanmışlık, sevgi ve teslimiyetle yapabilme idealinden ilham alan aldıkları böylesine bir yerde mümkündür ve bu da bir kişinin aşılayabileceği en yüce erdemdir. Burada çalışanlar, verdikleri sözlerde ve dualarında, başkalarını içten gelen bir nezaketle ve şefkatle sevebilmek için kendilerine güç verilmesini isterler. Bu yaşlılar evinin başarılı olmasının sebebi bu içtenliktir.

Bu İlahi Diskurun tamamını orjinal dilinde okumak için bakınız: LİNK


 

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

  

Türkiye’ye İlahi Ziyaret

2 Nisan 2017

 

İki tane eliniz, iki tane ayağınız, ikişer tane göz ve kulağınız vardır. Bu uzuvlar birlikte çalıştıkları takdirde, bedeniniz doğru düzgün çalışır. Örneğin, eğer karnınız acıkırsa, ne olmalıdır? Gözleriniz yiyeceklerin nerede olduğunu görmelidir; ayaklarınız yiyeceklere doğru yürümelidir; elleriniz yiyecekleri alıp bir tabağa koymalı ve sonra ağzınıza yerleştirmelidir; ondan sonra ağzınız, mideye inebilmeleri için yiyecekleri yutmalıdır. Sonra mide de yiyecekleri sindirir ve açlığınız giderilmiş olur. Açlığın giderilmesini sağlamak için tüm bedenin birlikte çalışması işte bu şekilde olur. Elleriniz yiyecekleri ağzınıza koymayı istiyor da ayaklarınız yürümek istemiyorsa veya ayaklarınız yürümek istiyor da elleriniz yiyecekleri ağzınıza koymak istemiyorsa, beden nasıl mutlu olabilir ki? Siz herkesin Tanrı’nın bir uzvu olduğunu idrak edene kadar, birlik diye bir şey olmayacaktır.

Vyaşti ya da birey, Srişti’nin ya da Yaratılışın bir uzvudur. Bunun karşılığında, Srişti de Parameşti’nin bir uzvudur, yani Tanrı’nın bir parçasıdır. Farklı insanları bireyler olarak görüyorsunuz, fakat hepiniz aynı bedenin parçalarısınız. Bedenin sağlıklı ve mutlu olabilmesi adına, tüm parçalarının birlikte çalışması gerekir. Hepsinin birlikte çalışması, herkesin iyiliği içindir. Eğer mideye besin gidiyorsa, eller, ayaklar ve gözler de bundan faydalanır – dolayısıyla, tüm beden bundan yararlanır. Bunun gerçekleşmesi için, herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekir.

İşte hepiniz böyle düşünmelisiniz. Yapılabilecek basit bir uygulama, önce öteki kişinin içindeki iyiliği düşünmek olur. Onların yapıp da sizin yapamadığınız şey nedir? Onların içinde olup da iyi olan ve sizde olmayan şey nedir? İlk önce, iyi olanı görün. İyi olanı gerçekten düşündüğünüzde, o kişinin yaptığı tüm iyilikleri düşündüğünüzde, o zaman onların içinde olup da o kadar iyi olmayan niteliklerin üzerinde durmazsınız. Bunları göz ardı edebilecek hale gelirsiniz. Şöyle düşünürsünüz: ‘Bu insanın içinde o kadar çok iyi şey var ki, onun içindeki çok da iyi olmayan şeyleri kolaylıkla görmezden gelebilirim – çünkü kimse mükemmel değildir, ben bile.’ Mesele kendinizi ve etrafınızdakileri anlamaya geldiğinde, uygulayacağınız formül basittir: Mesele başkalarıyken, ilk önce onlarda neyin iyi olduğunu düşünün ve neyin o kadar iyi olmadığını ondan sonra düşünün. Mesele kendiniz olduğunda ise, ilk önce o kadar da iyi olmayan ne varsa, onları düşünün, iyi olan şeyleri ise ondan sonra düşünün.

Öncelikle, bu uygulama sizleri alçakgönüllü yapar. İkinci olarak da başkalarına karşı şefkatli olmayı sürdürmenize yardımcı olur. Sizler, kendi içinizdeki iyi olanı görüp kötü niteliklerinizi göz ardı etme ve başkalarında eksik olanı görüp onların içindeki iyi şeyleri görmezden gelme eğilimindesiniz. Tüm çatışmaların ortaya çıkış sebebi budur. Tekrar etmek gerekirse, onların içindeki iyi şeyleri düşünün. Onlardaki iyi şeylerin ışığında da kötü şeyler son derece önemsiz görünür. Egonuz şiştiğinde ve kendinizi diğerlerinden daha üstün gördüğünüzde, ilk olarak kendi kusurlarınızı analiz edin, yapmakta olduğunuz iyi şeyleri ancak ondan sonra düşünün. Alçakgönüllülük anında artar. Alçakgönüllülük bir kez ayağını içeriye attı mı da birlik olur. Kişi böyle düşünmelidir işte.

Herkesin Tanrı’nın bir parçası, Tanrı’nın bir uzvu olduğunu ve Tanrı’dan ayrı olmadığını aklınızdan çıkarmayın. Ellerin bazen gözleri incitebildiği ya da kimi zaman yemek yerken dişlerin dili ısırdığı doğrudur. Öyle bile olsa, hepsi de aynı bedenin parçalarıdır. İkinci olarak, iş gruplar halinde çalışmaya geldiğinde, uzlaşamadığınız zamanlar olabilir. Karşınızdaki kimseyi reddetmeden önce, onun içindeki iyi olanı düşünün. Sonra, o insanın içinde o kadar çok iyilik olduğunu hissedip, “Bizi bir araya getirecek şekilde davranmıyor olmam, acaba benim açımdan doğru bir şey mi, bilemiyorum,” diye derin düşünceye dalarsınız. İlk adımı kim atarsa, Tanrı’ya o kişi yakınlaşır. Öyle değil mi? İlk adımı atıp atmamak size kalmıştır. Niçin diğerlerini bekleyesiniz ki! Tanrı’ya doğru bir adım atarsanız, O’na daha bir yakınlaşmış olursunuz – bu da sizin iyiliğiniz içindir. Kişi bu şekilde düşünmelidir işte.

Bu İlahi Diskurun tamamını Türkçe olarak okumak için bakınız: LİNK


 

İLAHİ DİSKURLARDAN ALINTILAR
SAIPRAKASHANA.ONLINE

  

Fransa’ya İlahi Ziyaret

6 Nisan 2019

 

 

Her şey hakikatten doğar ve

 hakikat vasıtasıyla her şey en sonunda kaynaşıp O’nda özümsenir.

Nereye bakarsanız bakın, yalnızca hakikati görürsünüz.

Her yerde var olan en saf haldeki hakikat prensibi işte budur.

(Telugu dilinde şiir)

 

 

Sevginin Sevgili Bedenlenmişleri!

Hakikat tektir, ancak birçok kişi tarafından çok çeşitli şekillerde anlatıldığı için kadim metinler, “Ekam sat viprah bahudha vadanti – bilgeler tarafından değişik şekillerde anlatılan sadece tek bir hakikat vardır,” derler. Adlandırılmış oldukları gibi, tüm çeşitli üstatlar aynı hakikati saliklerine ve öğrencilerine çekici gelecek şekilde anlatmış olan öğretmenlerdir. Bu hakikatleri yıllardır anlatıyorum Ben. Daha başka ne söyleyebilirim ki?

Tigrett Bana geldi ve, “Swami, daha başka ne hakkında konuşabilirim bilmiyorum, zira konuşmalarım için tüm fikirleri tükettim. Sen beni dünyanın her yerine götürüyorsun ve benden konuşmamı istiyorsun, fakat söylemek istediğim her şeyi söylemiş olduğum için daha başka ne söyleyebilirim bilmiyorum,” dedi.

Ona şöyle cevap verdim: “Tigrett, probleminin ne olduğunu biliyorum, çünkü Ben aynı hakikati yıllardır anlatıyorum! (Gülüşmeler)

Durumunu tamamen anlıyorum. Bu hakikat başka nasıl söylenir Ben de bilmiyorum. Bunun hakkında olabilecek her şekilde konuştum. Bu hakikat çok basittir: Her şey ve herkes ilahidir. Hakikat budur. Hakikat o kadar basit ki kimse inanamıyor.

Ne var ki, onlara, ‘Baş aşağı asılı durmalısınız, o yöne veya bu yöne dönmelisiniz, birkaç bin defa nefes almalısınız, bunu yemeli ve şunu yememelisiniz, buraya gitmeli ve şuraya gitmemelisiniz, işte o zaman hakikati bilirsiniz,’ dersem, herkes hakikate inanır. Herkes bu hakikatin farkındalığına ermek için bir şey yapması gerektiğini düşünür, fakat gerçekte sadece hiçlikte hakikatin farkındalığına erebilirsiniz.  

Bir şey olmaya çalışıyorsanız, hakikati bilemezsiniz. Hiçbir şey haline geldiğinizde hakikat haline gelirsiniz. Gayret, bir şey yapmakla ilgili değildir –   yapmış olduğunuz birçok şeyi gerisin geriye çevirmek ile ilgilidir. Sizi hakikate bu götürür.”

Kendi üzerinize fazlasıyla fikir, fazlasıyla düşünce ve fazlasıyla arzu almış durumdasınız ve bu içte yatan hakikati saklıyor. Bu nedenle, yapmış olduğunuz her şeyi gerisin geriye çevirmek hakikate giden yoldur. Hakikat son derece basittir ve basit bir şekilde anlatılabilir.

Bir doktora herhangi bir problem için gidip ilaç isterseniz ve doktor gerçekte bir probleminiz olmadığını – bunu hayal ettiğinizi – anlarsa, probleminiz için bir ilaç yok demektir. Doktor size, “İlaca ihtiyacın yok senin; iyisin sen, Sadece bir problemin olduğunu hayal ediyorsun,” diyebilir. Siz de kendinize, “İyi bir doktor değil bu! Sanırım gidip başka bir doktor göreceğim,” dersiniz. Ardından bir sonraki doktora giderseniz, bu doktor size toz tebeşir verse bile iyileşeceğinizi düşünerek mutlu mesut bir şekilde toz tebeşiri yiyip bitirirsiniz!

Bu İlahi Diskurun tamamını Türkçe olarak okumak için bakınız: LİNK


Sayfa 1 / 3

Yeni Resmi Websitelerinin Linkleri

OTURUM Aç YA DA KAYIT OL